Kayıtlar

Nisan, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Halil İbrahim Sofrası... [Barış Manço]

Güzel Yürekli İnsan... Yüreğine sağlık, hislerini ezgilerine kattığın için... Nur içinde yat, daim...

İnsanoğlu haddin bilir kem söz söylemez iken
Elalemin namusuna yan gözle bakmaz iken
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok
Bir sofra kurulmuş ki Halil İbrahim adına
Ortada bir tencere boş mu dolu mu bilen yok

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına


Daha çatal bıçak kaşık icat edilmemişken
İsmail'e inen koç kurban edilmemişken
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna
Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok
Bir kavga başlamış ki nasip kısmet uğruna
Kapağı ver kulbu al kurbanı ne hiç soran yok

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına

Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası
Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok

Buyurun dostlar buyurun Halil İbrahim sofrasına

Ağzı a…

Cemal Süreya'dan Eşi Zuhal'e... Aşk'la...

12 Temmuz 1972


Zuhal'im, hayat!


Hayatımsın. Bunu bilmeni isterim. En önce bunu bilmeni. Bir de şeyi bilmeni isterim: benden yanlış yere, yok yere kuşkulanıyorsun. Sana hiçbir zaman hayınlık etmedim ben. Edemem. Kaç yıldır evliyiz, yan yanayız. Hâlâ başım dönüyor senlen, esrikim senlen, seviyorum seni. Her geçen gün daha büyük bir aşkla. N'olur, akkavakkızı, anla beni. Bu sevgimi hor görme. Kendininkine uydur, yakıştır. Bu satırları ilk evimizin altındaki kahvede yazıyorum. Ve ben seni o ilk günlerdekinden daha büyük bir tutkuyla seviyorum. Biz iki ayrı ırmak gibi ayrı yerlerden kopup geldik, kavuştuk bir noktada, yanıbaşımızdan küçük bir kol da alarak büyük bir nehir meydana getirdik; birlikte akıyoruz şimdi. Nicedir bu böyle. Hep de böyle olacak. Denize dökülene, ölene dek. Bizim için tek koşul mutluluk olabilir. Hiçbir şey bozamaz birliğimizi. "Üçüz, gözüz biz. " Sen de öyle düşünmüyor musun? Ne tuhaf, son bir iki ayda seni, benden biraz uzaklaştın, araya mesafeler, …

Yine Yeniden 'Bir Eflatun Ölüm'...

... 'Ezginin Günlüğü'; 


'Bahçedeki Sandal'a atlayıp, 'Bir Eflatun Ölüm'e doğru yolculuğa çıkarıyorsun her defasında... 'Aşk Bitti' derken dilin, Yüreğin 'Aşk Güzel''Aşk Olsun' der... 'Bilmiyorum Ne Olacak' 'Düşler Sokağı'... Yüreğimiz bu sokaktan çıkmamak için direndikçe, düşünceler hayatın Maskeli Sokağına doğru iter; her defasında... 'Eksik Bir Şey' var her defasında anlatmak istediklerimizde, bakışlarımızdaki haykırmak istediğimiz Aşk'ta... Gelecek günlerimizin bilinmezliğine hüzünlenip 'Eski Günlerimiz'e gözyaşı dökeriz; her damlada daha da sıkı sarılarak sevdiğimize... Bir 'Gemi' bekliyoruz; alıp bizi götürmesi için sonsuz sahilimize... Her umutsuzluğun ardına gizlenip usulca 'Hişt Hişt' diye seslenip 'Herşey Yolunda' diyorsun... 'İstanbul' diyorsun, 'Kadıköy' diyorsun... Aşk diyorsun, Aşk olmazsa olmaz diyorsun... Bu bizimkisi apaydınlık bir 'Kara Sevd…

Çarem Benim... [Nilüfer]

Yüreğime...
beni olduğum gibi sev
zayıflarımla sev ürkekliğimle sev
beni olduğum gibi sev
bakma yüzüme beni küçümseme
vurma yüreğimi gözbebeğinle

sen eller gibi olamazsın sevgi doludur yüreğin
sen ömür gibi mahkum etme yaşamadım gençliğimi
sen sular gibi çarem benim aşkı elinden içtiğim
sen insan gibi insafsızca geçmişe gömme geleceğimi




Gaybana Geceler... [Onur Akın]

Gaybana: Doğu karedeniz bölgesinde çokça kullanılan kelimenin, hain, lanet olasıca gibi anlamlarına gelmektedir.
Oy sevdasına kurban olduğum oy,
Bilsen ne gaybana geceler yaşarım,
Gaybana gecelere oy

Kulaklarımda kuru kuru uğultular,
Ben güllere yanarım, güller bana,
Demem o ki sana hasretin o kadar,koymazdı ama,
Geceler öyle bir gay bana
Geceler öyle bir kötü dinli gavur,
Gavur ki sorma

Dönerim olmaz,yatarım olmaz,
Upuzun hint fakiri yatağı gece,
Öyle bir batar ki,dört yanımdan,
Ayağımı uzatırım parmaklık,
Elimi uzatırım soğuk duvar.

