Kayıtlar

Atatürk ile Amerikalı Bir Çocuk Arasında Geçen İlginç Mektuplaşma...

Resim
İçten, sonsuz saygıyla...

Bir dünya lideri kolay olunmuyor. 1923 yılında geçen mektuplaşma, Atatürk'ün ülke sınırlarını aşmış bir lider olmasını tekrar tekrar kanıtlar nitelikte. Cumhuriyetin yeni ilan edildiği 1923 yılının Ekim ayında, Atatürk ve arkadaşları büyük bir yoğunluğun içindeydi. Bu zor dönemde Atatürk, bütün gününü çalışmaya ayırıyordu. Bir gün yaveri, elinde bir zarfla Atatürk'ün odasına girer: "Paşam, bir mektubunuz var. Amerika'dan!" Zarftaki isme bakan Atatürk, ismi tanıyamadı. Curtis LaFrance isminde bir yabancıdan gelen mektubu görünce, Atatürk daha da meraklandı. "Elmira, New York, 28 Ekim 1923 "Sayın efendim, ben on yaşında Amerikalı bir çocuğum. Türkiye'ye ve yeni hükümetine büyük bir ilgi duyuyorum. Siz ve Bayan Kemal hakkında bir röportaj okudum. Türkiye hakkında bir defterim var ve şimdiden siz ve Bayan Kemal hakkında birçok yazı ve resim topladım. Lütfen Amerikalı bir çocuğa, bir küçük not ve bir imzalı fotoğrafınızı gönderin…

Olumlu ve Umutlu Bir Hayata...

Resim
Hayat her daim değişken bir şekilde devam ediyor; değişiyoruz, unutuyoruz, vazgeçiyoruz, erteliyoruz, direniyoruz, istiyoruz, umut ediyoruz... İyi düşünün, iyi yanı başınızda olsun... Psikolojiniz iyi olursa, hayata karşı her zaman 1-0 önde başlarsınız... Lütfen; iyi düşünün, iyi düşündürün, gülümseyin, gülümsetin... ki hayat, daha yaşanacak bir yere dönsün...





1. “Masallar gerçekten de doğrudur – bize ejderhaların var olduğunu söyledikleri için değil, onların yenilebileceğini hatırlattıkları için.” – Gilberth Keith Chesterton

2. “Eğer o dağa tırmanmazsanız, manzaranın tadını hiçbir zaman çıkaramayacaksınız.” – Pablo Neruda

3. Mutluluk bir kelebek gibidir, eğer peşinden koşarsak hep elimizden kaçar ama sakince oturursak gelip üstümüze konacaktır.” – Nathaniel Hawthorne

4. “Yenilgi sadece bir düşünce biçimidir; yenilgiyi kendi gerçeği olarak kabul edene kadar kimse yenilmiş değildir.” – Bruce Lee

5. “Ben olduğum gibiyim, sen de olduğun gibisin. Öyle bir dünya kuralım ki, ben kendim olmayı bı…

İsveç'in Tarihine Dair İlginç Bir Anektod...

Dünyanın refah düzeyi en iyi ülkelerinden biri... Bunun için neler yapmış geçmişte; yorumsuz olarak ekliyorum...


her yıl fizik, tıp, kimya, edebiyat, ekonomi ve barış alanında nobel ödülleri veren, halihazırda dünyanın barış havarisi olarak görülen isveç 1934-1975 yılları arasında 58 bini kadın, 63 bin isveçli vatandaşını zorla kısırlaştırmıştır. 

kısırlaştırmanın nedenleri, kurulmakta olan endüstri toplumunun gerektirdiği sağlıklı işgücünü yaratmak ve bu aşamada gereksiz sağlık harcamalarından kurtulmak için kalıtımsal hastalık sahibi kişilerin çocuk sahibi olmalarını önlemekti.

münih üniversitesi'nde yürütülen psikiyatrik genetik çalışmalarının sonucu olarak, naziler 1933'te ruhsal rahatsızlığı bulunan insanların kısırlaştırılmaları yasasını çıkardıktan 1 yıl sonra, 1934'te isveç meclisinde alınan bir kararla 40 yıl boyunca sakatlar, kalıtımsal hastalığı, psikolojik rahatsızlığı olanlar, alkolikler ve herhangi bir şekilde "sosyal yaşama uyum sağlayamayacağı" düşün…

Sene 2009... Bir Askerin Hatırasından...

ekşisözlük'ten 'in anısı... Ağır hayatlar...


           sene 2009. kırklareli'de jandarma er olarak askerlik yapıyorum. görev gereği her gün merkeze bağlı 45 civarındaki köye sırayla devriye atılıyor. neyse bir gün yine diğerlerinden hiçbir farkını göremeyeceğiniz, ya kerpiçten ya da tuğlaları görülen kaba saba evlerden oluşan,300-400 nüfuslu bir köye gittik. muhtarla konuşuldu, kahveye uğrandı falan rutin işleri yaptık. dönüşe hazırlanırken meydana çıkan yan sokaktaki bir kadın dikkatimi çekti. 

            45 yaşlarındaki bir ayağı aksayan bu kadın, genişçe sayılabilecek o sokakta sürekli yürüyerek tur atıyordu. pattern izleyen robotlar gibi kendisine hayali bir kare çizmiş ve o karede hiçbir şekilde konuşmadan ama son derece doğal bir yüz ifadesiyle yürüyüp duruyordu. bir an için göz göze geldik. beni görünce hafif gülümseyerek selam verdi hal hatır sordu, cevabımı dinlemeden yürümeye devam etti. 

             Arabada komutana kadını sordum. "heaa deli hatçayı…

Leman Sam ile Bütünleşen 'Kıyamam Sana' Şarkısının Bilinmeyen Hikayesi...

Resim
çok ağır geldi hikaye... ah, ne hayatlar var; dışındaki maskenin ardında gizli kalmış... Böyle güzel sözlerin sahibi, keşke böyle bir ortamda bulunmak zorunda kalmasaydı... 


leman sam'ın "kıyamam sana" şarkısını dinlemeyeniniz yoktur sanırım. bu şarkıyı bir aşk şarkısı sanıyorsunuz değil mi? hayır değil. söz yazarı karaköy genelevi'nde çalışan meçhul bir kadın. bir gün beklemediği anda hamile olduğunu öğrenir. bulunduğu ortamı ve şartları düşününce bebeğinden vazgeçmekten başka çaresi yoktur. evlatlık vermeye karar verir ve bu sözleri yavrusuyla beraber olduğu o son gece yazar. çaresiz bir annenin kaleme aldığı leman sam'ın bestelediği bu şarkının sözleri şöyle;

bir gün anlayacaksın 
neden sessizce gittiğimi 
senden vazgeçmek uğruna 
nasıl bir savaş verdiğimi
mevsim kış olur hani 
bir yudum güneş bulamazsın 
sonsuz uçurumlardaki 
çiçeklere dokunamazsın
her sabah bir sayfa daha
eksilip gidiyor ömrümden
gönlümün yıkıntılarında 
can çekişiyor umutlarım
ellerimde acı var, ellerini…

Kongo Kasabı: Belçika Kralı II. Leopold... [The Butcher of Congo: King Leopold II of Belgium]

Resim
1900'lü yılların başında, belçika kralı ıı. leopold’un afrika’daki sömürgelerinden biri olan kongo’da, bir din adamı tarafından gizlice çekilmiş. fotoğraftaki adam, kendisi gibi köle olan ve yeterince kauçuk toplayamadığı için cezalandırılan 5 yaşındaki kızının kesilen sol eli ve sağ ayağına bakıyor.

         bu korkunç fotoğraf 1885 ve 1908 yılları arasında kral leopold’un afrika’daki hakimiyeti süresince işlenen 5 milyon cinayet ve sayısız işkenceden sadece birisinin tanığı ve kral leopold’un, afrika’da sahip olduğu topraklardan elini çekmesi ile sonuçlanan medya tepkisini başlatan belgelerden birisi.

         internet’te bu fotoğrafın altındaki tartışmalardan birisinde belçikalı olduğunu söyleyen biri şu yorumu yazmıştı: “belçikalıyım, dahası bir tarihçiyim. belçika’nın geçmişindeki bu utancın 4 yıl boyunca aldığım dersler içinde bir kez olsun tartışılmamış olmasını son derece dehşet verici buluyorum”.


İnsanım... [W.Shakespeare]

en iyi değilim, en kötü de
en cömert değilim, en cimri de
en kibirli değilim, en mütevazı da

hiç kimseyi kandırmamış değilim, herkesi aldatmış da
kimseyi yarı yolda bırakmamış değilim, herkesi satmış da
hep iyiliğimden kaybetmiş değilim, kötülük yapa yapa kazanmış da

çok başarılı olduğum günler de oldu, dibe vurduğum da
sevgi dolu değilim, nefret dolu da

biraz barışçıyım, biraz da savaşçı
biraz güçlüyüm, biraz zayıf
biraz iyiyim, biraz kötü
hem iyi, hem kötü
insanım!

insan sevmeye başladı mı,
yaşamaya da başlar!