'Göçmek Özgür Olmaktı'... [Yörükler]




Anadolu'nun son göçer yörük aşiretlerinden Sarıkeçililer'in göçüne şahitlik etmek ister misiniz?





......Çünkü göçmek kendimiz olmaktı. Göçmek özgür olmaktı.
Ormanların arasında, sel gibi akan bir başka ormandık. Biz çoktuk. Orman da çoktu. İnsanların, uygarlıkların arasında, töre ırmağıydık. Kaynaktan, denize varıncaya kadar, nasıl zenginleşerek akarsa ırmaklar. Nasıl dokunup geçtiği her milimetrenin, yüzünün aynasına düşen her güzelliğin, sesini, tadını kokusunu nasıl özümseyip akarsa sular öyle akıp geldik. Öyle akıp geldik tarih dediğimiz vadinin içinden salına salına…
Biz çoktuk, kültürümüz baskındı, insanlarımız boyun eğmeyi bilmezdi. Hırsızlık, rüşvet, irtikap, yalan, dolan azdı. Biz azaldıkça onlar çoğaldı. Bir tek ormanlar bizimle birlikte azaldı.
Tarihin bu akışı içinde, neredeyse tüm Yörük obaları yerleşik ya da, yarı yerleşik hayata geçti. Bir grup Sarıkeçili Yörüğü kaldı, son göçen Yörükler olarak.
Tarihin ve uygarlığın akışına karşı direnmeyi aklımıza bile getirmedik. Zaten böyle bir şey aptallık olurdu. O nedenle geleneğimizi bozmadan, uygarlığın tüm kazanımlarından yararlanarak, geleceğimizi planlayabilmek istiyoruz. Ama sürdürmeye çalıştığımız hayat ve hayatımızı sündürmemizin en birincil kaynağı kıl keçilerimiz üstündeki baskıların kaldırılmasını, gelecekle ilgili düşünebileceğimiz her şeyi bilinmezlikle karartan uygulamaların bitmesini istiyoruz.















Gezici hayvan tarımına karşı güçlenen, yerleşik hayvancılık ve toprak tarımı daha da azalttı bizi.
‘Bizler biz olmaktan yıldık,’ diyerek yerleşik tarımı seçmek isteyen, komşularımız akrabalarımız da var. Ezelden gelen göçme haklarının korunması, bir secenek olarak sunulduğunda; neredeyse assimile olmayı sindirmiş olan bu insanlarımızın haklarının kurtulması olacaktır.
Şu zamana baktığımızda, görüyoruz ki, köylerin kentlerin kenarında yerleşip, toprak tarımına tutunmaya çalışan insanlarımız, yanlış tarım ve hayvancılık politikalarıyla yok olmak üzereler. Yani yerleşikliğe geçtikten sonra, bizim yapabileceğimiz tarımın sonu karartılmakta… Bu bakışla, yerleşikliğimizin bir sonraki aşaması açlık, muhtaçlık olmaya mahkum. Yani bu dönüştürülmeye razı olanlar, açlığa da hazır olmak zorundalar.
Baskı ve telkinlerin etkisiyle, yerleşmek isteyenler olacaktır. Onlar için de, ailelerindeki gençlerin meslek, çocuklarının da eğitim-öğretim altyapıları hazırlanmadan, birer ikişer yerleşmeye zorlanmasını, avlanılmakla eş değer görüyoruz.
Aramızda göçmeye devam ederek, tarihten bugüne taşıdığı insan özgürlüğü tutkusunun, kendisi olarak yaşamını sürdürme hakkının, gelenek ve göreneklerinin bayrağını yayla-sahil taşımak isteyen akrabalarımızın, bu taleplerinin bir insani hak olarak, değerlendirilmesini istiyoruz. Kırıcı, dönüştürücü ve baskıcı uygulamalarla yok edilmemizin önüne geçilmesini istiyoruz.
Bilimsel dayanağı tartışılır bir iddia ile, keçilerimizin ormanları yok ettiği bahanesiyle, yok edilmek isteniyoruz. Bizler, keçinin, boyunun yetiştiği yükseklikteki dalların yapraklarını yediğini en iyi bilenleriz.
Dikim alanları ve fidanlık alanların nasıl korunacağını da biliyoruz. (Birilerinin keçilerimizi yok etmek için, dayanak göstermeye çalıştığı; kurulmuş, tasarlanmış, yabancı ülkelerin internet sitelerinde eğlencelik olarak dolaştırılan, “Deli keçi” resimlerinin; ülkemizle ve kıl keçilerimizle ilgisi olmadığını bu arada anımsatmak istiyoruz.).....
.....Tüm dünyanın, dağcılarını fotoğrafçılarını, doğa ve çevre dostlarını, Yörük Türkmen kültürüne ilgi ve sevgi duyan herkesi bekliyoruz. Yalnızlığımızda bizleri kardeş yürekleriyle saran üniversitelerimiz, başta Atlas dergisi ve okurları olmak üzere Doğa derneği, Buğday derneği, TEMA vakfı, Adana ve Mersin dağcıları sizlerin varlığı zenginliğimiz olacak. Destek ve katkıları gözlerimizi yaşartan Yörük Derneklerimiz, yüreklerimizde yeriniz hazır. Sinema sanatının bizim için gülen yüzü Yüksel Aksu, Mehmet Ali Alabora ve adını sayamadığımız diğer emekçileri, Moğollar müzik grubu, Genç senfonik müzik sanatçılarımız, kendi başlarına katılacak olanlar, sizler için gözlerimiz yolda… Tüm kültür, folklor, fotoğraf sevdalısı kardeşlerimiz, sözümüz size. Arkadaşınız, dostunuz, havasdaşınız olan, Dünya’nın diğer ülkelerinde yaşayan, Türk ya da, diğer uluslardan kardeşlerimizi de alın gelin. Bir gün komşumuz olun… Birlikte yürüyelim ki: BU GÖÇ DURMASIN, BU ORMANLAR YANMASIN”
Birlikte çadır kuralım (24/09/2010 Akşamı). Yıkalım çadırlarımızı birlikte. [(25/09/2010 Sabahı) (Küçük kıyamet derler eskiler göç başlangıcında çadırların yıkılışına ha’) bir gün birlikte sürelim davarlarımızı göçün önü sıra.
Bebeğiniz mi var?.. İlle de siz alın gelin bebelerinizi, oturtalım ala heybelerin içine, bir gün eşeklerin, atların sırtında seyretsinler dünyayı. Bir gün atların, eşeklerin sırtında göçsünler bir konalgadan, konsunlar bir konalgaya.
Dilerseniz kıl kara çadırlar kuralım sizlere. Dilerseniz, kamp çadırlarınızın, kara çadırlarımızın kardeş sıcaklığıyla nasıl huzur bulacağını görün.
Komşuluğumuzun akşamında, çıraların aydınlığında, genç ustalardan bir senfoni konseri dinleyelim… Dağlarda, bir tek iziniz kalmasın… Senfoni konserine heyecan ve coşkuyla eşlik edecek olan yüreklerinizin sesi de kalsın sevginizle beraber…
Sizleri iki günlük gerçek bir komşuluğa çağırıyoruz…
Düşündüğümüz olası tarih; 24-25-26 Eylül 2010 günleridir. Yer; iklim durumu değerlendirilerek düzenlenecek göç takvimine (Davarların, yaylım su ve ısı alışkanlıklarına) göre, Eylül ayının içinde bildirilecektir.
Evet, yok edilme kaygımızın sesimize yüklediği tüm gücümüzle bir çığlık daha savuracağız Dünya’nın yüzüne… Sesimize katacağınız seslerinizle, güç vermenizi ve tanıklık etmenizi diliyoruz…
Belki bu çağrımız, bizden duyduğunuz son çığlıktır. Yarın olmayabiliriz... Çünkü, tıpkı ormanlarımız gibi yok edilmek üzereyiz.
Bu okuntumuzun, sesimize güç katacak tüm dünyadaki kardeşlerimize ulaştırılmasını diliyoruz…
Pervin Çoban Savran
Sarkeçililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı


Kaynak: NTVMSNBC

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına