Farkında Olmadan 'Soy'umuzu Kırmayın!..

genelde böyledir... "İşte biz Türkler böyleyiz" diye başlayıp özeleştiri yaptığımızı zannedip kendimizi aşağılamayı, haksızlık yapmayı, hor görmeyi severiz!.. Ne yazık ki... Kendimizi övdüğümüzde de hiç gecikmeden 'faşist' ve 'ırkçı' oluruz... Özeleştiriyi kesinlikle her zaman kabul ederim; ama araştırmadan, bilmeden haksızlık edilmesini asla...


Aşağıdaki yazı kıvamında bir 'Temcit Pilavı'!.. HAKİKİ.



Tarihçi Doç. Dr. Osman Özsoy bugünkü makalesinde son günlerde sokaktaki insanın bile kafasını karıştıran ve çoğu kimsenin aslında ne olduğunu bilmediği katliam iddialarını aydınlatılatıyor. 
Ermeni vahşetine Türk’ün tavrı… 
Tarihsel gerçeklerin bu kadar aleni çarpıtılmasına insanlık şahit olmadı. 
O kadar ki Anadolu’nun doğusunda Ermeniler batısında Yunanlılar insanlık tarihinin ender gördüğü vahşetlere imza atarken Avrupa basını bu mezalimi “Türkler Rumları ve Ermenileri” katlediyor şeklinde duyurdu. 
Onun içindir ki Mustafa Kemal Paşa Milli Mücadele’nin en kritik döneminde Ankara’da Büyük Millet Meclis’ini açmaya karar verdiğinde önce Anadolu Ajansı’nı kurdu. Amaç; Anadolu’da olup bitenden dünyayı doğru bir şekilde haberdar etmekti. 
Nitekim o tarihten sonra dünyadaki Müslüman toplumların Milli Mücadele’ye çok ciddi oranda yardımları başladı. Anadolu’da Ermeni ve Rumların giriştikleri vahşetten dünyanın kısmen de olsa haberi oldu. 
Ermeniler sahte bir soykırım iddiasını 91 senedir gündemde tutmayı başardılar. Şu ana kadar 17 ülke Sözde Ermeni Soykırımı iddialarıyla ilgili Parlamentolarından karar çıkardı. Bunlardan 10’u AB üyesi. 
Genç kuşak bilmiyor… 
Okuma özürlü bir toplumuz. Bu ülkenin bırakın sade vatandaşlarını Nobel almış romancısı bile bu topraklarda gerçekte ne olup bittiğinden habersiz hale gelmiştir. İşler biraz daha kendi haline bırakılsasokaktaki vatandaş bile “soykırım yapmış olabilir miyiz” tereddüdünü yaşamaya başlayacaktır. 
İş o noktaya gelmeden Ermenilerin Anadolu’da yaptığı vahşetten çok az bir kısmına kaynak göstererek temas etmekte yarar var. Amacımız düşmanlığı körüklemek değil “tam olarak ne olmuştu” sorusunao günleri en iyi şekilde yansıtan tarihi kaynaklar ışığında cevap aramaktır. Yazının sonunda dipnotları göreceksiniz. 
Ermenilerin Anadolu’da yaptığı vahşeti İngiliz ve Fransız zabitlerinin kontrolünde yapıldığını tespit eden Osmanlı Hükümeti bu konuda İtilâf devletleri nezdinde gerekli teşebbüste bulunduysa da bundan bir netice alamadı.(1)Tıpkı günümüzde Anadolu’yu kana bulayan Batı himayesindeki teröre karşı dost bildiği ülkelerden destek bulamadığı gibi. 
Gelelim Ermeni mezalimine… 
Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Erzincan geri alındığı vakit korkunç bir manzara ile karşılaşıldı. Bölgedeki Türklerin çoğu evleriyle birlikte yakılarak öldürülmüştü. Her öldürme işinden önce muhakkak işkence yapılmış olduğu dikkat çekiyordu. O kadar ki öldürülmeden önce tecavüz edilmiş olan kadınlardan tenasül uzuvlarına fişek sokulanlar bile vardı. 
Ermeniler Erzincan’da Türk köylerini bastılar ve köyün 7–8 yaşındaki kızları da dâhil olmak üzere bütün kadınların ırzına geçtiler. Bazı yerlerde bir Türk kadınına 30’dan fazla Ermeni’nin tecavüz ettiği oldu. 