Oy kilit,parmak demir, soğuk duvar,
Oy yandır, geceler andır,
Kanrevandır,kanrevandır,kanrevandır.
Yüreğimin hasretinde yalnızlık deyme puşt,
Gaybana gecelerin esaretinde, 


En Uzak Mesafe... [Can Yücel]

En uzak mesafe ne Afrika'dır, Ne Çin, Ne Hindistan, Ne seyyareler Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan¦ iki kafa arasındaki mesafedir.. Birbirini anlamayan..


Can Yücel

"Vatanın Tarihi"... [Neyzen Tevfik]

"Göründü memleketin iç yüzü, çöktüyse temel
Şimdilik harice karşı yüzümüz olsa dahi
Yüzümüz yok bakacak kabrine ecdadımızın
Tükürür zannederim çehremize, vatanın tarihi"

Neyzen Tevfik

"Ey Yiğit"... [Mevlana]

Ey yiğit! Yazgıya bahane bulma,
Yükleme kendi suçunu başkasına.
Suçunu gör, dönüp de etrafında kendinin.
Kendindendir, gölgeden değil çektiklerin.
Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin?
Ne ektinde ektiğini biçmedin?
Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar.
Çocuğun gibi sonra gelip eteğinden tutar.

MEVLANA

'O Şimdi Asker' Film Müziği... [Çok iyi]

Çok güzel bir müzik...




Memleketim ve Sen...

Yaşadıklarımıza bakınca, bir de geçmişe... 'Öz'ümüze tutunmanın ne kadar zorlaştığını farkediyorum... 'Biri'lerine benzetmeye çalışıyorlar harıl harıl; bir zamanlar 'Onur'umuzla, 'Karakter'imizle, 'Benliğimiz'le karşılarında dimdik durduğumuz 'biri'lerine!.. Toprağına, suyuna, havasına, kültürüne, insanına hasret kala kala 'bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete' misali gözümüz -sözde- açık 'bile bile'(!) gidiyoruz...  Her dönemin insanı eminim kendisinden önceki zamana özlem duymuştur; ama bizim kadar değildir... Bizim duyduğumuz özlemin, bizden sonrakilerin özlemi kadar olamayacağı gibi... Bile bile yaşıyoruz biz bu hayatı, bata çıka, düşe kalka, "- Nasılsın:" sorusuna her daim(!) " - İyiyim" diye diye gidiyoruz...  Yürekten olan özlem içinde de olsa, yanıbaşında da olsa her daim...
Zülfü Livaneli'nin şarkısını -Tolga Çandar yorumuyla- dinlerken Memleketime ve yanıbaşımdaki Sana ne kadar hasret kaldı…

Sızı... [Bab-ı Esrar]

...

Burnu Büyüklere...

Resim
Hakedenlere ithafen...


Sözde saygılı olan 'nezaketsiz'lere...
Sahte gülümseyen  'içten pazarlık'çılara...
Öğrendiklerini bilmeyenlere karşı 'küstahça' ve 'ukelaca' kullananlara...
Yaptıklarını yapamayanlara 'görgüsüzce' anlatanlara...
'Empati'den 'bi haber' 'çağdaş' cahillere...
Doğru bildiğini, bile bile 'yanlış' yaşayan ve yaşatanlara...
Topluluk içinde densiz ve yersiz 'önyargısıyla' insan seçip davrananlara...
'Üzgünüm ama' bile demek istemiyorum; çünkü üzgün değilim; 
siz sadece ZAVALLISINIZ!..
siz kendinizi kandırmaya devam edin...




:)

Mutsuzluk Virüsü: Affluenza...

“Eviniz, arabanız, iyi bir işiniz, çocuklarınız ve paranız var, sağlığınız da yerinde… Yani sahip olmak istediğiniz birçok şeye sahipken neden hala kendinizi mutsuz hissediyorsunuz? Hayatınızda eksik olan şey ne, nedir sizi mutlu edecek olan?” Hep daha fazla çalışma, daha fazla tüketme, daha çok para kazanma ve harcama… Bütün bunlardan kedinizi alamıyorsanız, ’derin mutsuzluğunuz’ daha devam edecek demektir. Affluenza, tüketim kültürü eleştirmenleri tarafından ortaya atılan bir terim. ‘Mutsuzluk virüsü’ ya da ‘daha fazla’ sendromu henüz klinik anlamda psikolojik bir rahatsızlık olarak tanımlanmıyor. Ancak uzun vadede pek çok sorunu beraberinde getireceği ve insanlardaki derin mutsuzluk duygusunu artıracağı yorumları yapılıyor.

