Yolculukların Öğrettikleri...

İnsan yaşamında bir değişiklik yapmak istese ve kendisinde bunun için güç bulamasa ya bir psikoloğa gidiyor ya da bir kişisel gelişim kursuna. Kendini değiştirmek ve geliştirmek isteyen çok az insan, bir yolculuğun kendisinde yapmak istediği bu değişimi gerçekleştirebileceğinin farkında.

Yolculuk kavramı da teknolojinin ilerlemesiyle birlikte evrim geçirmiş durumda artık. Örneğin, bugün Türkiye'den yapılacak bir hac yolculuğu ulaşım dahil 14 gün gibi bir sürede bitebiliyor. Osmanlı döneminde ise aylar süren bu yolculuklar yüzünden, halife oldukları halde hiçbir Osmanlı padişahı hac görevini yapamamıştır.

Yolculuk deyince de rutinleşmiş yolculukların dışındaki yolculukları ele almak gerekiyor. Çünkü rutinleşmiş bir yolculukta olası riskler, yol boyunca olası gelişmeler tahmin edilebildiği için kontrol altındadır. İnsanların en büyük öğretmeni olan problemler, rutinleşmiş yolculuklarda insanın hazırlıklı olmasından ötürü daha küçük bir etki gösterebiliyor. Yine de rutinleşmiş bir yolculukta da hiç beklenmedik bir şey tüm yolculuğun seyrini değiştirebilir.

İnsanın işten eve, evden işe yaptığı yolculuklarda çok fazla bir şey öğrenememesinin nedeni bir problemle / bir olayla karşılaşmamasıdır. Daha önce gidilmedik bir yere yapılan uzun bir yolculuk ise çok daha fazla probleme gebedir. Avrupa'da trenle seyahat eden iki genç, bavullarını verdikleri emanetten akşam sekizden sonra almayı planlarken, emanet saat altıda kapandığında eşyalar olmadan ne şehri terk edebilirler ne de bavulun içindeki eşyaları kullanarak geceyi geçirebilirler.

Bazen bir vapur tarifesine bakıp vapurun ne zaman kalkacağını öğreniriz. Ne var ki, iskeleye geldiğimizde vapurun orada olmadığını görürüz. Çünkü hafta içi tarifesine bakmışızdır ve günlerden pazardır. Küçük bir ayrıntı tüm yolculuk programını etkiler. Bazen bozulmuş bir yürüyen merdivenin başında 32 kiloluk bir bavulu nasıl çıkaracağız diye düşünürken empatisi yüksek birisi bizi fark eder ve bavulu çıkarmamıza yardım eder. Bir otobüse tam bindiğimiz sırada cüzdanımızın çalındığını fark edip ne yapacağımızı şaşırdığımız anda otobüsün şoförü biletsiz binemezsin diye bizi indirirken otobüstekiler fevkalade bir duyarsızlıkla inmemize göz yumar.

Yolculuklar, insanın konfor alanının dışında kaldığı bölgelerdir. Evimizdeki gibi ısınamadığımız gibi, evimizdeki gibi rahat da edemeyiz. Sağanak yağış altında otomobilimiz kimsenin geçmediği bir karayolunda bozulup kaldığında, bu evrende ne kadar küçük olduğumuzu fark ederiz. Profesör, milletvekili, genel müdür olmamız ve diğer sosyal unvanlarımız, sağanağa karşı bir kalkan oluşturmaz. Yolculuklar, deyim yerindeyse insanı çıplak bırakır ve bu yaşamda en çok değerli olanı öğretir. Ruhen çıplak ve yoksul insan, sevgi, korunmaya ve yardım edilmeye muhtaçtır. İnsanın aczini fark edip hem Allah'a hem de diğer insanlara yakınlaşmasına vesile olur.

Bütün bunlardan daha önemlisi ise, yolculuğun bir düşünme fırsatı vermesidir. Günlük yaşamın koşuşturmacasında düşünmek için hiç aralık vermediğimiz söylenebilir. Halbuki her yolculuk, aklımızı meşgul eden bir televizyon, konuşmalar olmazken insana düşünme fırsatı verir. Bu fırsat kişisel yaşamımızı gözden geçirmek, hatalarımızı değerlendirmek veya geleceğimizi planlamak için kullanılabilir.

İşte bir yolculuk bunların hepsini düşünmek ve değerlendirmek için harika bir fırsat olabilir.

Melih Arat

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına