Kayıtlar

Şubat, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"Aylık 150 Milyar Alıyorum"...

Gece internetten, günün getirdiklerine bir bakayım dedim; bakmaz olaydım. Nasıl bir dengesiz düzendir bu, nasıl bir kutsallıktır, onurdur ki yerini paraya teslim etmiş. Başkaları aynısını daha fazlasını veriyor; biz de yapalım; ne de olsa aynı salkımda olmasak da biz de üzümüz değil mi?.. Baka baka kararıyor, karartırıyoruz bu yaşanılası hayatı!.. Kabul etmiyorum, edemiyorum; bu kadar rahat, bu kadar kendince haklı görüp aldığı parayı rahat davranan insanları... Olmadı, Abdullah Hoca... Seni de 'Biz'den sanmıştım; yanılmışım... Biz, 'empati'den uzak durdukça insan olarak 'iyi' olanı yaşamaya asla hakkımız olmayacak... 
 'Milli Takım'ın sadece adı 'Milli'... Ruhu asla!..





"Aylık 150 milyar alıyorum"
Avcı, aldığı ücretin medyaya yansıdığını belirterek, "Ben 32 yıldır futbol hayatımda hiç para konuşmadım. Federasyon, teklifi sunduğunda ne kadar ücret istediğim soruldu. Buraya para konuşmaya gelmediğimi, Türk futbolu için hizmet vermeye g…

Olsun...

Resim
BÖYLE OLSA DA BİR GÜN BEDENİM...























KALACAK BÖYLE RUHUM DAİM...

SADECE...

AŞK'LA...

Sana bir söz yazdım bugün  Yolladım rüzgarla İçinde gözyaşı vardı  Küçücük bir adamla...

'Caravanserai'... Loreena McKennitt

This glancing life is like a morning star
A setting sun, or rolling waves at sea
A gentle breeze or lightning in a storm
A dancing dream of all eternity


Parlayan bu hayat sabah yıldızı gibi
Doğan güneş, denizdeki dalgalar gibi
Nazik bir meltem, fırtınada bir şimşek gibi
Tüm sonsuzluğun danseden hayali gibi




The sand was shimmering in the morning light
And dancing off the dunes so far away
The night held music so sweet, so long
And there we lay until the break of day


Çöl sabahın ışıklarıyla parlıyordu
Ve tepecikler çok uzaklarda dans ediyordu
Gece müziği çok tatlı ve uzun kıldı
Ve biz gün ağırana kadar orada uzandık




We woke that morning at the onward call
Our camels bridled up, our howdahs full
The sun was rising in the eastern sky
Just as we set out to the desert’s cry


O sabah ilerleme çağrısıyla uyandık
Develerimiz gemlenmiş, semerlerimiz dolu
Güneş doğu göğünde yükseliyordu
Biz çölün çağrısına doğru yola çıktığımızda




Calling, yearning, pulling, home to you


Seni çağırıyor, özlüyor, evini sana yaklaştırıyor




The…

Yalan... [Fikret Kızılok]

Yalandı hep yalan 
Samanyolu geceler yalan 
İki korku çiçeği açar gözlerimde 
Oysa bakışlarım neden yalan 


Akşam olur demelerim 
Damla damla , duman duman 
Yaprağımın üstünde şebnem olursun, kırağım, çiğdem 
Elimi uzatsam o da yalan 


Bir gece örter üstümü 
Anlamazlar ki halimi 
Yastığımdan kuşkulanırım 
O da yalan, o da yalan


Hırsız gibi düşlerimde 
Gizli gizli sevdalanırım 
Tutunurum kendime 
O da yalan, o da yalan 


Bir bildiğim var 
Kimi hala sevdiğim 
Bir horoz öter, susar içim 
Sende sabah, bende gece yarısı 


Bir bildiğim var 
Kimi hala sevdiğim 
Unutmuşum yalandı 
Bir sen bilirsin bir de ben 
Söylesem başkalarına o da yalan

Dört 'Üstad'... Üçünün Sazı Sesi Birinin Sözü...

Yüreğinize sağlık...


Barış Manço-Cem Karaca-Cahit Berkay-Aşık Veysel


Uzun İnce Bir Yoldayım

'Aşıkların Ölümü'... [Charles Baudelaire]

Yatağımız olacak, hafif kokuyla dolu
Divanımız olacak, bir mezar gibi derin
Bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
O garip çiçekleri süsleyecek konsolu






Son sıcaklıklarını sarfederek hovarda
Birer ulu meşale olacak kalplerimiz
Çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
İkimizin ruhunda, o ikiz aynalarda


Pembe, lahuti, mavi bir akşam saatinde
Vedalar dolu uzun bir hıçkırık halinde
Yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri


Nihayet kapıları biraz aralayarak
Sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
Buğulu aynaları ve ölmüş alevleri


CHARLES BAUDELAIRE


Türkçe: Sabri Esat SİYAVUŞGİL

Sıkıntı...

İçime yerleşen bir sıkıntı var; nereden geldiğini, neyin sebep olduğunu bilemediğim, belki de bilmek istemediğim, kaçtığım bir sıkıntı... İçimdeki enerjiyi sömüren, yavaş ve sinsice eriten bir sıkıntı... Hadi hayırlısı...

İki Yol... Aşk... Hayat...

İki farklı yol; biri sağa bir sola giden, iki farklı yol; birini düşünerek, birini hissederek katettiğin... Amaçları, farklı iki yol; biri, seni kendisine bağlayan, diğeri seni sende tutan... İki farklı yol; ASLA aynı anda yürüyemeyeceğin... İki farklı yol, biri her nefesinde seni düşüncelerle, oyalayan, acıtan, pişmanlıklarla, yaşayamadıklarınla kendisinin doğru yol olduğunu mırıldayan; diğeri seni yüreğindeki hislerine bırakıp, 'an'ın içindeki tebessümle gülümsemeni fısıldayan... Kararını sadece senin verebileceğin tek seçenek iki yol... Attığın adımın telafisi -maalesef- olmayan, olduğunu düşündürse de yollardan biri... Hayat ve Aşk... İnsanın önünde adımını atması için bekleyen, birinin sonu, diğerinin ucu bucağı olmayan... Seçtiğin yol 'Hayat'sa, 'Aşk'ı sadece görebilirsin; uzaktan. Hissedemeden, sürekli ona ulaşmaya çalıştığını zannedip, 'Hayat'ın yolunda yürümeye devam edersin. Öyle bir yoldur ki 'Hayat', seni çok iyi kandırabilir; yürüdü…

Güven...

Her zaman seni üzecek birileri olacaktır...Yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek ama önemli olan KİME İKİ DEFA GÜVENECEĞİNE KARAR VERMEKTİR...




Gabriel Garcia Marquez

'Karşıya Çifte Çamlar'... [Kazım Koyuncu]

Ruhun -tekrar- Şad Olsun...



Karşiya çifte çamlar oy sakizi yere damlar 
Sevup alamiyanin oy yüreğini buz bağlar 
Sevup alamayanin oy yüreğini buz bağlar 


Evun alti arpalık oy evun ne kalabaluk 
Yarum sen de varmidur oy benum gibi sevdaluk 
Yarum sen de varmidur oy benum gibi sevdaluk 



Bir Sana Bir de Bana... [Baba Zula]

Bulutların üstünden 
Bıraktım ben kendimi 
Sonunu düşünmeden 
Duygular sarınca beni 
Gizlice tuttum elini 
Yüzüne baktım usulca 
Gözlerin fısıldadı ah 
Mutluluğu yavaşça 
Çiçeklerin kokusu 
Dalgaların şarkısı 
Rüzgarın fısıltısı


Bir sana bir de bana 
Bahçede hanımeli 
Gökyüzünde yıldızlar 
Yağmurun narin sesi 
Şimdi bir anlamı var 
Aşk nasıl da kırılgan 
Sus dedim ama olmadı 
Kalbimden ismin geçti ah 
Kimseler duymadı 
Çiçeklerin kokusu 
Dalgaların şarkısı 
Rüzgarın fısıltısı 
Bir sana bir de bana


'Taraflı Bir Konu' İzninizle :) "Fenerbahçeli Olmak Ne Güzel Bir Şey!"...

Başım yukarıda, gücüm yerinde
İsterim ki bilsin herkes, ben bir fenerbahçeliyim
Gözüm dışarıda, dev kupalarda
Kalkışmasın kimse seni kalbimden söküp atmaya
Taraftarım ben, dedikodu bilmem
Tarih yazar kim haklı, kim çamur attı
Kimseye kanmam, yalancı sevmem
Annemin ak sütü kadar helaldir kupalar
Seninle sonsuza dek sırt sırta veririm hey
Yan yanayız doğu batı kuzey güney
Lefterin'le Aykut'unla Alex'inle gürle hey
Fenerbahçeli olmak ne güzel bir şey
Fenerbahçeli olmak ne güzel bir şey!



'Anlamı Korumak, Hayatı Korumaktır'... [Gökhan Özcan]

İnsaf dünyadan yavaş yavaş çekiliyor. Dünyada hiç insaf kalmadığında, bıraktığı her yeri kaos dolduracak. Kaos!.. 


Gürültü ve kargaşadan ibaret bir boşluk... Zembereği kırılmış bir saat... Anlamını kaybetmiş kelimeler... 


Anlamlara sahip çıkmayanlar, hayata ve insana ihanet ediyorlar. Vicdanlarının sesine sağırlaşanlar, en önce kendi varlıklarını kemiriyorlar. Adaletin ayarının bozulmasına mani olmayanlar, hakkaniyet duygularını bozdurup harcıyorlar. Her insan bilmeli ki, anlam bozulduğunda hayat bozulur. 


Anlam kırıldığında, vicdanlar kırılır. Anlam ortadan kalktığında, varlık ortadan kalkar. Anlam yaralandığında, insanlık yaralanır. 






Kaos, anlamsızlık üstüne kurulan bir imparatorluktur. Ruhları, benlikleri, bilinçleri çiğner atlıları... 


Kaos, aynı zamanda yalnızlıktır. Seslerin duyulmaz, duyguların bilinmez, hayallerin kurulmaz olduğu yerdir. Her şeyi görünmez hale getiren ağır bir sis bulutu, havaya savrulmadık tek bir şey bırakmayan korkunç bir tufandır. 


Kaos, hayatın ve varlığın sonu…

'Şehir Kimi Sever?'... [Can Dündar]

Duvarlarda dev reklam panolarında iddialı bir tespit göze çarpıyor: "Şehir güçlüleri sever." Gün boyu güçsüzler geçiyor afişin altından; işsizler, yoksullar, itilmişler... Şehrin sevmedikleri, kustukları...


Afiş, kentin tercihini ele veriyor. Sıradan bir reklam değil bu; bir arabadan fazlasını, bir yaşam biçimini, bir iktidar tercihini, bir ideolojiyi pazarlıyor. Güçlüyü kutsuyor; ama ne demeli, çoğu reklam gibi nabzı doğru tutuyor.
*** Gerçekten de güçlüleri seviyor şehir... Bir zamanlar kızları için ilim, irfan, itibar sahibi kısmet niyaz eden analar, para, şöhret, iktidar sahibi damat aramaya başladığından beri böyle bu...İktidara varmanın yolu ortak akıl üretmekten ziyade, güç ittifakları kurmaktan geçtiğinden beri böyle... O zamandan beri, güce tapan şehir Polat'a özeniyor, Sinan'dan, Yahya Kemal'den, Münir Nurettin'den çok.... "Gücü gücü yetene" diyen bir zihniyet, güçlü olanı haklı olana yeğliyor. En sportmen, en centilmen olan değil, topa sahip olan ya …

Farklı Bir Yorumla... Ağlama Yar[Mavi Yazma][Karmate]

Yavuz Bingöl'ün yumuşak tonlamasından dinleyenlerin, tulum eşliğinde bir de Karmate'den dinlemelerini tavsiye ederim...





Ağlama yar ağlama
Mavi yazma bağlama
Mavi yazma tez solar
Ciğerimi dağlama



Elma al olanda gel
Ayva nar olanda gel
Hasta düştüm gelmedin
Bari can verende gel



Elmada al olaydın
Selvide dal olaydın
Bana göre yar mı yok
ıstedim sen olaydın


Bugün ayın üçüdür
Girme bostan içidir
Dudakların bal kaymak
Dilin badem içidir





Hatırladınız mı Bu Kızı?..