“Eviniz, arabanız, iyi bir işiniz, çocuklarınız ve paranız var, sağlığınız da yerinde… Yani sahip olmak istediğiniz birçok şeye sahipken neden hala kendinizi mutsuz hissediyorsunuz? Hayatınızda eksik olan şey ne, nedir sizi mutlu edecek olan?” Psikologlar bu sorul…

"Yaşamınızın Her Anında Ya Kendinizi Yönetirsiniz Ya da Yönetilirsiniz"... [Guy Finley]

Az bilinen ve çoğu zaman inkar edilen bir gerçek var ki insanlar size sizin gizlice istediğiniz biçimde davranırlar. Başkalarının size nasıl davranacağını belirleyen sessiz talebiniz, karşılaştığınız herkesi kapsar ve herkes tarafından algılanır. İçinizdeki görünmeyen yaşam nedir? Herhangi bir insan ya da olay ile karşılaştığınızda, görünmeye çalıştığınız şeklin tersine, esas hissettiklerinizdir. Başka bir deyişle, içinizdeki görünmeyen yaşam, gerçek içsel durumunuzdur. Herhangi bir sözcük alışverişi olmadan çok önce, başkalarıyla iletişim kuran iç halinizdir. Sizinle karşılaşan biri, önce iç benliğinizden gelen bu sessiz işaretleri algılar. Bu noktadan itibaren, söz konusu işaretlerin okunmasıyla, ilişkinin temeli oluşur. Ne zaman iki insan karşılaşsa perde arkasında süren bu görünmez diyalog, genel olarak “birbirini tartmak” olarak algılanır.

Genellikle, önümüzde bir güç olarak duran ve başkalarını da etkilemeye çalışan, keşfedilmemiş bir zayıflık tarafından kendimize karşı davranmay…

Benden Adam Olmaz... [Efe Kurttekin]

Kaç zamandır gülmez oldum kendime
Aslında uzun zamandır çok gülüncüm

Her ne kadar umursamaz görünsem de
Bildiğin gibi değil aslında ben çok kıskancım

Sen bana aldırma gülüm benden adam olmaz
Kendime hayrım yoktur sana hiç olmaz

Kaç zamandır hep küskünüm sana
Huysuzlaşır, aksileşir kalbini kırarım

Her ne kadar kendimden emin görünsem de
Bildiğin gibi değil aslında ben, ben bir korkağım

Sen bana aldırma gülüm benden adam olmaz
Kendime hayrım yoktur benden adam olmaz





Leyla ile Mecnun... [Orhan Gencebay]

Bir feryat yıllarca cevapsız kaldı
Öyle bir feryat ki bu duyan ağladı
Hasret dolu çile dolu sevgi dolu dert dolu
Böyle aşk dünyada hiç yasanmadı
Hasret dolu çile dolu sevgi dolu dert dolu
Böyle aşk bir daha yaşanmadı

Aşkımın göz yaşları tek ümidim hala
Döktüğüm kanlı yaş yalnızlık ne bela
Mahserde seninim senin leyla...

Ölmek bir son değil bize seven ölümsüzdür Leyla
Dünya durdukça biz varız sevdikçe leyla biz varız leyla 


Bir efsane olduk dertle çilede
Hep sordular mecnun leylan nerede
Dedim ki leylam benim feryadımda
Kaderimde kederimde son nefesimde
Hep sordular mecnun leylan nerede
Dedim ki leylam benim gündüzümde hem gecemde
Kaderimde kederimde her nefesimde







Bu Cümleleri Aklınızdan Bile Geçirmeyin...

Her şey sizde başlayıp sizde bitiyor! Kendinizi motive edecek olan da, sabote edecek olan da sizsiniz. Self-sabotaj etkisi yapan cümlelerden uzak durmazsanız özgüveninizi tüketirsiniz. İşte aklınızdan bile geçirmemeniz gereken yasaklı 12 cümle… “Self Sabotaj” (Kendini Sabote Etme) kadınları hasta ediyor… Peki, kendimizi bu kötüleme durumundan kurtarmak için ne yapmalıyız? Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt görüşlerini paylaştı…
Kişinin kendi kendine yaptığı olumsuz iç konuşmalar nedeniyle özgüveninin düşmesi ve kendini gerçekleştirmesinin engellenmesi olarak tanımlanan “Self Sabotaj”, daha çok çocukluk döneminde öğrenilen hatalı düşüncelerden kaynaklanıyor.

International Hospital’dan Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, klinik psikolojide/ psikiyatride bir hastalık olarak tanımlanmasa da, olumsuz iç konuşmaların bazı psikolojik sorunlara neden olarak rahatsızlığın şiddetini artırabildiğini söylüyor. Psikolog Dr. Ferahim Yeşilyurt, kadınların en çok kurdukları 12 cümle ile kendi kendilerini sabot…

Bizi Sevenler İçin En Son Ne Yaptık...[Pembe Candaner]

Her zaman en az tahammül gösterebildiklerimiz, sesimizi pervasızca yükseltebildiğimiz, rahatlıkla kırabildiğimiz, terbiyesizce ve kırıcı davranabildiğimiz, kendi eksiklerimiz ve hayal kırıklıklarımızın tek sorumlusu olarak gördüğümüz kişiler aslında bizi sevdiklerinden çok emin olduklarımız. Zaman hayatın içinden neleri alıyor, yerine neleri getiriyor? Fark ettiklerimiz, fark edemediklerimiz ve en önemlisi aslında n’olduğunu bile anlamadığımız şeyler…
Hikaye şöyle:
90’ına merdiven dayamış bir baba ile onu ziyarete gelen 45 yaşındaki, yöneticilik yapan oğlu salonda oturuyorlardı. Hal hatırdan, çoluk çocuktan, havadan sudan sohbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılma vaktinin geldiği sinyalini vermişti.
Tam o anda, üzerinde oturdukları koltuğun yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Yaşlı baba kargaya gülümseyerek baktıktan sonra oğluna sordu:

- Bu ne oğlum?
Oğul şaşkın bir şekilde cevapladı:
- O bir karga baba.
Yaşlı baba, kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu:
-Bu ne oğlum?
Oğl…

Kişisel Başarı - Prof. Dr. Üstün Dökmen... [Soru/Cevap]

KİŞİSEL GELİŞİM GEREKLİ OLABİLİR AMA BU İYİ Mİ KÖTÜ MÜ İŞTE BU TARTIŞILIR...
Kişisel Başarı: Sizce kişisel gelişim nedir? Nasıl tanımlarsınız? Prof. Dr. Üstün Dökmen: Batı dünyasında kişisel gelişim; bireyin bireyselliğinin vurgulanması yeteneklerinin farkına varması ve bu yetenekleri dış dünyayla bağdaştırarak dış dünyaya uygun bir şekilde geliştirmek olarak tanımlanıyor. Bu çok iyi mi? Tartışılır… Genelde kişisel gelişimin iyi olduğu söylenir. Evet ben de kişisel gelişim alanında çalışıyorum ama “Küçük Şeyler 2” adını taşıyan son kitabımda bu konuyu tartışmak gerektiğini söyledim. Kişisel gelişime farklı açıdan da bakmak gerekiyor. Yanı kişisel gelişimin de kendi kendini irdeleyerek kendine farklı bir gözle bakarak kendini değiştirmesi gerekiyor. Bireyselliği vurgularken kişisel gelişim aynı anda tek bir insan yaratma gibi de bir sonuca götürebilir. İnsanlar aynı seminerleri aynı kursları alıp bir an önce rakiplerini geride bırakıp yükselsin gibi bir rol oynayabilir. Bu iyi bir şey mi…

Kabulleneceğiz, Yaşayacağız, Güzelleştireceğiz...

Her şey zıddı ile bilinir…
Acı olmazsa tatlı Kötü olmazsa iyi Çirkin olmazsa güzel Ölüm olmazsa yaşam Yokluk olmazsa varlık Hastalık olmazsa sağlık Çileler ve hüzünler olmazsa mutluluk Nasıl bilinebilir!
Çoğu zaman herkesin hayattan nefret ettiği anlar olmuştur. Bazen ölsem de kurtulsam dediğimiz anlar… İşte böyle bir anda Azrail kapımızı çalsa ve ruhunu almaya geldim dese Kaçımız buyur içeri deriz. Biraz önce bıktım artık yaşamak istemiyorum diyorduk ama Azrail’e de kapıyı açmak istemiyoruz. Demek ki her şeye rağmen yaşamak istiyoruz… Hayat standardı bizlerden daha zor olanları düşüneceğiz bizlerden iyileri değil. İsyan etmek bağırıp çağırmak birilerinin hayatına bakıp sürekli imrenmek veya kıskançlık krizlerine girmek çözüm değil! Hayatın renklerini biz aramalıyız. Hayat hep siyah-beyaz renklerden oluşuyor ve başka renk göremiyorsak Siyah ve beyazında bir renk olduğunu kabul edip bu iki renkle mutlu olmaya çalışmalıyız. Güzel görme güzellikler bulma adına çabalarımız olmalı! Değiştiremediğimiz şeyle…