Ermeni çapulcularından oluşan ve kendilerine Fransız üniforması giydirilmiş olan 400 kişilik bir müfreze Dörtyol kasabasına girdi evleri bastı her şeyi yağma etti. Ortalık kan gölüne döndü. (2)
Bir dere içinde beş yüzden fazla kadın ve çocuk hunharca öldürüldü. Ermeniler Erzurum’a bağlı Hınıs’ta her türlü kötülüğü yaptıktan sonra bir Türk kadınının memedeki çocuğunu ateşte kızartarak annesini bu kebaptan yemeğe zorladılar. Dört Türk erkeği elleri karınlarına sokulmak suretiyle öldürüldü erkeklik organları kesilerek ağızlarına sokuldu. 
Van’da kocası öldürülen altmış yaşında bir kadına tecavüz edildikten sonra dişilik organına odun sokularak öldürüldü. Bazı yerlerde Ermeniler Türkleri öldürdükten sonra köpeklere yedirdiler. 
Hem katliam yaptılar hem alay ettiler… 
Yine Ermeniler yaralı dört Türk askerinden birini gözlerini oyduktan ve “Kalk bak Osmanlı askeri geliyor mu? dedikten sonra öldürdüler. İkincisinin sağ tarafından derisinin bir kısmını yüzüp çanta haline getirdiler ellerini bu çantaya soktular ve “Bu çantada Padişahınızın parası var mı?” dedikten sonra öldürdüler. Üçüncüsünü ise erkeklik organını keserek ağzına soktuktan ve “Bu boruyu çal size Osmanlı askerinden yardım gelsin” dedikten sonra öldürdüler. Dördüncü askeri tüfek şişlerini kızdırarak 24 yerinden dağladılar. Bu askeri ölümden o sırada olay yerine gelen Rus askerleri kurtardılar. Ermeniler birçok Türkü Murat suyuna atarak boğdular. Boğulanların ayakların altında çakılı nallar görüldü. 
Ermenilerin birçok yerde Türk kadını ve çocuklarını tekke ve mescitlere doldurarak yaktılar. Ulemadan Şeyh Abdulkadir Efendi kafasının derisi yüzülmek suretiyle öldürüldü. Bir Ermeni erkeği tecavüz ettiği Türk kadınının yanağını ısırarak kopardı.(3)
Ermeniler Erzurum’da 7 Şubat 1918’de başlattıkları büyük katliamda daha ilk gün binlerce kişiyi öldürdüler. Çırılçıplak hamama götürdükleri kadın erkek Türklerin üzerinde en çirkin emellerini tatmin ettikten sonra hepsini öldürdüler. Sadece 26 Şubat günü üç bin Türkü öldürdüklerini bizzat kendileri itiraf ettiler. (4)
Muş Bitlis ve Pülümür civarında ahırlara kapatmış oldukları Türkleri petrole bulayıp ateşledikleri mandaların hücumuna terk etmek gibi vahşette de bulundular. 
Düşman da şaştı bu mezalime… 
Yapılan mezalim öyle boyutlara vardı ki işgalci diğer düşman kuvvetleri de olan bitenden rahatsız olmaya başladı. Savunmasız Müslüman halka yapılanlara dayanamayan Rus Başkomutanı “bütün bu hallere son verilmezse Müslüman halka silah dağıtmak zorunda kalacağı” söyledi. 
Yine bunlardan birinde Rus Albayı Griasnoff genç bir Ermeni kızını bir caminin avlusuna götürerek Ermenilerin yaptığı mezalimi göstermiş yapılan iş karşısında üzüleceğini beklediği Ermeni kızın büyük bir zevkle kahkaha attığını ve yapılan işi beğendiğini söylemesi karşısında bu Ermeni kızdan tiksindiğini ifade etmişti. (5)
Türkler ne yaptı? 
Bilindiği gibi harp devam ettiği süre içerisinde eli silah tutan tüm Türk erkekleri cephedeydi. Böyle olunca cephe gerisinde sadece kadın çocuk yaşlı yaralı ve sakatlar kalmıştı. İşte Ermeni ve Rumlar Türk köy ve kasabalarını böylesi bir güvenlik zafiyeti içinde buldular ve savunmasız bu insanlara akla hayale gelmedik işkence ve zulümler yaptılar. 
Ermeniler Anadolu’daki Müslüman halka aklın hayalin almadığı zulmü reva görürken Osmanlı Devleti Mütareke sonrasında evlerine yurtlarına dönen Osmanlı askerlerinin geride kalan çoluk çocuğunu öldüren ve evlerini barklarını yakıp yıkan Ermenilere misilleme yapmaması için gereken tüm tedbirleri aldı. 
Osmanlı Devleti Ermeni ve Rumlar tarafından yapılan fenalıklara yine fenalıkla mukabele etmedi intikam hırsı içinde olmadı insanına kin ve nefret aşılamadı. Bununla ilgili bir arşiv belgesinde Osmanlı Hükümeti’nin; 
“Müslümanlarla gayr-i müslimler arasında niza münaferet (nefret) ve hilâf-ı kanun ahval vukûuna fırsat verilmemesi” konusunda kamu görevlilerine özel bir çaba göstermelerini istediğini görüyoruz. (6)
Ermeni ve Rumlar Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde Müslümanlara ait evleri basıp soyarken(7) aynı günlerde Osmanlı Hükümeti Ermenilerin iaşe giderleri için Merkez’den Anadolu’ya havale gönderdi(8)kendisini geçindiremeyecek kadar aciz olan Ermenilere sahip çıkılmasını” istedi(9). 
Parası olmayan “Ermenilere harcırah verilmesi” için valiliklere talimat gönderdi(10). Hâlbuki aynı günlerde Osmanlı Hükümeti; “Belediye memurlarının maaşlarının ödenmesine imkân olmadığını” ilân etmişti(11). Yine aynı dönemde“Beş altı aydan beri maaşını alamamış çok sayıda Türk memur” bulunuyordu. (12)
Osmanlı Devleti hatta o kadar hassas davrandı ki harp boyunca evinden yurdundan ayrı kalan Ermeni ve Rumları büyük bir güvenlik içinde yerlerine yurtlarına yerleştirdikten sonra onlardan ayrıca “mallarımın hepsini aynen teslim aldım” şeklinde imza aldı(13). Tüm Ermeni ve Rumların varlıkları kendilerine eksiksiz bir şekilde teslim edildi. 
Bunları yazmaktaki amacımız Ermeni düşmanlığını körüklemek değildir. Bir ülkenin dirlik ve düzeni bozulduğunda ve toplumun arasına fitne girdiğinde daha da önemlisi insanlar önlerine daha büyük menfaat kapılarının açıldıklarını gördüklerinde birçok insanî değeri bir kalemde nasıl sildiklerini göstermektir. Çünkü tarih geçmişten ibret alınsın ve kötülükler tekrar etmesin diye insanların önüne konulur. 
Asıl sorulması gereken soru… 
Ermenilerin kendilerine soykırım yapıldığını iddia ettiği dönem aslında yapılan onca vahşete rağmen intikam duygusuyla hareket etmemiş olan bir Milletin akıllara durgunluk veren sabır örnekleriyle doludur. Burada insanlık âleminin asıl araştırması gereken “nasıl oldu da misliyle karşılık vermeme sabrını gösterebildiler” sorusuna cevap aramak olmalıdır. 
Türk Milleti’nin asırlarca karşılıksız himmetine mazhar olanlar vicdanlarını baskı altında tutan minnet duygusuna vefa ile karşılık vereceklerine yaptıkları işin utancı ile olsa gerek uydurma bir soykırım yalanı ile ancak kendilerini aldatma yolunu tercih etmişlerdir. Bunun içindir ki çıkardıkları yasalarla gerçeğin dile getirilmesini bile yasaklamışlardır. İşte böylesine tarihi bir utanç yakalarına dolanmış vaziyettedir. 
Olan bitene sadece ayıp ediyorlar demek yetmez. Yazıklar olsun. 
-------------------------------------------------
[1][1] Başbakanlık Osmanlı Arşivleri (BOA) DH-ŞFR Dosya: 100 Belge: 85. 
[1][2] Harp Tarihi Vesikaları Dergisi sayı: 33 Belge: 823
[1][3] Ermeni Komitelerinin Amâl ve Harekât-ı İhtilâliyesi İstanbul 1332 s. 291-320.
[1][4] Cemiyet-i Akvam ve Türkiye’de Ermeni ve Rumlar İstanbul 1337 s. 27.
[1][5] Bolayır Enver Talât Paşa’nın Hatıraları İstanbul 1946 s. 99.
[1][6] BOA DH-ŞFR Dosya: 95 Belge: 145.
[1][7] BOA DH-ŞFR Dosya: 95 Belge: 103.
[1][8] BOA DH-ŞFR Dosya: 95 Belge: 124; ayrıca benzer belgeler için bkz. 95/123; 95/125; 95/136.
[1][9] BOA DH-ŞFR Dosya: 95 Belge: 130.
[1][10] BOA DH-ŞFR Dosya: 95 Belge: 137.
[1][11] BOA DH. UMVM. Dosya: 11/45-1 Belge: 73.
[1][12] BOA DH. UMVM. Dosya: 6/2 Belge: 42; ayrıca bkz. 6/2 40; 6/2 32.
[1][13] BOA DH-ŞFR Dosya: 95 Belge: 178.

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına