Kayıtlar

Kasım, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

'İki Parça Can'... [Ahmet Arif]

Rüya bütün çektiğimiz,

Rüya kahrım, rüya zindan,

Nasıl da yılları buldu

Bir mısra boyu macera...

Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,

Bilmezler nasıl sevdik.

İki yitik hasret

İki parça can...


(Şiir: Ahmet Arif)



Noktasız... [Özdemir Asaf]

  Biri gelir sorarsa
  Sana beni sorarsa
  Gitti der misin
  Gittiğimi söyler misin
  Gidiyorum ben sana
  Benimle gider misin.

"Sarhoş Olun"... [Charles Baudelaire]

...
Hep sarhoş olmalı. Her şey bunda; tek sorun bu.

Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız.

Ama neyle?

Şarapla,
şiirle
ya da erdemle,
nasıl isterseniz.
Ama sarhoş olun.


Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üstünde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun; “Saat kaç?” deyin. Yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir yanıtı size: “Sarhoş olma saatidir! Zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz.”


...

'Her Daim'  AŞK'la...

Paramparça... [Halil Sezai Paracıkoğlu]

Şarkıyı şu an dinledim, hoşuma gitti ve bloga eklemek istedim. İzlemediğim bir dizi de kullanıldığını öğrenmeme rağmen -ki hoşuma gitmeyen bir dizi- şarkının ve yorumun güzelliği üzerine ekledim. İyi dinlemeler...


Ölü aşk diyarlarına beni sen attın da  İçim paramparça  Viraneyim yalan oldum..  Sesin yankı olur boğar her adımda  İçim paramparça  Viraneyim duman oldum..  Haykırsam  Ellerimi açsam yalnız sana  Ağlasam çocuk gibi  Eskileri anlatsam  Derviş gibi abdal gibi **** gibi..  Paramparça..  Haykırsam çocuk gibi..

Böyle Bir Kara Sevda... [Haluk Bilginer]

Ne çıkar bahtımızda ayrılık varsa yarın,  Sanma ki hikâyesi şu titreyen dalların  Düşen yaprakla biter,  Böyle bir kara sevda kara toprakla biter.  Ağlama olma mahzun gülerek bak yarına,  Sanma ki güzelliğin o ipek saçlarına  Dökülen akla biter,  Böyle bir kara sevda kara toprakla biter.

Bazen İçimize Giren Karmaşayı Özetleyen Güzel Bir Kare...

'Güneşin Oğlu' filminden güzel, özel ve satır aralı bir sahne... İlkinde saçma derseniz bir daha izleyin, ikinci de 'yarım ağız' alay eder misali gülümserseniz bir daha izleyin, üçüncü de tepkisiz kalıp farkında olmadan birşeyler düşünmeye başladıysanız -tabii ki her zaman olduğu ve olması gerektiği gibi- Yürekten o zaman bu konudan sonra ekleyeceğim şarkıyı dinleyin :)  


(Ülkü Tamer'in Konuşma şiiridir...)


Saygılarımla...




Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.

Anason... [Zakkum]

Sözlerinden ziyade-kötü olduğunu ima etmiyorum- müziği hoş; tebrikler...

'Dillere Destan' İstanbul...

Çeşitli dillerde İstanbul'a 'sesleniş'...



Grekçe: Vizantion
Latince: Bizantium, Antoninya, Alma Roma, Nova Roma
Slavca: Çargrad, Konstantingrad 
Vikingce: Miklagord
Arapça: Bizantiya, el-Mahsura, Kustantina el-uzma
Selçuklular zamanında: Konstantiniyye, Mahrusa-i  Konstantiniyye, Stambul
Osmanlıcada: Dersaadet, Deraliyye, Mahrusa-i  Saltanat, İstanbul, İslambol, Darüs-saltanat-ı Aliyye,  Asitane-i Aliyye, Darül-Hilafetül Aliye,  Payitaht-ı Saltanat, Dergah-ı Mualla, Südde-i Saadet

'Bir Eşi Olmalı İnsanın'... [Can Yücel]

Yüreğine sağlık Üstad; Ruhun şad olsun, Mekanın Cennet...



Bir Eşi Olmalı İnsanın! Bakarken yüreğinin kabardığı, Gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı… Aşık olduğu bir eşi olmalı! Sabah gözlerini açtığında, yanında olduğunu görüp, Şükürler etmeli Yaradana. Koklamalı saçlarını uyuyan eşine şefkatle bakıp, Usulca dokunmalı yüzüne.
Bir eşi olmalı insanın!
Varlığını hissedebilmek için. Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla. Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü… Kramplar girmeli midesine, Onsuzluk aklına geldikçe!
Bir eşi olmalı insanın!
Rüzgar O’nun kokusunu getirmeli, Yağmur O’nun sesini. Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için. Akşam O’nu görecek diye, pırpır etmeli yüreği. Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi. Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi. Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli. Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.
Bir eşi olmalı insanın!
Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini, Tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu… Güven duymalı, her şeyiyle. Başını göğsüne koyup h…

'Yaşayınca Anladım'... [Can Yücel]

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. 
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,  Kendi yolumu çizdiğimde anladım..  Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..  Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..  Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,  Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..  Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,  Neden hiç ağlamadığını anladım..  Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,  Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..  Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,  Çok acıttığında anladım..  Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, 
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..  Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,  Yüreğini elime koyduğunda anladım..  ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,  Sana ''git'' dediğimde anladım..  Biri san…

'Yazık'(lar) 'Ol'(sun)du!..

Resim
Ne amaçla Milli Takım'ın başına getirildiğini -geldiğinden beri- anlamadığım ve kabul edemediğim birisinin ve ekibinin elinde oyuncak edilmesine sebep olanlara, ödediğim vergilerden 1 Kuruş dahi katkı olduysa 'haram' olsun!.. Geç kalınmış bir gönderme. Umarım sadece o kişiyi değil tüm teknik ekibi de(oğuz, engin, okan v.s.) gönderirler... Yazık!.. Çok yazık...

İnsanın 'Öz'ündeki Masumiyet...

"İnsanın 'Öz'ündeki -bazen kaybedilen, bazen farkına geç varılan- masumiyete ithafen bir alıntı..."

Çoğu insan için hayatın en hüsran verici yanlarından biri, diğer insanların davranışlarını anlayamamaktır. Onları "masum" yerine "suçlu" görme eğilimimiz vardır. Başkalarının sadece bize sinir bozucu gelen davranışlarına, yorumlarına, cimriliklerine ve bencilliklerine odaklanmaya pek hevesliyizdir; o zaman da çok bozuluruz. Eğer davranışlara fazla odaklanırsak, insanlar bizi mutsuz ediyormuş gibi görünebilir.

Wayne Dyer bir konferansında şöyle bir esprili tavsiyede bulunmuştu: "Sizi rahatsız eden tüm insanları toplayıp bana getirin. Ben onları tedavi ederim, siz de rahat edersiniz." Elbette, olacak şey değildi bu.İnsanların tuhaf şeyler yaptıkları doğrudur, (kim yapmaz ki?) ama buna bozulan biz olduğumuza göre, değişmesi gereken de biziz. Ben burada şiddeti, veya bunun gibi çarpık davranışları kabullenip, hoş görmekten bahsetmiyorum. Öneri…

Resimlerin İçindeki 'Dün' ve 'Bugün'...

Resim
alıntıdır...

Yalnızlığın Sesi... [Serkan Çağrı]

Sadece dinlemek bile 'kimsenin' size bir şey söylemesine gerek bırakmıyor...