Mustafa Mutlu'nun Köşe Yazısından Bir Anı...

Mustafa Mutlu'nun köşe yazısı
Ben bugün Atatürk'e çek yırttıran adamı da rahmetle anıyorum !..
Atatürk bir gün yakın çalışma arkadaşlarıyla Beyoğlu'nda yeni açılan Turkuvaz isimli bir lokantaya gitti.
Lokantanın sahibesi, Atatürk'ü karşısında görünce hemen özel bir masa hazırlamaya girişti. Ama Atatürk onu engelledi, bulduğu boş bir masaya ilişti. Modern görünümlü insanlar keyif içinde yemek yiyor, mekânın şıklığı dikkat çekiyordu.
Burada gördükleri çok etkilemişti Atatürk'ü... Böyle bir lokantanın yaşaması gerektiğini düşünerek kadına, “Sizin için ne yapabilirim?” diye sordu.
Kadın da böyle bir lokali geliştirmek için çok para gerektiğini ama hiç parası kalmadığını anlattı.
Bunun üzerine, yaverinden çek karnesini istedi Mustafa Kemal ve o günler için hatırı sayılır miktarda bir para yazdı. Çeki kadına uzatacaktı ki tam bu sırada uzanan bir el, onun elini tuttu.
Bu elin sahibi, genç bir doktor olan Reşid Galib'ti.
Atatürk'ün kulağına eğildi Reşid Galib ve fısıldadı:
- Bu parayı vermemelisiniz efendim!
Şaşkınlıkla “Neden?” diye sordu Atatürk...
- Çünkü bu para amaca uygun harcanmış olmaz!
“Allah, Allah...” diye söylendi Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve çıkıştı:
- Benim param değil mi, nereye istersem oraya harcarım!
Genç doktor kibarca direndi:
- Hayır efendim, sizin paranız değil. Milletin parası... Size, sadece emanet o para!
Atatürk genç doktorun gözlerinin içine bakarak önce çeki yırttı, sonra da oturduğu yerden kalkarak mekândan ayrıldı, Ankara'ya döndü.
Reşit Galip bütün geceyi Dolmabahçe Sarayı'nda pencere kenarındaki bir koltukta geçirir.Atatürk uyandığında Genel Sekreteri'ne Reşit Galip'i sorar."Sabaha kadar bekledi, mahcubiyetini size iletmemizi istedi. Ankara'ya gidecek kadar borç para istedi. 25 lira verdik" derler.
Atatürk "Ankara'ya gidecek adama 25 lira mı verilir.Bari benim hesabımdan birkaç yüz lira verseydiniz" der.Sonra "Cebinde beş parası yok ama karakterinden hiç taviz vermiyor. Parası yok ama cesareti var" diye ekler.
1932 sonbaharında Atatürk, Reşit Galip'in Ankara Radyosu'ndaki bir konuşmasını dinler; "Devrimleri her yerde, herkese karşı savunacağız. Gerekirse babamıza ve çocuklarımıza karşı bile" demektedir.
Atatürk birkaç gün sonra kendisini yeniden sofraya davet eder.Hemen yanındaki sandalyeye buyur eder.Onun yanına da, hocası Esat Mehmet'i oturtur.Ve orada yeni Milli Eğitim Bakanı'nın 39 yaşındaki Reşit Galip olduğunu açıklar.

Reşit Galip'in bakanlığı sadece 13 ay sürdü. Bu süre içinde Darülfünun'dan üniversite reformunu başlattı.Öğretmenlere genel bütçeden maaş ödenmesini sağladı.
Eşi Zübeyre Hanım'ın deyimiyle "deli gibi çalışıyor" ama Atatürk'e çıkışacak kadar ayarsız dili yüzünden her gün işe cebinde istifa mektubuyla gidiyordu.
Aslında Atatürk'le araları iyiydi. O Gazi'ye "Paşam", Gazi de ona "Doktor" diye hitap ederdi.
Bir gün sofradan ayrılırken, Atatürk, "Seni eve ben bırakacağım" demiş.Eve bırakınca o da saygıdan, "Ben de sizi uğurlayacağım Paşam" karşılığını vermiş. Ama kendisinin arabası olmadığından yürüyerek uğurlamış. O gece zatürree olmuş.Dinlenmesi tavsiye edilince 1933 Ekim'inde görevden ayrılmış.1934 yazında Moda'daki bir deniz kazasında kızlarını kurtarmaya çalışırken akciğerlerini hepten üşütmüş.Bir mucize eseri kurtulduğu bu kazadan sonra ölümü bekleyerek, hastalığını takip etmeye başlamış.Keçiören'deki bağ evinin kütüphanesine demir yatağını taşıtıp yedi ay kitaplar arasında yatmış.
1934'te, 41 yaşında hayata veda etmiş.Öldüğünde cebinde 5 lira parası varmış.Eşi üç çocuğunu büyütebilmek için Afet İnan'dan yardım istemiş. Atatürk'ün yardımıyla krediyle bir ev almışlar. O evin bir odasına sığışıp diğer daireleri kiraya vererek geçinmişler.
Her sabah okul öğrencilerini güne başlatan "Türküm doğruyum çalışkanım" andı var ya... İşte o andı bu karakterli, cesaretli, doğru adam Dr.Reşit Galip 23.Nisan.1933 günü yazar.”
Reşit Galip Atatürk döneminin Milli Eğitim Bakanıydı...Arabası ve evi yoktu, "Milli Eğitim bakanı" yazan çoraplar giymiyordu.Üniversite Reformuna öncülük etti.Devletin kurucusu Atatürk'ü yüzüne karşı eleştirip doğruları söylemekten çekinmeyen cesarete sahipti.İstanbul'dan Ankara'ya gidecek yol parası bile olmayan bir milletvekiliydi.Ama bu nedenle karakterinden taviz vermedi.Şimdi onurla gururla anılan bir ismi var.
Muammer Eriş İş Bankası Genel Müdürüydü..Atatürk'ün yazdığı "torpil" notunu "usule uygun değildir!" diyerek geri çevirdi.
Mustafa Kemal..Kendisini eleştiren ama doğruyu söyleyen Reşit Galip'i de Muammer Eriş'i de azletmedi.Onurlandırıp daha yüksek makama terfi ettirdi.

Mustafa Kutlu ("Bu anıyı Bütün Dünya Dergisi'nin son sayısında okudum. İlk olarak 1947'nin Kasım ayında Millet Dergisi'nde yayınlanmış.")

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına