Yine Yeniden 'Bir Eflatun Ölüm'...

... 'Ezginin Günlüğü'; 


'Bahçedeki Sandal'a atlayıp, 'Bir Eflatun Ölüm'e doğru yolculuğa çıkarıyorsun her defasında... 'Aşk Bitti' derken dilin, Yüreğin 'Aşk Güzel''Aşk Olsun' der... 'Bilmiyorum Ne Olacak' 'Düşler Sokağı'... Yüreğimiz bu sokaktan çıkmamak için direndikçe, düşünceler hayatın Maskeli Sokağına doğru iter; her defasında... 'Eksik Bir Şey' var her defasında anlatmak istediklerimizde, bakışlarımızdaki haykırmak istediğimiz Aşk'ta... Gelecek günlerimizin bilinmezliğine hüzünlenip 'Eski Günlerimiz'e gözyaşı dökeriz; her damlada daha da sıkı sarılarak sevdiğimize... Bir 'Gemi' bekliyoruz; alıp bizi götürmesi için sonsuz sahilimize... Her umutsuzluğun ardına gizlenip usulca 'Hişt Hişt' diye seslenip 'Herşey Yolunda' diyorsun... 'İstanbul' diyorsun, 'Kadıköy' diyorsun... Aşk diyorsun, Aşk olmazsa olmaz diyorsun... Bu bizimkisi apaydınlık bir 'Kara Sevda'... 'Mutlu Olmak Varken' ne de güzel acılar yaşatıyoruz kendi kendimize... Sevgiliye haykır der ezgilerin: 'Sigaramın Dumanına Sarsam' hep ve sadece hislerle, 'Seni Düşünmek Güzel Şey' bakışlarıyla... 'Yan Kalbim', yan... Yanmadan Aşk olur mu?... Ben yanmasam, Sen yanmasan diye boşuna dememiş Üstad(Nazım Hikmet):


Hava kurşun gibi ağır! 
Bağır, bağır, bağır, bağırıyorum.
Koşun, kurşun eritmeğe çağırıyorum…
O diyor ki bana:
- Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem gibi yana yana…
Deeeert çok, hem dert yok
Yüreklerin kulakları sağır…
Hava kurşun gibi ağır…
Ben diyorum ki ona:
- Kül olayım Kerem gibi yana yana.
Ben yanmasam,
sen yanmasan,
biz yanmasak,
nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.. 


Ezginin Günlüğü... Teşekkür ederim; ezgilerin için... 'Bahçedeki Sandal'a atlayıp, 'Bir Eflatun Ölüm'e doğru yolculuğa çıkarıyorsun her defasında... Ama tatlı hüzünlü umutlu bir gülümsemeyle... Yine yeniden... Aşk'la...

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına