'Kaybedenler Kulübü'... ['Amatör'ce]



PROFESYONEL...

Nedir bu profesyonel olmak?.. Yaptığın işi doğru ve düzgün bir şekilde yapabilmek... mi? Yaptığın işi doğru ve düzgün olup olmamasına bakmadan başarmak için yapmak... mı?

     Evde, okulda, arkadaşlar arasında, işte, otobüste, bilgisayar karşısında, yazarken, konuşurken, eleştirirken, bakarken... Kısaca 'yaşarken' neye göre ve ne kadar profesyoneliz? Belki yanlıştır(ben doğru olduğunu düşünüyorsam eminim yanlıştır!..) ama ben profesyonelliği 'olgun'lukla, doğruluk ve dürüstlükle paralel düşünüyorum. Yani kazanmak için, yaşamak için, başarmak için her yolun mübah olmadığını düşünüyorum. 

     En yakın zamana bakarak, şu an gündemi meşgul eden sporla, daha doğrusu futbolla alakalı olarak -gördüğüm- profesyonellikten bahsetmek isterim. 

Saha içinde hakem görmeden faul yapmak, skor olarak öndeyken topu oyuna sokmayarak zamandan kazanmak, hakeme -haksız olduğunu bile bile- itiraz etmek; saha dışında takımın ligdeki durumuna göre kalmak ya da gitmek, haketmediği halde milyonlarca TL'yi hiç rahatsız olmadan kazanmak... Şu an yaşananlar bunlar; değil mi?.. Peki, nerede kaldı Atatürk'ün sözü... Çok mu amatörceydi!.. "Ben sporcunun zeki, çevik ve AHLAKLISINI severim". Kuru kuruya, körü körüne, birilerine tepki olsun diye savunmasak keşke 'Paşa'mızı!.. Kısa kısa Atatürk'ün spor ve sporcu ile ilgili sözlerinden:

Muvaffak olmak için her türlü yardımdan ziyade bütün milletçe sporun mahiyeti, kıymeti anlaşılmak ve ona kalbten sevgi göstermek, onu vatanî vazife sayma lâzımdır 

1926 (Atatürk'ün BN, S 106)

Her çeşit spor faaliyetlerini, Türk gençliğinin millî terbiyesinin ana unsurlarından saymak lâzımdır 

1937 (Atatürk'ün KAN, S 32)

Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılamaz İdrak ve zekâ, ahlâk da bu işe yardım eder Zekâ ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zekâ ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim 

(Ferit Celâl Güven, Yücel Dergisi, Cilt: X, Sayı: 57, 1939, S 130)

...

     İş hayatında profesyonel olmak; işverene 'yalakalık' kıvamında yakınlık göstermek, mesai arkadaşlarını kendi yükselişin için hiç düşünmeden yok saymak, Yapılan iyi işlerde 'ben' kötü işlerde 'biz' kavramıyla hareket etmek, işin 'vasıf'larını kullanarak 'vasıf' kazanmaya çalışmak!.. Hakedilmeyen bir kazancı haketmiş  gibi davranmak... Bu yazdıklarımı yapanlar, emin olun iş hayatında çok başarılı konumdadırlar ve olur ya bloguma rast gelirlerse kulağımı çınlatacaklardır. Söylenecek çok söz var aslında ya, ne kadar anlatabilirim anlatmak istediğimi?..

     Ve ne kadar hayata ait olmasa da -ısrarla çirkinleştirmeye çalışsalar da- Aşk... Aşk'ı da profesyonel yaşayanlar var; daha doğrusu Aşk'larını... Yürekten ziyade öncelikle maddiyatına daha sonra sıfatına göre seçilerek yaşanan ilişkiler. 'Katlanılarak', 'Sahte davranışlar ve yalanlarla' imkanların imkansızlaşmaması için yaşanan hayatlar. Ne kadar para o kadar profesyonel!.. 

     Ben bu 'profesyonellik' içinde -yaşanmaz hale getirilen- hayattaki 'amatör'lerden biriyim; ve çok memnunum, amatörlüğümden... 
Sen de memnun musun?.. Mutsuz mu?.. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına