'Cânan Yurdu'... [Mehmet Akif Ersoy]





Eyvâh ıssız diyâr-ı dilber...
Her hatvesi bir mezâr-ı muğber!

Uçmuş da bakındığım terâne,
Kalmış sessiz bir âşiyâne.

Yer yer medfun durur emeller...
Gûyâ ki kıyâm-ı haşri bekler!

Yâ Rab! Niye böyle bir yığın hâk
Olmuş yatıyor o buk'a-i pâk

Yâ Rab, ne için o lem'a nâbûd?
Yâ Rab, ne için bu sâye memdûd?

Yâ Rab, ne demek harîm-i cânan,
Üstünde bu perde perde hicran?

Lâkin görünen kimin hayâli?
Cânan gibi tıpkı yâl ü bâli...

Keysû-yi siyâh-ı târumârı,
Altında cebîn-i lem'a-dârı,

Zulmetler içinde subh-i mahmûr;
Yâ gözbebeğinde nazra-i nûr;

Yâ ebr-i bahâr içinde cevvâl
Bârân şeklinde dürr-i seyyâl;

Yâ sînede her zaman coşan yâd,
Yâ kayd-ı bedende rûh-i âzâd.

Ey tayf-ı nigeh-fırîbi yârin
Olmaz mı bir ân için karârın?

Heyhât, serâb-ı şavka döndün...
Karşımda parıldamanla söndün!

Kimden sorayım ki nerde dilber?
Makber gibi samt içinde her yer.

Cânan! Cânan!.. dedim, arandım...
Bir aks-i nidâ dedikçe, yandım!.

Yâ Rab, neye hem sağır, hem ebkem,
Dağlar, dereler, bütün şu âlem?

Ey sevdiğimin sevimli yurdu,
Hâlin, bana şimdi pek dokundu!

Aç sîneni; yâd-ı nükhetinden
Bir şemmeye kâilim bugün ben.

Bir vakt o şemîm-i nâz-perver
Tâ subha kadar yanımda bekler,

- Ümmîde verip bekâ sabûhu-
Sermest-i safâ ederdi rûhu.

Heyhât o nesîm-i sâf şimdi
Nâzan, nâzan semâya gitti.

Ey lâne-i târumâr söyle,
Cânan sana artık inmiyor mu?

Ey mâtem-i pâyidâr söyle,
Sâhandaki nevha dinmiyor mu?

Ey ebr-i semâ-güzîn-i seyyâr,
Yâdında mıdır o nazlı reftâr?

Ey darbe-i bâda karşı, ra'şân,
İnşâd-ı enîn eden nihâlân!

Bir şi'r-i revân olup da cânan,
Geçmez mi bu gölgeden hırâmân?

Ey dilber-i mihriban, zuhûr et!
Ömrüm gibi ansızın mürur et!

Ya kalb-i fezaya bir hutur et:
Afakımı lem'a lem'a nur et.

Bin nevha-i can içimde pür-cûş,
Geldim bu garib yurda, medhûş.

Feryâdımı yok mu eyliyen gûş?
Yâ Rab, bu nasıl cihân-ı hâmûş:

Bir "yok!" diyecek sadâ da yokmuş!.

Güncel Türkçe

Eyvah! Sevgilinin yurdu ıssız kalmış...
Ayak bastığı her yer kırgın bir mezar olmuş!

Uçmuş da bakındığım sesler 
Sessiz bir yuva halinde kalmış.

Ya Rab! Niye böyle bir yığın toprak
Olmuş yatıyor o temiz saha

Ya Rab, ne için o parıltı ortada yok?
Ya Rab, ne için uzayıp gitmekte bu gölge?

Ya Rab,sevgilinin yuvası üzerine
Üstündeki bu kat kat ayrılık perdesinin anlamı ne

Fakat görünen kimin hayalidir?
Endamı tıpkı sevgilim gibidir

Dağınık siyah saçları
Altında parıldayan alnı,

Mahmur bir sabah gibidir karanlıklar içinde.
Ya da nurlu bir bakıştır gözbebeğinde

Yahut da hareketli bahar bulutundan düşen,
Bir inci tanesidir yağmur şeklinde.

Yine o, yüreğimde her an coşan bir hatırayı,
Ya da beden bağında hür olan ruhu andırmakta.

Ey sevgilinin gözleri aldatan hayali.
Bir an için bile olsa karar kılmaz mısın?

Yazık, bir sevgi serabına döndün...
'Karşımda parıldamanla söndün!

Kimden sorayım ki nerde dilber?
Mezar gibi sessizlik içinde her yer.

Sevgili! Sevgili! dedim, arandım..."
Ünleyişime bir yankı dedikçe, yandım!

Ya Rab, niye hem sağır hem dilsiz,
Dağlar, dereler, bütün şu âlem?

Ey sevdiğimin sevimli yurdu,
Hâlin bana şimdi pek dokundu!

Aç göğsünü, sendeki kokunun eserinden
Bir parçaya bile razıyım bugün ben.

Bir zaman o nazlı güzeli hatırlatan koku
Tâ sabaha kadar yanımda bekler,

-Ümitlerime ölümsüzlük şarabı sunup-
Safasından sarhoş ederdi ruhu.

Yazık o saf bahar rüzgârı şimdi
Nazlı nazlı göklere gitti.

Ey dağılmış yuva söyle,
Sevgili sana artık inmiyor mu?

Ey sonsuz matem söyle,
Çevrendeki feryat dinmiyor mu?

Ey gökyüzünde seyredip giden bulut,
Hatırında mıdır onun nazlı yürüyüşü?

Ey rüzgârın darbesi karşısında inleyip,
Titreyerek şiir okuyan fidanlar!

Akıp giden bir şîir olup sevgili,
Salınarak bu gölgelerden geçmez mi?

Ey şefkatli sevgili ne olur bir görün!
Ömrün gibi geçip git ansızın!

Yahut da fezanın derinliklerinde kendini bir göster de,
Ufuklarımı parıl parıl aydınlat.

Yürekten kopan binlerce matemli feryat içimde coşarak,
Dehşete düşmüş bir halde geldim bu ıssız yurda.

Feryadıma yok mu bir kulak verecek?
Ya Rab, bu nasıl suskun bir dünya?

" Yok!" diyecek bir ses bile yokmuş!

Mehmet Akif Ersoy

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına