Kayıtlar

"Uuu Bu Eğitim Sistemi Tam Bir Lunapark Dostum!.." [Gülse Birsel]

fevkalade oldu teog’un aniden hop diye kalkması!
şu an sekizinci sınıfa başlayan öğrenciler hayata öyle bir hazırlanıyorlar ki , ohoo, hepsi çakı gibi olacak.
zira aynı hayat gibi, hiçbir şey belli değil.
her ihtimal yaşanabilir.
plan program yok, gelecek meçhul.
mesela galatasaray lisesi’ni, ne bileyim istanbul erkek lisesi’ni, fen lisesini filan hedefleyen parlak zekâlı genç, sana diyorum! artık hayatın bir kumar! çünkü şimdilik söylenenlere göre o okullar ayrı sınav açacak, ama bu sınavı meb hazırlayacak. teog’da şimdiye kadar yaşananları düşünürsek, bakalım nasıl bir sınav olacak, sonuçları ve başarılı olanlar kime göre, neye göre şekillenecek. ama tabii o okullar ayrı sınav da açmayabilir, belki yarın bir karar verilir ve mülakatla öğrenci alınır, belli mi olur? nasıl adrenalin? bence süper.
sen, anadolu lisesi adayı öğrenci, aniden evinin etrafında başka okul olmadığı için mecburen imam hatip okuluna gitmek mecburiyetinde kalabilirsin mesela. hatta muhtemelen de öyle olacak! zira artı…

TEOG’un Kaldırılmasının Perde Arkası... [odatv/Ezgi Daryürek]

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan talimat verdi, temel eğitimden ortaöğretime geçiş, bilinen ismiyle TEOG kaldırıldı. Üstelik hiçbir yetkilinin fikri alınmadan, hiçbir fizibilite yapılmadan, yerine ne konacağı açıklanmadan, kahvede okey oynayan her vatandaşın durumu yorumlayacağı şekliyle, "bizim zamanımızda TEOG mu vardı” seviyesinde yalnızca bir talimat ile kaldırıldı. Ancak 28 yıllık hayatının 15 senesini, Recep Tayyip Erdoğan'ın hal ve tavırlarını, vereceği yanıtları ya da gündem değiştirmelerini yorumlamakla geçirmiş bir genç olarak, tabi ki Recep Tayyip Erdoğan'ın bir sabah uyanıp, güne neden TEOG'la kavgalı başlamaya karar verdiğini sorgulamak boynumun borcu. Bu noktada karşımıza Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2015-2019 yıllarını kapsayan beş yıllık strateji planı çıkıyor. Plan içerisinde bizzat Bilal Erdoğan tarafından eklenen öğeler barındırıyor. Plana göre İmam Hatip okullarının sayısı arttırılacak, İmam Hatip okullarının tercih eden öğrenci sayısı bir…

Aşk'la... [19.09.2001 - ... ]

İyi ki varsın... Yüreğim...

Sabrın, gülümseyişin, sonsuz desteğin için, ertelediğimiz onca hayallerimize rağmen, gülümseyerek yeni hayaller kurmaya devam ettiğin için, yaşadığımız sıkıntıları görmezden gelmeye çalışarak, haklı bir şekilde, hayatın getireceği olumsuzlukların verdiği korkuyla bazen telaşa kapılsan da, her defasında yüzünde ki gülümsemeyle: "Biz, bunu da atlatırız" diyen güçlü duruşun için, katlanmadan, şikayet etmeden, tüm varlığınla yanı başımda olduğun için teşekkür ederim...  Tüm bunlara nefes olan Aşk dolu Yüreğin için teşekkür ederim... İyi ki Varsın... 


"...Yanı başımda uyuyorsun; tüm tatlılığınla... Tüm gerçekliğinle... Ve yüreğime getirdiğin, yüreğimdeki uyandırdığın Aşk'la... İyi ki Varsın diyorum usulca fısıldayarak kulağına... Yüreğindeki Aşk'la hayattan soyutladığın için beni, benliğime kavuşturduğun için... Sen her yerde ve her şeydesin... Her şeyde... Anlatabileceğim, tarif edebileceğim, edemeyeceğim her şeyde...
İnsanlar dahil hayatın…

Güzel ve 'Doğa'l Haber... 'Doğa İçin Çal' Hatıra Ormanı Açıldı...

Resim
Tebrikler...


Sorular... [Özdemir Asaf]

bir susmayı bakışlarda seslendiren, 
hüzünlü yangınsal aşka döndüren nedir. 

beklemeyi özlemlere süsleyen, 
yalnızlığın kara-ışığını söndüren nedir. 

duyanı ısıtan, kulağını kestiren, güneşe baktıran, 
korkusuzluk denizlerinde yüzdüren nedir. 

saraylarda çılgın eden, kentlerde tek bırakan, 
direklere astırıp üzdüren nedir. 

ne varsa yeryüzünde, ne yoksa 
onunla paylaştıran, böldüren nedir. 

her şeyi, ama her şeyi olağan dışında, 
örneğin bir gülü yeşil gördüren nedir. 

gözlere ışıltılı anlamlar bağlayan, 
yaşamı ölüme güldüren nedir. 

kalabalıklar, kalabalıklar içinden 
kişiyi yüceye sürdüren nedir. 

parça-parça büyümüş bir çocukluğu 
olgunluk aşamalarında yaşatırca öldüren nedir...

Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak'ın Atatürk Anısı...

Resim
ne kadar az kaldınız... böyle güzel düşüncelerden, yüzeysel düşüncelere... yazık!..





"
İstanbul Üniversitesi‘nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm: “Avrupa’ya talebe yollanacaktır.”

”Allah Allah” dedim!

Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa’ya talebe. Lüks gibi gelen bir şey.Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına Atatürk, “Berlin Üniversitesi’ne gitsin.” diye yazmış.…

Vakit geldi, Sirkeci Garı‘ndayım; ama kafam çok karışık.Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzi ismimi çağırdı.“Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var.”

“Benim” dedim. Telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu: “Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz.”

İmza: Mustafa Kemal

Okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. “Şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme.”…

'Ağzımın Tadı'... [Oktay Rıfat H.]

ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem, 
boğazımda düğümleniyorsa lokma, 
buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa 
alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli, 
yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa, 
denize bile iştahsız bakıyorsam, 
hep bu boyu devrilesi bozuk düzen, 
bu darağacı suratlı toplum.