Kayıtlar

Mayıs, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gülme Ha Gülme... [Barış Manço]

Ruhun -daim- Şad Olsun 'Barış Abi'...

Turnalardan haberimi aldığın gün
Sevdiceğim gülme sakın gülme ha gülme
Anlıma 
bir karayazı yazılmış ki yok ilacı
Sevdiceğim gülme ha gülme

Yağmur ince ılır ağlar her damlası yüreğimi dağlar
Seni bana çok görenler neyler
Karlı dağlar uzun uzun yollar hepsi pişman susmuş ağlar
Seni bana çok görenler neyler

Yıllarım geçer güz yaz olur
Barış bir gün toprak olur
Sil gözyaşın durma ha durma


Gönül Dağı... [Barış Manço]

Gönül dağı yağmur yağmur varan olunca
Akar can üstüne sel gizli gizli
Bir tenhada can cananı bulunca
Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar

Dil gizli gizli Dil gizli gizli
Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar
Dil gizli gizli Dil gizli gizli

Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahçenin gülü verilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez
Gönülden gönüle gider yar oy yar oy yar oy yar

Yol gizli gizli Yol gizli gizli
Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar
Yol gizli gizli Yol gizli gizli

Seher vakti garip garip bülbül öterken
Kirpiklerin o kok yar yar cana batarken
Cümle alem uykusunda yatarken
Kimseler görmeden yar oy yar oy yar oy yar

Gel gizli gizli gel gizli gizli
Hoyratlar görmeden yar oy yar oy yar oy yar
Gel gizli gizli gel gizli gizli
Horozlar ötmeden yar oy yar oy yar oy yar
Gel gizli gizli gel gizli gizli


Ruhumuzla Buluşmak... [Can Dündar]

Meksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.

Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyor ve sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar. 

Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor; “hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik? “

Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki; “çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetismesini bekledik...”

Niye içimiz de hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığımızı, niye mutlu olmayı beceremediğimizi, niye kendimiz olmayı başaramadığımızı ve “niye” ile başlayan daha bir dolu sorunun cevabını açıkça ve…

Oyun... [Anlamlı Kısa Film]

...

Kızılderili'nin Ay Üssü'ne Mesajı... [Sunay Akın]

Anlayana ve hala görmek istemeyene ithafen!..

1957 yılında Amerika'nın güneyine araştırma
yapmak üzere üs kuran Nasa 'yı birgün küçük bir
kızılderili çoçuk farkeder ve koşa koşa epeyce
uzakta bulunan kamplarına gidip
Büyükbabasına haber verir.

-Büyükbaba, beyaz adamlar gelmiş,
aşağıdaki vadide gördüm...
Çok kalabalıklar ve birşeyler yapıyorlar.

Yaşlı kızılderili homurdanmaya başlar,
belli ki epeyce sinirlenmiştir.

-Onlarla konuştun mu?

-Hayır, beni görmediler. Ben büyük
tepenin üzerinden onları izledim.

-O zaman yarın yanlarına git ve orada ne
aradıklarını sor.

Küçük kızılderili ertesi sabah yola koyulur.
Üsse varır ve beyaz adamlardan birinin
yanına gidip;

-Burada ne yapıyorsunuz? diye sorar

Beyaz adamlardan birkaçı küçük kızılderilinin
basını okşarlarlar, ona gülümserler ve;

-Hani geceleri gökyüzünde parlayan birşey var ya,
biz buradan onu seyrediyoruz.

-Ay'ımı?! peki ama neden?

Adamlar küçük çocuğun sorusunu yine
gülümseyerek yanıtlarlar.

-İleride... çok yıllar sonra buradan oraya
insanları götüre…

İki Elin Kanda Olsa da Gel... [Orhan Gencebay]

Seni tarif etmeye yok hacet; yeter sadece dinlemek...
Kimseleri görmedi, kördü deseler
Aklını seninle bozdu deseler
Hep seninle yaşadı öldü deseler
İnanma sevdiğim inan az olur

İki elin kanda olsa da gel
Ecel bize pusu kursa da gel
Korkma Allahım sevenleri korur
Sevenlerin dualarıyla gel

Tarif etmek imkansız sen de olanı
Bir Allah 
bir de sen bir ben bilirim
Günün her saatinde 
aşk vaktinde
Gecenin her anında aşk vaktinde
Çağırsan koşarak sana gelirim
Her şeyi bırakır sana gelirim



Damla Damla... [Orhan Ölmez]

damla damla aksam sana doldurur musun kalbini benimle?
yoksa sende tasiyamazda dökermisin beni yerlere?
yagmur olsam yagsam sana islatirmisin kendini benimle?
yoksa sende dayanamazda kacar misin en kuytu yerlere?

yada bir gün düssem kalsam yasamaktan bir an yorulsam
en karmasik hallerimde kalirmisin benimle birlikte?
yoksa sende dayanamazda kacar misin bambaska ellere?

iyi günümde kötü günümde hayatimin her yerinde
ask denilen bu resimde durur musun benimle birlikte?
yoksa sende dayanamazda gidermisin bambaska düslere?

seviyorum seni desem
sever misin sende bilmem
tutar misin ellerimden
sana dogru düsersem

gözümün nurusun desem
sever misin sende bilmem
tutar misin ellerimden
sana sonsuz güvensem...


Sabrın Sonu Ferrari...

Resim
Sabrın farklı tanımı...



950 Bin Kibrit Cöpünden Ferrari





Yüreğim... [Sunay Akın]

Yüreğim
Islaktır benim
Kuytularda ağlamaktan
Ve hafif uçuktur rengi
Kurusun
Diye kaç kez
Güneşe asılmaktan...


Sunay AKIN

O Günler... [Selda Bağcan]

Ne varsa herşey hatırımda
Sanki daha dünmüş gibi
Senden gelen senin olan
Ne varsa herşey hatırımda

O günler, o günler
Şimdi yabancı gibiler
Bir günlük mutluluğa
Bir ömür alıp gittiler
Ne günlerdi ah o günler

Bir daha dönülse
Şu yalancı dünyaya 

Bir ömür verirdim ben yine
Seninle bir günlük mutluluğa



...

Ressamın -Mükemmel- Hayal Gücü...

Resim
...






















































Dil Yarası...

Söylediklerimiz, söyleyemediklerimizle, yaptıklarımız, yapamadıklarımızla, düşündüğümüz,düşünemediklerimizle, ve tekrar tekrar -bazen delirtircesine- 
yaşadığımız, yaşayamadıklarımızla geçip gidiyor hayat...  Orhan Gencebay'ın şarkısında söylediği gibi 'Dil Yarası'nı da kattığımızda bu geçip giden hayatın içine iyice içinden çıkılmaz, yaşanmaz bir yere dönüşüyor... Küçük yaştayken cesaretlendirmek için ne kadar korkutmuşlar 'iyi' olmaktan 'gülümse'mekten 'güvenmek'ten... E haliyle çoğunluk bu düşüncelerin esaretinden kurtulamayınca yaşanmışlar, yaşananlar ve yaşanacakların birbirinden farkı kalmıyor; zaman, mekan ve kişiler dışında... 
Tüm bu hengameye, kısırdöngüye tek ilaç 'sadece' Aşk... 'Sadece' Yürekten... 
Düşüncelerin esaretine kapılmadan Yüreğinizin sesine daim kulak vermeniz dileğiyle...

Kim bilecek daha neler neler bekliyor ikimizi
Belki de çok mutlu olacaktık tutsaydık dilimizi
Bu inat bu kapris bu kavgalar yıprattı sevgimizi

'Vatan Sana Canımız Feda!'..

"......ili kırsalında teröristlerin dur ihtarına ateşle karşılık vermesi sonucu çıkan çatışmada.güvenli görevlisi şehit oldu.



Ya da



......ilinde devriye görevini yerine getiren ..aracına açılan ateş

sonucu..güvenlik görevlisi şehit oldu.

Ya da



......ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu.asker yaralandı..



Bu nasıl başlar biliyor musunuz?



Hava o kadar sıcaktır ki beyninizdeki sıvının buharlaşıp uçtuğunu düşünürsünüz. Oluştuğu anda kuruyup giden ter damlacıklarından geriye kalan tuzlar yüzünüzün ve hatta elbisenizin her yanını kaplamıştır.



Avucunuzun içindeki ter, yüzünüzdeki gibi kolay kurumadığı için elinizdeki tüfeğinizin metal kısmı avucunuzun içinde vıcık, vıcık oynar. Ter ile ıslanan çeliğin kokusu avucunuzun içine ve elinizi sürdüğünüz her yere siner.



Önünüzde yürüyen adamın, ayağının kuru toprakla her temas edişinde çıkan toz, ağzınızın kupkuru olmasına ve zor nefes almanıza sebep olur.



Sırt çantanızın askı kayışları yüzünden omuzlarınızı hissetmezsiniz. Kült a…