Kayıtlar

Mart, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sana Bir Şey Söyleyeyim... [Robin Sharma]

Hiç unutmaman için, dua ettiğim birşey söyleyeyim sana… Bir insanın yaşayabileceği en büyük pişmanlık ; “ömrünün sonuna vardığında rüyalarını yaşamamış olduğunu görmektir…” Ömrünün sonuna hatta ortasına gelip bir sabah uyandığında, cesaretli davranmadığını, yıldızlara uzanmadığını, potansiyelinin onda birini bile gerçekleştirmediğini fark etmek, insanın kalbini kırar… Bu konuda bana güven! Örneklerini her gün görüyorum. Ömrümüzün sonunda yüreğimizi pişmanlıkla dolduran şey, aldığımız riskler değildir. En büyük hüznü hissetmemize yol açan şey, almadığımız riskleri, kaçırdığımız fırsatları, yapmadıklarımızı düşünmektir… Hayatını “çekingen” biri olarak yaşama dostum… Çık arenaya, eleştirileri unut! Sana verilen günlerin armağanıyla özgürce ve büyük oyna…



Robin Sharma

'Her Gününüz Bayram Olsun'... [Can Dündar]

Nefes almak bayramdır mesela; günün birinde soluksuz kalınca anlar insan…
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir; sevmeninkini yalnızlık…
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp “Çok şükür bugünü de gördük” diyebilmek…
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır.
Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.


Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, ilk söz bayram, ilk adım, ilk yazı, ilk karne bayram…
Güne gülümseyerek başlamak bayramdır.
“İyi ki yanımdasın” bayram, “Her şeyi sana borçluyum” bayram, “Hiç pişman değilim” bayram…

Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek, akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır.
Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı …

'Karakter'istik Hastalıklar...

Düşüncesiz misiniz, endişeli misiniz yoksa ketum musunuz?
Eğer bu tür karakteristik özellikleriniz çok ağır basıyor, hayatınızı çok etkiliyorsa durun ve bir daha düşünün. Çünkü yapılan araştırmalara göre kişiliğimiz yaşam çizgimizi oldukça etkiliyor. Son günlerde yapılan araştırmalarda ortaya çıkan sonuç şu: ‘Karakterimiz yaşam çizgimizle alakalı önemli ipuçları veriyor.’ Kişiliğimiz ve hayata bakışımız vücudumuzu etkiliyor. Hatta araştırmalar öyle ileriye gidiyor ki kişiliğimize göre yakalanacağımız hastalıkları tahmin etmek bir yana dursun nelerden ölebileceğimizi dahi bir çırpıda söyleyiveriyor.
İşte karakterinize bakarak sizi bekleyen tehlikeleri ortaya çıkaran araştırma sonuçları…
ENDİŞELİYSEK
Kaygı bozukluğu olan ve en küçük olaydan dahi endişeye kapılan insanlarda tansiyon hastalığı daha fazla görülüyor. AGRESİFLERE
Sinir, kalbi yoruyor… Kendilerine yapılan kötülüğü unutmayan, düşmanlık besleyen agresif insanlar hayatları boyunca ciddi kalp rahatsızlıklarıyla karşı karşıya kalıyor. U…

İletişim ve Saygı İçin Olmazsa Olmazlar...

Zayıf yanlarınızı açıklayın.. Sabırlı olun.. Belirsizliklerden kaçının.. Sizi dinleyenlerin anlayacağı sözcükler seçin.. İnsanların gönlünü almaktan korkmayın.. Sinirlerinize hakim olun..
Şaka yapacağınız zaman iyi düşünün.. İkna yoluna gidin.. Konunuzu iyi bilin.. Sorulara karşılık verin.. Ayrıntıları anımsamadan söze başlamayın.. Karşınızdakilerin tepkilerine dikkat edin.. Düşünmeden konuşmayın.. İnsanlar duymak istediklerini duyarlar.. İnsanların heveslerini kırmayın.. Gereksiz eleştirilerden kaçının.. Kaybetmeyi bilin.. Makul olun. Duyarlı olun.. Olumlu bir ton kullanın.. Sürekli dert yanan biri olmayın.. Görüşlerinizi başkalarına zorla kabul ettirmeye çalışmayın.. Esnek olun.. Gürültü yapmayın.. Konuşmaya herkesi katın.. Karşınızdakini bütün dikkatinizle dinleyin.. Ağzınıza bireyler almak alışkanlığından vazgeçin.. Ayaklarınızı masaların üstüne koymayın.. Sesinizi duyurun.. İş yemeğinde basit yemekler ısmarlamayın.. Biri sizinle konuşurken işinizle meşgul olmayın.. Yüz ifadenizi kontrol edin..

Ufak Ama 'Önemli' Satır Araları...

Ufak şeyleri dert etmeyin!
· Erkenden kalkmaya alışın! · Hayatı olduğu gibi kabul edin! · Tenkit etme isteğinizi bastırın! · Bırakın ara sıra canınız sıkılsın! · Rastgele iyilikler yapmaya çalışın! · Başkalarını suçlamayı artık bırakın! · Her şeye hâkim olmaya çalışmayın!

· Kusursuz olamayacağınızı kabullenin! · Sabrınızı geliştirme egzersizleri yapın! · Her an bir şeyler öğrenmeye açık olun! · Konuşmadan önce derin bir soluk alın! · İnsanların gözlerine bakın ve gülümseyin! · Bırakın, çoğu zaman başkaları haklı olsun! · Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın! · Beterin beteri vardır, her hâlinize şükredin! · Olağan şeylerdeki olağanüstünlüğü arayın! · Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın! · Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın! · Yaptığınız iyiliklerden bahsetmemeye çalışın! · Bulunduğunuz durumda mutlu olmaya çalışın! · Öfkeniz kabarmaya başlayınca 10′a kadar sayın! · Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün! · Başka fikirlerde biraz olsun doğruluk payı arayın! · Her gün biraz vaktinizi, min…

Ben Bir Martı Olsam... [Baba Zula/Brenna Maccrimmon]

Ben bir bülbül olsam
Ötsem bahçelerde
Her türkümde yaksam
Adını üzerine

Her sabah şakırım gülüm
Gülüm nina nina nay

Ben bir martı olsam
Uçsam denizlere
Rüzgarlara açsam
Giderim sehere

Her kanadımın çarpışla
Gülüm nina nina nay



Sevgilim Ne Zaman Sokaktan Geçse... [Attila JÒZSEF]

Sevgilim ne zaman sokaktan geçse serçeler barıştı güvercinlerle. İncelikle basar basmaz kaldırıma güzel ayak bileği ışıldadı usulca. Efil efil titreşince omzu baktırdı arkasından bir çocuğu. Yürüdü salınarak - lâmbalar yanmaya ve bakmaya başladılar hayranlıkla. Ve güldü hepsi, umurlarında değildi o benim doldurmuşsa yüreğimi. Kollarımda salladığımı titizlikle korktum elimden alacaklar diye! Ama onların bu keyifli halleri yok etti içimdeki kıskanç çiçeği. Ve sevgilim yürümeyi neşeyle sürdürdü, ardından incecik bir yel kıvrılıp büküldü! Attila JÒZSEF (Çeviri: Kemal ÖZER)

Sunam... [Serkan Çağrı/Klarnet Enstrumental]

...






Bülbülüm Altın Kafeste... [Hüsnü Şenlendirici]

...

Otomobillerin 'İnat' Hikayeleriyle Marka Oluşu...

Resim
İster dünyada, ister Türkiye’de olsun, her alanda olduğu gibi otomotiv dünyasında da “inat uğruna” marka sahibi olanlar, model üretenler, üretici haline gelenler, başaranlar ya da “çakılanlar” anlatılır hep. Bu hikayeler arasında sonu hüsranla bitenler de vardır, “mutlu son” ile bitenler de. Hatta günümüze kadar gelenler bile… İşte o otomobil hikayeleri… Otomotiv dünyasında yaşanan büyük inatlaşma öykülerinin belki de büyük bir bölümü, her ne hikmetse dönüp dolaşıp bir ucundan Ferrari’ye dokunur. Zira anlaşılan odur ki, rahmetli Enzo Ferrari, o geçilmez siniri ve aksiliği sayesinde pek çok kişiyi firma patronu, üretici ve model sahibi yapmış…
Bunlardan belki de en bilineni, bugün süper spor otomobilleriyle Ferrari´ye ciddi rakip olan Lamborghini otomobillerinin yaratıcısı, babası Ferruccio Lamborghini ilgili anlatılandır. Nitekim traktör imalatçısı olan Ferruccio Lamborghini, spor otomobillere ve mekaniğe aşırı düşkündür. Garajında pek çok spor otomobil vardır. Elbette Ferrari de. Ancak…

Haydar-Armağan... Aşk'a Dair... [7 Numara Dizisinden]

Tekrar tekrar izlediğimiz, kesinlikle izlememiş olanlara -ısrarla :) - tavsiye ettiğimiz güzel diziden(7 Numara) güzel bir 'an'... Hakeden herkesin sonsuzca yaşaması dileğiyle...




Erkek- Üşüdün mü? Titriyorsun

Kız- Bütün bunların yaşanması gerekiyor muydu?!

Erkek- Bana neden kızdığını söyle Armağan?

Kız- Çünkü o zavallı kızın canını yaktın!

Erkek- Canını yakmak için ne yaptım?

Kız- Onu bu gece neden yalnız bıraktın? Neden!?

Erkek- Sana bakmaya çıkmıştım.

Kız- Bana mı? İnanmıyorum! Orada sana deli gibi Aşık ve yardıma ihtiyacı olan bir kız varken sen bana bakmaya çıkmıştın, öyle mi!?

Erkek- Evet. Benimde yardıma ihtiyacım vardı. O çocuğa evet dedin mi?

Kız- Bu seni neden ilgilendiriyor?

Erkek- Çünkü evet demeni istemiyorum.

Kız- Bak Haydar!

Erkek- Dedin mi cevap ver?

Kız- Demedim; ama demeyeceğim anlamınada gelmez!

Erkek- Ben... Seni seviyorum Armağan...

Kız- Ne?

Erkek- Seni seviyorum dedim. Seni, doğduğum, nefes aldığım günden beri, toprağın sıcağı avuçladığından beri, ağacın d…

Gülümse...

gülümse... 
ne olursa olsun içinde; herşeyin dışında... 
yüreğinle; 
kelimelerini teslim alsın, davranışlarına yansıtsın yüreğini... 
kendini kaybetmemek için... 
yüreğinden gelerek... 
kimselerin sebep olmayacağı şekilde,benim dahi neden olmayacağım şekilde... 
sadece Sana ait olduğu gibi... 
hiçbir düşüncenin varolamayacağı şekilde gülümse... 
ne fazla ne eksik, hep aynı... 
değişmeyen hep o ilk gibi... 
ben kendimi kaybettiğimde -nedenleri ne olursa olsun-... 
o gülümsemen beni tutandır... 
o gülümsemen beni ben yapandır...
o gülümsemen o beklediğin Aşk'tır... 
içindeki gücün farkına varana kadar... 
gerçeğimi hissedene kadar... 
gerçeğimi hissedip, davranışlarını hislerinle birleştirene kadar... 
hayatın şartlandırmalarına, kurallarına ait olmadığını ispatlarcasına... 
yaşadıklarının, olumsuzlukların, korkuların, kaygıların,üzerini örtmek için değil, 
onları içinden atmak için... 
yaşanan anlarda-olumsuz ya da olumlu olduğunu düşünmeden-; 
o anların sadece o ana ait olduğunu hissetmek için... 
ne ge…

'Kıssadan Hisse'... Vesselam!

Resim

Seni Düşünürüm... [Funda Arar]

Sebebini bilemediğim
Kırık dökük zamanlarım var
Sevmenin tadına varamadığım zamanlar
Ayak sesleri var kulağımda
Ayırt ettiğim beklediğim bir tek seninki 

Seni düşünürüm
Gecemi aydınlatan gözlerini bir de
Sat beni zindan gecelere
Daha çok aydınlanayım
Yarım kalmış çığlıklar
Aşkın beni yağmalar

Saklamadım sevgimi biter mi
Yaşadığım acılar diner mi
Beklediğim geceler gelir mi
Senle olmadan




Uğurladığımız 'Sanatçı'lar...

Mekanları Cennet, Ruhları şad olsun...