'Anlamı Korumak, Hayatı Korumaktır'... [Gökhan Özcan]




İnsaf dünyadan yavaş yavaş çekiliyor. Dünyada hiç insaf kalmadığında, bıraktığı her yeri kaos dolduracak. Kaos!.. 


Gürültü ve kargaşadan ibaret bir boşluk... Zembereği kırılmış bir saat... Anlamını kaybetmiş kelimeler... 


Anlamlara sahip çıkmayanlar, hayata ve insana ihanet ediyorlar. Vicdanlarının sesine sağırlaşanlar, en önce kendi varlıklarını kemiriyorlar. Adaletin ayarının bozulmasına mani olmayanlar, hakkaniyet duygularını bozdurup harcıyorlar. Her insan bilmeli ki, anlam bozulduğunda hayat bozulur. 


Anlam kırıldığında, vicdanlar kırılır. Anlam ortadan kalktığında, varlık ortadan kalkar. Anlam yaralandığında, insanlık yaralanır. 






Kaos, anlamsızlık üstüne kurulan bir imparatorluktur. Ruhları, benlikleri, bilinçleri çiğner atlıları... 


Kaos, aynı zamanda yalnızlıktır. Seslerin duyulmaz, duyguların bilinmez, hayallerin kurulmaz olduğu yerdir. Her şeyi görünmez hale getiren ağır bir sis bulutu, havaya savrulmadık tek bir şey bırakmayan korkunç bir tufandır. 


Kaos, hayatın ve varlığın sonudur. Sözün ve hikmetin sonudur. Kalbin ve duyguların sonudur. Ölçü ve ilkelerin sonudur. 


Kaos hep kapıdadır, anlamın son zerresi bile hayatı terketmedikçe, kaosun hükümranlığını tam olarak başlayamaz. 


Şimdi anlam hızla eriyor hayatlarımızda, kaosun umudu artıyor. Kalan son kaleler yıkılıyor, son cepheler teslim ediliyor, dirençler kırılıyor. Hayat çözülüyor yavaş yavaş, insanlık çürüyor. 


Bütün zamanlar boyunca anlam ve kaos hep karşı karşıya geldiler. Akıl ve vicdan parıldadıkça, kaos geriledi. Akıl ve vicdan geriledikçe, kaos ilerledi. Şimdi ikinci durum yaşanıyor. Hesap basit; hala bir parça insanlığa sahip olan herkes, akıl ve vicdanını parlatmalı... Aksi halde, kaos son savaşı kazanacak! 


Kaos bir sır değil, kocaman apaçık bir gerçek... Bilinmezliği, belirsizliği değil onu güçlü kılan. Aksine, herkes kapıda beklediğini biliyor. Sorun, insan aklının ve vicdanının uyuşmasında, uyuşturulmasında... Dirayetin dinçliğinin kırılmasında... Anlamsızlıkların anlamları boğmasında... 


Peki ne yapabiliriz? 


Akıl ve vicdan adına dimdik ayağa kalkabiliriz. Eğilip bükülmeden anlam adına arınıp dirilebiliriz. Sözün doğru söylenmesinden, doğru dillendirilmesinden umudun kalmadığı yerde, suskunluğu bir çare olarak görebiliriz. Anlamın olmadığı yerleri terkedebiliriz. Yarım bir gerçeğin, aynı zamanda yarım bir yalan olduğunu hatırlayabiliriz. Haksızlığı çoğaltmak yerine, varlık alanımızı küçültebiliriz. Belki, haklı olmak adına kazandığımız her şeyi kaybedebiliriz. Belki, vicdanlarda kazanmadan kazanamayacağımızı anlayabiliriz. 


Kaos, hayatın sonudur. 


Kaosun ruhumuza dokunmasına izin veremeyiz. Anlamı korunmasız bırakamayız. Anlam olmazsa, hayat olmaz, insan olmaz, insaf olmaz, vicdan olmaz. Kaos her şeyin efendisi olur. 


Kaos, yalanın tartışmaya bile açılamayacak kadar yaygınlaşması, habisleşmesidir. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına