Kayıtlar

Schopenhauer ve Freud’un Kirpi İkilemi

Resim
Kirpiyi Bulmak

1909 yılında Amerika’dan nefret eden ve oraya hiç gitmeyen Sigmund Freud, evinde purosunu yaktığı anda birden şöyle söyledi: “Amerika’ya gideceğim, vahşi oklu kirpileri görüp, birkaç da konferans vereceğim.” Herkesi şaşırtan cümlesinden sonra ise durumu biraz açıklığa kavuşturacak açıklamayı yaptı: “Büyük hedefleriniz varsa, dikkatinizi fazla gayret gerektirmeyen ikinci bir hedefe yoğunlaştırmak, korkunuzu azaltır.”

Kirpi mevzusunun çıkış sebebine bakacak olursak, Arthur Schopenhauer’in 1851’de yayınlanan Parerga ve Paralipomena: Kısa Felsefi Denemeler eserinin 396. bölümüne denk geliriz. Schopenhauer eserinin bu bölümünde kirpilerin soğuk bir zamanda düştükleri çıkmazı anlatır.

“Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları …

İstisna Olarak, Müstesna Bir Öğretmenin Çaresizliğini Anlattığı Mektubu... [2005 Yılından]

İstisna olarak, müstesna bir öğretmenin çaresizliğini anlattığı mektubu... (2005 yılından)

not: bir kaç sitede paylaşıldığını gördüm; yazılan bir yoruma takıldım; "çocuksu romantizm"... Şu an ki dünya halinin ...tanlığını özetleyen iki kelime... İyiye dair seslendirilen, istenen, savunulan her şey çocuksu romantizm. Gerçek, acımasız; bunlara göre... Acımasız olan gerçek değil, sizin düşünceleriniz ve düşüncelerinizin bu hale getirdiği ...tan dünya!.. 

(üç nokta ile ifade etmeme rağmen, yine de kusuruma bakmayın lütfen)
**********************


Merhaba! 

İstanbul’da bir lisede öğretmenlik yapıyorum. Çalıştığım okul, çoğunluğu Anadolu’nun en ücra köylerinden gelip yerleşen (yerleşemeyen) insanların oturduğu bir çevrede. 

Etrafımız gecekondu mahallesi. Gecekondu olmayan yerlerde de derme çatma binalar var. 

İstanbul’un pek çok yerinde artık görmeye alıştığımız bir manzara var aslında burada da. Sözünü ettiğim yerleşim yerinin 5 dakikalık mesafesinde modern bir alışveriş merkezi var! Ata…

Dünyanın En Tuhaf Mahluku... [Nazım Hikmet]

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
           beş değil,
                      yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
                            deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
                                    senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
                      kabahat senin,
                                     — demeğe de dilim varmıyor ama —
                      kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

                                                                                                    1947

Bilginin Cehaleti Üzerine... [Şems-i Tebrizi]

Resim
Hayatın içinde öyle çok uygulamaya çalışıyoruz ki bu yazılanları; bazen zor oluyor... Değer verip önemsediğin insanların umursamaz bir şekilde, sığ düşüncelerinin peşinde gitmesi zoruna gidiyor... Her şeye rağmen yapılana razı olamasak da, havale etmek gerekiyor; sessizce...
























Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın…
Bildiklerini unut.
Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla.
Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et…
Gıybet etme sakın, bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker.
Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın.
Birini ne kadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar.
Kainatın matematiğidir.
Bir koyar, bir alır insan.
Bilmeden kendi hesabını dürer
Hiçbir konuda emin olma kendini ayrıcalıklı sayma.
Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhreti…

Türkiye'deki Apartmanların Karaktersizliğini Gözler Önüne Seren Çarpıcı Bir Yazı... [EkşiŞeyler]

Resim
*konu düzeltilmeden alıntıdır; bazı kısımlarında küfür içerir.

Sözlük yazarı ''soner bastiat'' ülkemizdeki apartman mimarisinun durumunu kendine has diliyle anlatmış.
özellikle avrupa'ya falan gidenler fark etmişlerdir, hangi sokağa girsen mutlaka güzel binalarla, evlerle karşılaşırsın. turistik yerlerden, müze binalarından falan bahsetmiyorum. sıradan insanların oturduğu bir apartmanın bile kendine has bir çizgisi ve estetiği vardır. mesela isviçre'deki en düşük gelir grubuna ait kantonlardan birinin (glarus) herhangi bir sokağına rastgele bir uçuş gerçekleştirelim; glarus Glarus
yani türkiye'deki karşılığı güneydoğu anadolu bölgesi falan oluyor. ama ben karşılaştırmak için o bölge yerine türkiye'nin en zengin şehrindeki en zengin semtlerinden birine uçacağım (istanbul-etiler'e); etiler Etiler
dikkat edin sizi çağlayan'a falan götürmedim. yani şuraya da götürebilirdim; caglayan ama götürmedim. Çağlayan
elbette bu yabancıların kötü sokakları, kötü bina…

Umut Sarıkaya Mizahının Ne Anlattığına Dair Hak Vermeden Edemeyeceğiniz Tanımlar... [EkşiŞeyler]

Resim
Ülkenin mizah algısını değiştirdiğine kimsenin pek itirazı olmayacağını sandığımız karikatürist Umut Sarıkaya, bir süredir Naber dergisiyle ara ara varlık göstermeye devam ediyor. Sözlük yazarı "unholdings" de kendisine dair güzel tanımlar sıralamış.
90'lı yıllarda ortaokul ya da lise okuyan, 90'ların sonlarında üniversiteye başlamış özellikle nispeten gariban insanların hayatını kah güldüren kah hüzünlendiren şekilde yüzümüze vuran güzel insandır umut sarıkaya. umut sarıkaya salt bir karikatürist değildir, çok iyi bir gözlemci, çok iyi bir hikayecidir. edebiyattaki ayrıntılarıyla anlatma sanatını, minici karikatüre sığdırabilen yegane çizerdir.
karikatürleri bazen çok güldürürken bazen en katı insanın bile gözlerinden önemli miktarda yaş getirir. belki günümüz gençliği için çok fazla anlam ifade etmez, ya bu adam neyden bahsediyor denilebilir ama, özellikle bizim kuşak için bir fenomendir.
umut sarıkaya beslenme çantasında tek hıyar ile haşlanmış yumurtası olan adamı…

Bu Topraklarda Vergi Yetişir! | Ozan Bingöl | TEDxBahcesehirUniversity

Resim
...