Korku...



Korku...


İnsanlara neler neler yaptırır. İlk olarak saflığını alır; sonra, samimiyetini alır, dürüstlüğünü alır, gururunu(olmasa da olur) alır, onurunu(olmazsa olmaz!) alır, doğruyu alır... İlk bir maske verir; sonra, yapmacıklığı verir, yalanı verir, karaktersizliği verir... Sonra işte bu yaşanmaz hale gelen dünya her gün yeniden sabahıyla, akşamıyla devam eder... Kendimize zarar gelmesin diye, sevdiğimize zarar gelmesin diye, sevdiğimizi kaybetmemek için, haksız olarak bir şeyleri hak etmek için korkarız. Bir şeylerin yanımıza kar kaldığını zannetsek de, kalan zarardan başka bir şey değildir. İnsan korktuğu için değer verdiği insana, gözünün içine baka baka yalan söyler mi?.. Söylermiş(ne yazık ki...) İdrak edemiyorum; zorluyorum, ufacık, gerçekten ufacık bir sebep arıyorum, bulamıyorum. Bulamıyor ve kabul edemiyorum.  Edemiyorum, çünkü öğretilenlerle öğrendiklerimin harmanının içinde değer verdiğim insana -gözünün içine baka baka- kaybetme korkusundan yalan söylemek yok. Zaten sen, korkmanı gerekecek bir davranış içine girmişsen -yine ne yazık ki- zaten kaybetmişsindir; değer verdiğini... O seni kaybetmemek için görmezden gelip, senin kendine gelmeni beklese de, içindeki korkunun etkisinden bunu fark edemezsin... Ya da gün gelir...


Değer verdiklerinizi kaybetmemek uğruna dahi olsa korkmayın. Korkulması gereken davranışların içinde bulunmayın. Bilemezsiniz, karşınızdaki için ne kadar değerli olduğunuzu, korkmaktan... 


Saygıyla.


btr

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına