Memleketim ve Sen...

Yaşadıklarımıza bakınca, bir de geçmişe... 'Öz'ümüze tutunmanın ne kadar zorlaştığını farkediyorum... 'Biri'lerine benzetmeye çalışıyorlar harıl harıl; bir zamanlar 'Onur'umuzla, 'Karakter'imizle, 'Benliğimiz'le karşılarında dimdik durduğumuz 'biri'lerine!.. Toprağına, suyuna, havasına, kültürüne, insanına hasret kala kala 'bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete' misali gözümüz -sözde- açık 'bile bile'(!) gidiyoruz... 
Her dönemin insanı eminim kendisinden önceki zamana özlem duymuştur; ama bizim kadar değildir... Bizim duyduğumuz özlemin, bizden sonrakilerin özlemi kadar olamayacağı gibi... Bile bile yaşıyoruz biz bu hayatı, bata çıka, düşe kalka, "- Nasılsın:" sorusuna her daim(!) " - İyiyim" diye diye gidiyoruz... 
Yürekten olan özlem içinde de olsa, yanıbaşında da olsa her daim...

Zülfü Livaneli'nin şarkısını -Tolga Çandar yorumuyla- dinlerken Memleketime ve yanıbaşımdaki Sana ne kadar hasret kaldığımı -yine yeniden- hissettim... 

Yine hasret duman duman gönlümde
Bir seni özledim bir de memleketimi
Azımda cigaram yüreğimde sen
Bir seni özledim bir de memleketimi

Uzandım ranzama boylu boyunca
Gardiyan kapıya kilit vurunca
Duvarda asılı sazım alınca
Bir seni özledim bir de memleketimi

Hasretinden benim yüreğim yanık
Bir avuç gökyüzü etraf karanlık
Karsımda duruyor zalim parmaklık
Bir seni Özledim bir de memleketimi 



Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına