'Gothic' Sözler...

Aslında söylediklerimden çok, sakladıklarımda gizliyim.. Siz, en iyisi beni anlamak için konuştuklarımdan çok, sustuklarımı dinleyin... 

Ben, cesâret içinde sıkışmış bir korkak; özgürlük arasında hapsolmuş bir tutsağım...

Bir kaç damla gözyaşı akar gözümden; ama ne yapabilirim ki! benim de ruhum kayıp hayatın içinde. Kalbim kırık, paramparça bir hâlde; ama karanlığın şartı budur, mutlu olmalıyım belki de.

Birgün anlayacaksın beklemenin de işe yaramadığını, bir yere ulaşmadığını. Arkana dönüp bak†ığında, yine aynı duvarı göreceksin.Hiç ilerlememişçesine kendini kandırdığına o zaman inanacaksın. "Geleceğim birgün." diyenler, gelmeyecek hiç. Ya o çok uzakta olacak; ya da sen ulaşılmaz bir yerlerde.

Biri arkadaşının ona daha yakın olması için dua ederse, sence Tanrı ona sıcak sevgiler mi gönderir; yoksa sevmeleri için fırsat mı verir? Biri cesâret için dua ederse, Yaradan ona cesur olabileceği bir fırsat verir.

Geçici asma beni. Kalıcı öldür. Boynumun izi kalsın yüreğinin ipinde..

Gölgeler saklanmıştı soyutsal dünyaya. Kehanetler yükseliyordu bağnaz beyin hücrelerinden alev alev.. Tüm yollar, sonsuzluktan teğet geçiyordu. Psikozdaydı tüm ruhlar, yitişler başladı dipsiz kuyularda. Emanet bırakılan kalpler, kinle dolup taştı. Denizler, maviye düşman olup bulanıklığı seçti. Ağrı gibi gelip geçiciydi umutlar. Terk edilmemiş bir tek yalnızlık kaldı. 

Aksırıklarında ihtiyarların imdat çağrıları yükseldi. Duyular bilinmeyenin soğuk ruhu tarafından esir alındı. Kaybolanlar kaybolmuşlara rastladı ve masal BİTTİ...

Gün be gün ağlıyor içimdeki çocuk. Gün be gün kan kaybediyor. Yok oldukça içimde eriyor hayallerim. Ne yapmalıyım bilmiyorum. Tüm renkler siyah benim için artık. Ne yapsam, renkli yaşayamıyorum.

Her geçen gün, biraz daha acıyor canım. her geçen gün, biraz daha kan kaybediyor hayallerim. Su alan bir gemi misali, her geçen gün yavaş yavaş batıyorum. Tayfam yok, yolcum yok. Gemiyle birlikte batacak hiç bir şeyim yok. Ne hayallerim, ne umudum ne de yarınlarım.

Hiç bir şey istemem bir parça gülebilmek için. Ağlamak, daha güzeldir. Rahatlar insan ne de olsa. Öyleyse gel sen de bu karanlık ortama.

Huzursuz bir uykudan uyanınca; ya etrafınızdaki karanlığa yenilip, gözlerinizi sımsıkı kapatırsınız. Ya da sadece gözlerinizi açıp, karanlığa alışmasını beklersiniz. Zifiri karanlıktaysanız, tercihinizi yapmışsınızdır.

İtirazlar faydasız. Kimi zaman iftiralar, itirazlardan daha büyük kazanç getirir. İtiraflar ise boynundaki halatı bile bile kendi altındaki tabureyi kendin devirmektir.. Faydasız olduğunu bilerek itiraz ediyorum, kimse dilediğimce şarkı söyleme hakkımı elimden alamaz! Kazancına aldanarak iftira ediyorum, seni ben sevmedim, martılar sevdi! Son nefesim olacağını bilerek itiraf ediyorum, hiç bir şarkı beni kirpiklerin kadar etkileyemedi!..

Kan kaybediyor hayatım, can çekişiyor hayallerim. Yaşamak zor geliyor artık bana. Nerde hata yaptım diye düşündükçe batıyor her limanda gemilerim.

Karanlık, bir ışıkla dehşet verir aslında; çünkü yalnız kalamazsın gölgen vardır yanında
Karanlık, şart koşmuş yalnızlığı bana; aynama baktım yine kimse yok. Bir kız var sadece ve birkaç su damlası..

Karanlık bir oda; her yer kapkara burada.İşte hayat budur, herkesi beklerim buraya; ama beni yalnız bırakın. Kendiniz de yalnız kalın; ancak bu şartla.

Kötümser bir şekilde bakan yok bana karanlık bakar ama o iyidir aslında çünkü düşünme fırsatı verir insana

Rengarenk tonlarda perdelerle örttüm geceyi artık gece de rengarenk... Sizler, karanlık diye korkuyordunuz ya geceden... Sessiz ıstıraplarınızı, yorgan altı hıçkırıklarınızı, korkularınızı... En önemlisi de, yalnızlığınızı kiminle paylaştığınızı düşünüyorsunuz geceden başka? Gecenin koynunda huzur dolu uykuya dalışlarınızı, yalnızlıktan kaçıp geceye sığındığınız saatlerin sahibini nasıl görmezden gelebiliyorsunuz?

Senli cümlelerin sonunu getiremiyorum. İçinde olduğun her gülümseme, virgül olsun. Kimse noktalamasın seni. Sesini duymak için nefes almadan koşuyorum ve çaresizim. İsminin baş harfi gibi,.dört yönü olan bir yoldayım.

Ufukta bitiyor yüzün ve başka bir gökyüzü başlıyor komşu ellerde. Sarmalanıyorsun, ne kadar övülsen az. "Avazım çıktığı kadar susuyorum."

Varlığında yokluk, yokluğunda beklentilerin en zehirlisi. Sana ise renklerin en koyusunu yokluğumu bırakıyorum. Sana sadece sevgimin en siyahını bırakıyorum. Yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide cambazlık yapıyorum. Bu aralar ayağım kayınca çığlıklar, düzgün yürüyünce ise alkışlar kopuyor bir yerlerden!

Yalnızım yapayalnız hayat yolunda belki arkamdan gelenler var ama bakmazlar bana , beni güldürün ama ağlarım ben bedenim alışmış ne de olsa
Yalnızlık gülümser ekşi ekşi suratıma ben yalnızken ve ağlarken. Demek ki yalnız değilmişim kendimi yalnız sanırken.

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına