İsyan...


İsyan; isyanda, bile bile değişmeyeceğini birşeylerin; değişebilebilme ihtimalinin sonsuz umuduyla!.. Hep güzel olana, doğru olana, gecikmelerimizin sonucu değil midir içimizdeki o eşsiz hüzün... O bir türlü kurtulamadığımız, kurtulmaya çalıştıkça daha bir içine girdiğimiz, girdikçe daha bir umutla isyanımızı büyüten o eşsiz hüzün... Geç kalıyoruz, erteliyoruz, aynı şeyleri farklı kelimelerle konuşup, özeleştiri yapıp yine gecikmeye ve ertelemeye devam ediyoruz... İçimizde biriken acının ve hüznün bazen farkına varamadan bazen nefesi daraltan farkındalığıyla... Olmuyor, Aşk'ın gücünün sonsuzluğu ve büyüklüğü bu dünyanın hainliğine, tuzaklarına karşı sadece ayakta kalmamıza yetiyor. İyi ki... Ama gecikmeye ve ertelemeye devam ediyoruz, edeceğiz... Ettikçe, içimizdeki o hüzün bazen istemsiz kelimelerin ağzımızdan çıkıp istemsiz davranışları bedenimize dolayıp istemsiz an'ları yaşamamıza sebep olacak... Kısa da olsa, anlık da olsa bir boşluğun içine düşeceğiz... Yüreğin fısıltısı kulağımıza ulaşana kadar... Sonra Aşk'ın sonsuz umudu ve gücüyle yine sımsıkı sarılacağız birbirimize... Sımsıkı hep olması gerektiği gibi sadece Aşk'la... Evet; ertelediğim, geciktiğim o kadar çok şey var ki... Bunun acısının tarifi içimde saklı kalacak... Tutunduğum tek dal, Aşk... Geciksek de, ertelesek de birşeyleri; tamamen bırakmayın kendinizi...
Aldığınız her nefes, sevdiğiniz için yeni bir umut... Unutmayın... 


Saygıyla...

btr


Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına