Ne Kadar Masumuz...





...
ne kadar masumuz?.. Gerçekten masum muyuz?.. Herkes kötü, herkes haksız, herkes yanlış bir tek biz mi iyiyiz, haklıyız, doğruyuz?.. Kısırdöngüden kurtulamayacağımı, Aşk'ı kurtaramayacağımı  farkettim. Yok; önüm, arkam, sağım, solum sobelenmiş, çıkmaz sokaklar, yıkılmaz duvarlar, yazılmış kaderlerle çevrili... İnsanın içine Aşk girdiğinde 'imkansız' kavramı diye birşey kalmıyor, dünyanın hakimi oluyorsunuz o an; ve dünya sadece sizin etrafınızda dönmeye başlıyor... Yaşanılası hayaller, düşüncelerle -sahtece- süslenip dillerden dökülüyor. O an, düşüncelerin hain tuzağının farkına varamıyorsunuz, yüreğinizin sesi sizi öyle masumlaştırıyor ve öyle körleştiriyor ki, söylediklerinizi tüm yüreğinizle istiyorsunuz aslında...   İçinizde zerre kötülük, sahtelik yok, olamaz ki zaten; Aşk var. Ama, 'ama'larda var. Zamanla daha da farkına vardığınız. Delice yaşanmışları yaşamamak ve yaşatmamak için içinizden söz veriyorsunuz kendinize, yaşadığınız güzelliğin(Aşk'ın) sadece size ait olmasını farklı olmasını istiyorsunuz aynı delilikle!.. Ve beyninizdeki düşünceleri esir almayı başarıyorsunuz. Kimisine göre kendinize ait bir dünya, bir Aşk, yaratıyorsunuz; kimilerine göre gerçek olmayan!.. Kulak vermeden bunlara yüreğinizin sesiyle nefes almaya ve o tüm masumluğunuz ve körlüğünüzle yaşanılası hayallerinize kavuşacağınız zamanı bekliyorsunuz... Ama hayat beklemiyor, yavaş yavaş bunu size farkettiriyor; acıtarak, sarsarak. Eğer ufacık da olsa içinizde bir boşluk, bir şüphe, bir tereddüt yakalarsa acımadan tüm inandığınız o değerleri alt üst ediyor...
     Bunları, bir pes ediş, "yeter artık" edasıyla yazmıyorum; asla... Son nefesime kadar direnerek yaşayacağımın bilinciyle, farkındayım artık yaşanılası hayallerin burada olmadığının, olamayacağının... Öyle temiz, saf, masum güzelliklerin var olabileceği bir hayat değil burası; ne yazık ki... Olmamış, olmayacak... Ne o çok özlem duyulan 'eski Aşklar', ne 'Leyla ile Mecnun'... Her zamanın içinde kimbilir hayata dair ne düşüncesiz düşünceler dolaştı, kirletti yaşamak istenilen o hayalleri... Ve kimbilir kaç seven yüreğini yok etti, hayatın tuzaklarına düşerek... 
     Sabah olacak, işe gidilecek, akşam olacak eve gelinecek, gece olacak yatılacak, izin olacak dinlenilecek, bayram olacak ziyaret edilecek, gülünecek, ağlanacak, kızılacak, küsülecek, barışılacak... Ama hiçbir zaman masumlaşamayacak... Böyle sürüp gidecek bu kısırdöngü gideceği yere kadar... 
     Bunun farkındalığıyla pes etmeyin, daha da sıkı sarılın yüreğinize... Çünkü içinizdeki çocuğun, Aşk'ın, 'masum'luğun nefes alabileceği tek yer orası...
     Saygıyla.

btr

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına