Kayıtlar

Eylül, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tam Zamanı... [İncesaz]

Bir yara melhemin buldu günden
Onun yerinde sonra yeşerdi çiçekler
Bir uzak masal ülkesinden
Koklamaya gelecekler

Uykudan uyandığın andır bu
Ne müthiş ve tuhaf bir randevu

nakarat:
Ne gece bilir, ne güneş, ne de gün
Yüreğimdeki harmanı
Ne yarın, ne dün olur, ille bugün
Aşık olmanın, tam zamanı

Ne deniz duyar, ne balık, ne yosun
Yüreğimdeki harmanı
Ne yarın, ne dün olur, ille bugün
Aşık olmanın, tam zamanı

Gizemli bir şarkıyı söyler gözlerin
Birer inci tanesi gibi asil ve derin
En mahrem sırrını verirken
Mavi rüyalar ülkesinden

Uykuya tam daldığın andır bu
Ne müthiş ve tuhaf bir randevu


Yitirmeden... [Pinhani]

Yitirmeden...
"ama her bi gün güzel aslında"...





Durup düşünmeye zamanın olur mu ?
Yitirmeden anlamaz insan
Sevdiklerin yolun sonunda
Sarıl her fırsatında o insana
Arkasından ağlayan olma
Geri getirmez çok ağlasan da

Durur, durur belki baş ucunda
Annen baban kendi çapında
Abin bile 47 yaşında

Ömür, ömür sanki bir kara kutuymuş
Gün gelince herkesin açılmış,
Ama sorarsan hep geç kalınmış

Güzel günlerimizin bittiğini sanma
Belki bir daha böylesi olmaz
Ama her bi gün güzel aslında
Yakın durmanın zor olduğu ortada
Uzak olmak her zaman en kolay,
Ama en zoru yalnız olunca

Uyur, uyur belki hep yanında
İlk sevgilin kendi solunda
Her hatıra asılı duvarında
Ömür, ömür sanki bir kara kutuymuş
Gün gelince herkesin açılmış
Ama sorarsan hep geç kalınmış



Sevince... [Erkin Koray]

sevince durma durma koş ardından
zaman yoktur git aşkı iste ondan
sevince tüm insanlar bir başka
durma dostum sen de yer ver aşka
sevmek bil ki doğmaktır yeni baştan
aşık oldum galiba yavaştan
oo sevince
oo sevince

öyle bir yol tutmuşum ki sorma
inandım ki sevince vardır 
dünya
sevincedir günlerin bir başka
durma dostum sen de yer ver aşka
sevmek bil ki doğmaktır yeni baştan
aşık oldum galiba yavaştan
sevince

olacak mıydım ben bu halde
olacak mıydım ben bu halde
sevince tüm insanlar bir başka
durma dostum sen de yer ver aşka
sevmek bil ki doğmaktır yeni baştan
eriyorum galiba yavaştan
sevince...




İsyan...

İsyan; isyanda, bile bile değişmeyeceğini birşeylerin; değişebilebilme ihtimalinin sonsuz umuduyla!.. Hep güzel olana, doğru olana, gecikmelerimizin sonucu değil midir içimizdeki o eşsiz hüzün... O bir türlü kurtulamadığımız, kurtulmaya çalıştıkça daha bir içine girdiğimiz, girdikçe daha bir umutla isyanımızı büyüten o eşsiz hüzün... Geç kalıyoruz, erteliyoruz, aynı şeyleri farklı kelimelerle konuşup, özeleştiri yapıp yine gecikmeye ve ertelemeye devam ediyoruz... İçimizde biriken acının ve hüznün bazen farkına varamadan bazen nefesi daraltan farkındalığıyla... Olmuyor, Aşk'ın gücünün sonsuzluğu ve büyüklüğü bu dünyanın hainliğine, tuzaklarına karşı sadece ayakta kalmamıza yetiyor. İyi ki... Ama gecikmeye ve ertelemeye devam ediyoruz, edeceğiz... Ettikçe, içimizdeki o hüzün bazen istemsiz kelimelerin ağzımızdan çıkıp istemsiz davranışları bedenimize dolayıp istemsiz an'ları yaşamamıza sebep olacak... Kısa da olsa, anlık da olsa bir boşluğun içine düşeceğiz... Yüreğin fısıltısı…

"Bana Öyle Bakma"... [Teoman&İrem Candar]

güzel sözler, güzel müzik ve güzel bir filmin güzel sahneleriyle güzel bir klip... İyi seyirler...

bana öyle bakma
anlayacaklar

ikimize karşı bu dünya
bizi anlamayacaklar

bana öyle yaklaşma
bana öyle dokunma

ikimize karşı bu dünya
bizi anlamayacaklar

bu 
hayat da bizi böyle
yakamızdan tutacaksa
hadi böyle yaşa
derken kalbimize sormuş mu ?

benle böyle konuşma
kapıları kapatma

ikimize karşı bu dünya
bizi anlamayacaklar

beni aşkla aldatma
gerçeklere kapatma

böyle kırık da bakma
beni daha da ağlatma

bu hayat da bizi böyle
yakamızdan tutacaksa
hadi böyle yaşa
derken kalbimize sormuş mu ?

bana öyle bakma
anlayacaklar

ikimize karşı bu dünya
bizi anlamayacaklar




İstanbul, Bugün Başka Bir Güzeldi...

Resim
 Bugün İstanbul'da ertelenmiş zamanlar yoktu; pişmanlıklar, korkular, kaygılar, maskeler... Her zaman isteyipte ertelediğimiz güzel an'lardan 'Bir'i vardı... Masmavi gökyüzü, masmavi deniz, güneş, martılar, vapurlar, Galata Kulesi, Kız Kulesi, Rumeli Kavağı, Anadolu Kavağı, Balıkçılar ve tüm bunların güzel  görünmesini sağlayan Yemyeşil gözler; kocaman Yüreğiyle... Ve masum küçük bir kız çocuğun hoşuna giden birşeyi yaparkenki o tarifsiz mutlu haliyle... 
     Olması gereken, yaşanması için yanıp tutuşulan bu güzel an'ları, hayatın hengamesi arasına sıkıştırıp, arasıra  yaşamak çok acı... Ama Aşk'ın 'umuduyla' arasıra da olsa hiç olmamasından iyi... Değil mi?..
     Yazılmış, çizilmiş, anlatılmış, yaşanmış, nasihat edilmiş ama -ne yazık ki- hiçbirşey değişmemiş ve -yine ne yazık ki- değişmeyecek... Bu hengamenin içinde arasıra yaşanan bu güzel an'lar içimizde buruk bir hüzün bırakacak; ertesi günün getireceği hengamenin farkındalığıyla... 
     Sezen Ak…

Neden?.. [Jehan Barbur]

"Sen Yağmur Sonrası"...

kalabalık bir sokak belki hayat
sen her köşe başı
yorgunluktan mı bu halim
düşünmek bile zor
kelimesiz geldiğim
fikirler yol almaz

dağınıklıktan mı bu halim
durulmak artık zor
geçmişte bitirdiğim
hüznümde hal kalmaz

toplanmamış bir oda
benle hayat
sen
yağmur sonrası...

yorgunluktan mı bu halim
düşünmek bile zor
kelimesiz geldiğim
fikirler yol almaz

dağınıklıktan mı bu halim
durulmak artık zor
geçmişte bitirdiğim
hüznümde hal kalmaz

dönüşmeden,
değişmeden gün olmaz
çare bulmaz
soluklanmaz zaman
yenilenmez yalan.



'Kaldırım Çocukları'... [Peyami Sefa]

Şapkamın kenarını gözlerime indirdim pardesumun geniş eteklerini bir harminiye gibi vücuduma doladım, 
ellerimi divan durur gibi önümde kavuşturdum kendi kendime sarıldım ve yürüdüm. 
Gece yarısından sonra üçüncü saat. 
Beyoğlu kaldırımındayım. Ağır ağır yürüyorum. Caddenin kenar çizgileri bir makas ağzı gibi açılarak 
bana doğru geliyorlar. Ara sıra sendeliyorum . 
Bir tesbihin taneleri gibi havaya dizili ışıklar, ben sendeledikce sallanıyorlar; 
bazı tesbih kopuyor ve taneler düşüyor duvarlara çarpıyorum. Söylemeye ne hacet? Sarhoşum. 
Duvarlara, sersemlere, sarhoşlara ve uyku sersemlerine çarpıyorum. 
Ne yürüyüş, enfes! Ben gece yarısı kaldırımlara bayılırım. Gece yarısı kaldırımların hürriyetine, 
kimsezliğine vurgunum. Bende kimsesiz ve hürüm bende kaldırım çocuğuyum. 
Hey!... Bütün hayatım onların üstünde gecti, onların kaldırımların üstünde, 
bütün hülyalarımı onların üstünde kurum; o hülyalar ki hiç biri olmadı fakat ben severim onları, 
kaldırımları. 


Onların üsütnde evimde gibiyim. Gelip…

Bazen Tek Hece Bazen Tek Cümle... Sonsuzca Aşk.

Sen,dikenlerine tutunmaya çalıştığım;gül dalısın sevgili...

(Tutunamayanlar/Oğuz ATAY)

Umut... [Edip Cansever]

Bütün iyi kitapların sonunda
Bütün gündüzlerin gecelerin sonunda
Meltemi senden esen
Yüreği sende olan
Yeni bir başlangıç vardır

Parmağını sürsen elmaya rengini anlarsın
Gözünle görsen
Elmayı sesini duyarsın
Onu işitsen yuvarlağı sende kalır
Her başlangıçta yeni bir anlam vardır

Nedensiz bir çocuk ağlaması bile
Çok sonraki gülüşün başlangıcıdır

(Şiir: Edip CANSEVER)


Tam Ortasındayım... [MFÖ]

Tam ortasındayım yağmurun
Karın soğuğun ortasındayım
Nasıl da paylaşıyor insan isterse
Nasıl da birmiş meğer hasretler
Nasıl da mecburmuşuz sabretmeye
Sevmeye, öğrenmeye

Tam ortasındayım yolun
Hmmm koşunun ortasındayım
Tam varıyorum ki hedefe
Bir yenisi başlıyor
Bu oyun hep aynı, değişmiyor
Hala devam hala figân
Hem de bile bile
Nasıl da paylaşıyor insan isterse
Nasıl da birmiş meğer hasretler
Nasıl da mecburmuşuz sabretmeye
Sevmeye, öğrenmeye...


Yine 'Arabesk' Yanım 'Depreşti'...

Saygılarla Sevim Tuna'dan...

Saf... [Enayi Anlamıyla...]

     ...Gülümsememin içime verdiği hazzı, karşımdakilerin beni 'saf' yerine koymalarını farkettikçe sadece kendi kendime yaşadığımı görüyorum... Bunun acı tarafı, çevremdeki insanların böyle davranmaları değil... 'Naif' kelimesinden oldukça 'tiksinmeye'(özür dilerim) başladım... Hatta içimdeki bana ait olmayan çirkin davranışları beslediğini düşünüyorum. Saygı duymak, nezaket göstermek, gülümsemek, iyi olmak, yardım etmek, doğru yaşamak(yaşamaya çalışmak) bu hayatın içinde ve insanların gözünde(daha doğrusu kişiliksiz önyargılarında) naif, pasif, aptal, enayi olarak görünmeme sebep oluyor. Bu an'ların en hoşuma giden tarafı ise, beklemedikleri anda(ki hiç beklemezler) yaptıkları saygısız önyargılı davranışlara sert ve ters tepki gösterdiğim anlar... 
     Niye yahu? Niye, insan karşısındakini aptal yerine koyar? Niye, yüzüne güvendiğini söyleyip, içten içe güvensizliğin tedirginliğinde yaşar? Niye bu haksızlığı hem kendisine hem karşısındakine yapar? Niye bu…

'Önyargı'nın Önlenemez Nefesi...

...Hep konuşulmuştur, hep konuşulacaktır ama ne yazık ki 'asla' son bulmayacaktır... İyi olanı, doğru olanı, olması gerekeni, özlü sözlerin, özlü gözlerin içinde görür ve kelimelerle ne kadar 'muhteşem' olduklarını söyler ve davranışlarına yansımasına yetişemeden kaybeder, bazıları... Ve bu 'bazıları' o kadar çok ve o kadar yakınımızdalar ki... Her nefesimizde tekrar tekrar da olsa yine yeni yeniden 'önyargı'nın olmazlarından bahsederiz...
Bahsetmelerden bize kalan, zaten bizde olandır... 

Bu videoyu daha önce izlememiş olanların mutlaka -lütfen- sonuna kadar izlemelerini rica ediyorum... 

" 'Önyargı'nın Önlenemez Nefesi"...

(A.B.D.'de yayınlanan bir yarışma programında, yarışmacıya karşı gösterilen 'önyargı'lı tavrın hezimetinin videosu...) 


"Hayattan Ne Öğrendiniz?"... [Can Dündar]

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. 
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum. 
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi… 
Ağladım. 
* * * 
Yaşamayı öğrendim. 
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim. 
* * * 
Zamanı öğrendim. 
Yarıştım onunla… 
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim… 
* * * 
İnsanı öğrendim. 
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…   
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim. 
* * * 
Sevmeyi öğrendim. 
Sonra güvenmeyi… 
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim. 
* * * 
İnsan tenini öğrendim. 
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu… 
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim. 
* * * 
Evreni öğrendim. 
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. 
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiği…

"İyi ve Kötü'nün Yüzü Aynıdır!.." [Paulo Coelho]

SON AKŞAM YEMEĞİ 
Leonardo da Vinci ’Son Aksam Yemegi’ isimli resmini yapmayi düsündügünde büyük bir güçlükle karsilasti... Iyi’yi Isa’nin bedeninde, Kötü’yü de  Isa’nin arkadasi olan ve son aksam yemeginde ona ihanet etmeye karar veren  Yahuda’nin bedeninde tasvir etmek zorundaydi...  Resmi yarim birakarak bu iki kisiye model olarak kullanabilecegi  birilerini  aramaya basladi.Bir gün bir koronun verdigi konser sirasinda,  korodakilerden  birinin Isa tasvirine çok uydugunu fark etti. Onu poz vermesi için  atölyesine davet etti, sayisiz taslak ve eskiz çizdi. 
Aradan 3 yil gecti ’Son Aksam Yemegi’ neredeyse tamamlanmisti,ancak  Leonardo  da Vinci henüz Yahuda için kullanacagi Modeli bulamamisti... Leonardo’nun  çalistigi kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressami  sikistirmaya basladi. Günlerce aradiktan sonra Leonardo vaktinden önce  yaslanmis genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu yigilmisti.  Leonardo  yardimcilarina adami güçlükle de olsa kiliseye tasimalarini söyledi çünkü  …

Söylence... [Ümit Yaşar Oğuzcan]

akdeniz gülüşlü bir çocuk, olsaydın  ağzının kıyısında uçarılıklar biriktiren.  yüzünde binbir haylazlıkla sevseydin beni,  yüreğinden beyaz kuşlar uçardı yüreğime.  dokundukça portakal çiçekleri dökerdi,  sevilmekten ürpertili dingin gövden  ah çocuk ah kadın ah sevgili  sözlerin aşkı anımsatsa da,  gülüşünde onmaz acılar gizli ...

Hasretinle Yandı Gönlüm... [Seha Okuş]

Seha Okuş'un güzel yorumuyla... 


Hasretinle yandı gönlüm
Yandı yandı söndü gönlüm
Evvel yükseklerden uçtu
Düze indi şimdi gönlüm

Gözlerimde kanlı yaşlar
Hasretin bağrımda kışlar
Başa geldi olmaz işler
Bin bir dertle doldu gönlüm

Gelecektin gelmez oldun
Halimi hiç sormaz oldun
Yaralarımı sarmaz oldun
Yokluğunda soldu gönlüm

Gözlerimde kanlı yaşlar
Hasretin bağrımda kışlar
Başa geldi olmaz işler
Bin bir dertle doldu gönlüm

Aramızda karlı dağlar
Hasretin bağrımı dağlar
Çaresizlik yolu bağlar
Yokluğundan öldü gönlüm




Hasretinle Yandi Gönlüm ( Seha Okus )xhalukx

'Ömrüm Seni Sevmekle Nihayet Bulacaktır'...

Sayın Münir Nurettin Selçuk'un güzel sözlerine Sayın Zeki Müren'in ve -haksızlık yapmak istemediğim için- Sayın Müzeyyen Senar'ın güzel yorumları... Böyle bir durumda bana yorum yapmak değil dinlemek düşer... Ruhunuz Şad olsun...

Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır, Yalnız senin aşkınla ruhum solacaktır, Son darbe-i kalbim yine ismin olacaktır, Yalnız senin aşkınla ruhum solacaktır....




'Ayrılık Diye Bir Şey Yok'... [Ümit Yaşar Oğuzcan]

Ayrılık diye bir şey yok. 
Bu bizim yalanımız. 
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var. 
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun? 


Güneş çoktan doğdu. 
Uyanmış olmalısın. 
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi? 
Öyleyse ayrılmadık. 
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz. 


Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. 
Önce beklemekten. 
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan. 
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. 


Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, 
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini... 
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, 
Kanunlara saygı göstermesini, 
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. 


Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. 
Ya o? Ya o? 
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, 
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, 
Saadet bekliyor yaşamaktan. 


Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. 
Aradıklarının çoğunu bulamamış, 
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak 
Göçüp gidiyor bu dünyadan. 


İşte yaşamak macer…

'Bir Of Çeksem'... [Orhan Hakalmaz]

Hayalleri,  Yürekleriyle düşünceleri arasında kalakalmış, beklemedikleri bir anda 'Vatan' uğruna emanet taşıdıkları 'Can'larını geride bıraktıkları 'Can'lara katarak sonsuzluğa doğru yolculuğa çıkan tüm Şehitlerimize ithafen...

BİR OF ÇEKSEM KARŞIKİ DAĞLAR YIKILIR
BUGÜN POSTA GÜNÜ CANIM SIKILIR
SIKILIR AMAN AMAN

ELLERİN MEKTUPU GELMİŞ OKUNUR
BENİM YÜREĞİME HANÇER SOKULUR
SOKULUR AMAN AMAN

ŞU KARŞIKİ DAĞDA BİR TOP KAR İDİM
YAĞMUR YAĞDI ILGIT ILGIT ERİDİM
ERİDİM AMAN AMAN

EVVEL YARİN SEVDİĞİDE BEN İDİM
ŞİMDİ UZAKLARDAN BAKAN BEN OLDUM
BEN OLDUM AMAN AMAN