Çocukların tv'lerde kullanılmasını asla destekleyen birisi değilim. Ama zamanında bu programı izlemiyor olmamıza rağmen kanalları gezerken bu kızı şarkı söylerken görüp, tebessümle izlemiştik. Şimdi dolaşırken rast geldim; eklemek istedim. Aynı yaşlarda bir yeğenimiz var; sanırım ona benzetmemizin de etkisiyle ve kendi sempatikliğiyle dikkatimizi çekmişti.



Gençliğe Hitabe!..

Resim
Yorumsuz!





Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktida…

'Bir Hayal Görüyorum'... [Susanna Tamaro]

"Beklenilen 'peri'nin 'ÖZGÜR İRADE'miz olduğunun farkına varılması temennisiyle :) Saygılarımla.















„ Gecenin bir yarısı uyanıyorum ve yatağımın başucunda oturan bir peri görüyorum. Ondan bir virüs diliyorum: Televizyon virüsünü…“
Aslında hayal görmek mizacıma uygun bir eylem değildir. Çünkü tabiat olarak kötümserim ve daha çok gerçeğe odaklanırım.

Okul yıllarımda kız arkadaşlarım gökkuşağı, efsanevi kahramanlar ve beyaz atlı prensler çizerlerken, ben bir böceğin ayaklarını sayıyor, o çenesinin kudretinden, yaşam için yaratilmis o vahşi donanımlarından dehşete düşüyordum.

Ölümü düşünüyordum mesela, ve birazda başka şeyleri…

Bu yüzden bir şeyi tasavvur ederken töhmet altında kalmaktan kendimi alamıyordum. -hala öyleyimdir-

Bugün bile hayallerimi sıkıcı buluyorum.

Üşüyorsam eğer, kuzeykutbunda mayolu bir şekilde hayal ederim kendimi.

Acıkmışsam eğer terkedilmiş, aşçısı ve garsonu olmayan bir lokantayı tahayyül ederim.

Yani anlayacağınız siz dinleyicilerimin nefesini kesecek ola…

İnsanın Tek Düşmanıdır İnsan!..

13 (Thirteen) filminden -2010 yapımı olan, 2005 Fransız yapımı olanda var filmin- ağır bir sahne değil mi?.. Yaşam ile ölümün ince bir çizgide daha doğrusu bir tetiğin ucunda olduğu tarifi belki zor ama çok olan bir 'an'... Evde, okulda, iş hayatında kendimiz için iyi olanı, güzel olanı isterken ve hayal ederken ve -ne yazık ki- hırsla gerçekleşmesi için mücadele ederken, bizimle aynı düşüncelerle mücadele içinde olan 'diğerleri' için yaptığımız ve bize yapılan filmdeki sahneden farklı mı?.. Birşeyleri başarmak için bir elimizde tabanca ve parmağımız tetikte misali -bilinçsizce ve hızlı adımlarla- hedefimize doğru yürüyoruz; tabii arkamızda aynı şekilde yürüyen 'diğerleri'nin ensemizde hissettiğimiz  serinliğiyle... Hayatın içine öyle bir düzen yerleştirmiş ki insanoğlu, hiçbir idol, hiçbir felsefi düşünce bu çirkin şekilde ilerlemeye devam eden hayatı düzeltememiş; asırlardır... Böyle de devam edecek gibi görünüyor. Var; eminim bir yolu var bunun. Ve bu yolu a…

Serserinim... [Fikret Kızılok]

Resim
Serserinim gün akşam bilmem 
Kalbimden başka yer mekan bilmem 
Kandil olmuş, tutuşmuş kül duman bilmem 
Güzel gözlerinin meyhanesinde 


Evvel zaman içindeymişiz 
Dünya alem dışındaymışız 
Her dem senin aşkındaymışız 
Güzel gözlerinin meyhanesinde 


Bir bilsen ki ne hallerdeyim 
Kaybolmuşum nerelerdeyim 
Bir gün dudakta, bir gün tendeyim 
Güzel gözlerinin meyhanesinde




Yanıma Gel... [Halil Sezai]

Aşk ateş olmuş şarabında 
Saçların sarhoş 
Aşk hüzün olmuş dudağında 
Geceler sarhoş 
Yanıma gel, yanıma gel, 
Yanıma gel aman
Bir gece öyle bir gel ki, 
Dağıtarak saçlarını 
Güzelsin öyle güzel, 
Bir eylül akşamında 
Yanıma gel, Yanıma gel, 
Yanıma gel aman




'Türk'ü Aşağılamanın Dayanılmaz Hafifliği... [Burhan Eren]

Özümüzü benimsemekten -ırkçı olacağız düşüncesiyle- korkmayın. Bizi zaten Bizden olmayan fazlasıyla aşağılıyor!..













Sokaktaki kavgayı ve trafik kazasını ancak Türkler seyreder.” “Ticari takside şoförün yanına oturan Türk’ten başkası değildir.” “Gazete kağıdını, cam silme bezi, külah, mendil, sofra bezi ve kesekağıdı olarak sadece Türkler kullanır.”

Bu cümleler, son bir yılda, ‘ucuz kitap’ furyası içinde yayınlanan “Türkmetre”, “Türkleri Anlama Kılavuzu”, “Kaçılın Türkler Geliyor” gibi mizah kitaplarından, internet sitelerinin mizah sayfalarında yer alan “Bir Türk’ü nasıl anlarsınız?” başlıklı yazılardan alınmış cümleler.

Hemen herkesin diline pelesenk edilen “Bu millet adam olmaz.” meşhur yakınması artık çok gerilerde ve çok masum kaldı. Türk’ü uzaya çıkarıp teknoloji ile Türk gibi ‘iki zıt kavram’dan komik diyaloglar yazarak uzaya ebediyen gidemeyeceğimizi kanıksatan mizah anlayışı, gülünesi, kurtulunası ve aşağılanası ‘tipik Türk tavırları’nı ortaya çıkardı ve artık ‘çok satan’ kitaplarl…

Türlü Türlü... [Yavuz Bingöl]

her akşam aynı hüzün,yol gözler iki gözüm.
Dış kapıda beklerim,avucum içinde yüzün vay
her akşam aynı hüzün,yol gözler iki gözüm.
Çöktüm duvar dibine,avucum içinde yüzün vay

Sen gelmezsin bir türlü,dertlerim türlü türlü.
Nice dertleri çektim,bu başka türlü.
Sen gelmezsin bir türlü,dertlerim türlü türlü.
Nice dertleri çektim,bu başka türlü.

Yar sevmedim üstüne,bilmem bana kastın ne.
Bu hayat senin diye,beni üzdüğün niye vay
Yar sevmedim üstüne,bilmem bana kastın ne.
Bu hayat senin diye,beni üzdüğün niye vay

Unutamam seni yar,bu günün yarını var.
Beraber mutlu geçen günlerimiz var.
Unutamam seni yar,bu günün yarını var.
Beraber mutlu geçen günlerimiz var.







Yudum ve Yavuz Bingöl'ün birlikte söylemiş oldukları hali de güzel... Bunu da dinlemenizi tavsiye ederim.



Yoğun İş Hayatının Gizli Hastalığı: INSOMNIA...

İnsomnia, yeterli sürede ve dinlendirici uyku uyuyamama hastalığıdır. Hastalığın varlığı süresince uyku saatlerinde düzensizlik, ani gece uyanmaları, uyandıktan sonra tekrar uykuya dalmada güçlük ve sabah çok erken saatlerde uyanma gibi belirtiler gözlemlenir. Düzenli uyku saatinin varlığı ve uzun süreli uyumalar, ertesi güne dinlemiş ve çalışmaya hazır hale gelerek uyanacağımız anlamına gelmez. Uyku ve uyuma problemleri üzerine yapılan çalışmalarda, yetişkin bir bireyin, her gece 7-8 saat uyuması gerektiği söylenir. Ancak bireyden bireye farklılık gösteren dinlenme süreci kişinin uyku uyuma süresini değiştirebilir. Araştırmacılar yetişkin bireylerin %30 ila %40'lık bir bölümünün her sene insomnia problemi ile başa çıkmaya çalıştığını belirtmektedir.

AKUT İNSOMNİA İnsomnia'nın kısa süreli olarak görülmesi anlamına gelir. Akut insomnia genelde stresli bir günün ardından ya da ruhsal gerilimin yüksek olduğu günlerde kendini gösterir. Vücut saatimiz böylesine zor günlerde dinlenme v…