İnançsızlara... [Dalai Lama]























Hiçbir dini takip etmeyen çok insan var. Bu onların hakkı ve kimse değişmeye zorlayamaz. Önemli olan yaşamlarının anlamlı olması, diğer bir deyişle derinde mutlu olmalarıdır. Mutlu ama başkalarına zarar vermeden. Bizim tatmin olmamız başkalarının acı çekmesi anlamına geliyorsa, eninde sonunda biz de acı çekeceğiz.
En fazla yüz yıl civarında yaşıyoruz. Jeolojik dönemlerle karşılaştırıldığında çok kısa bir süre. Bu kısa süreyi zarar vererek harcamak yaşamımızı anlamsızlaştırır. Mutluluk herkesin hakkı ve kimsenin başkalarının mutluluğunu yok etmeye hakkı yok. Hiçbir durumda insan varlığının birisine acı çektirmek gibi bir hedefi olamaz. Bilginin ve zenginliğin doruklarına çıksak bile başkalarına saygı ve şefkat göstermekte yetersiz kalıyorsak, yaşamımız insana layık bir yaşam değildir. Başkalarına mümkün olan en az zararı vererek mutlu yaşamak: Bütün insanların hakkı olan yaşam ve bu gerçekten değerli bir yaşamdır.
Büyük bir çoğunluğumuz için mutluluk maddi servete bağlıdır. Ancak mal mülkün tek başına mutluluk getiremeyeceği açık. Etrafımıza şöyle bir bakmamız yeterli. Her türlü rahatlığa sahip olmasına rağmen sakinleştirici kullanan ya da teselli bulmaya çalışırken alkole yenik düşen insanlar görürüz. Tersine hiçbir şeyi olmayıp mutlu, dingin, sağlıklı olan insanlar da var, oldukça da uzun yaşıyorlar.
En önemli şey duyuların kabaca ve çabucak tatmini değil, zihnin tatmin olmasıdır. Bu yüzden iyi olmak, başkalarına yardım etmek, arzulan aza indirmek ve sahip olanla mutlu olmak sadece bir dini takip edenlerin meselesi değildir. Bunları Tanrı'yı memnun etmenin ya da yeniden doğumu garantilemenin aracı olarak anlatmıyorum. Söylemek istediğim, iç huzurunu deneyimlemek isteyen hiç kimse bunlarsız yapamaz.
Ekonomik ve teknolojik ilerleme geliştikçe birbirimize daha sıkı bağlanıyoruz. Er ya da geç yaptığımız her şey dünyanın geri kalanını etkiliyor. Sırası geldiğinde dünyanın durumunun da her bireyin mutluluğu ya da talihsizliği üzerinde yansımaları var. Artık geçmişte olduğu gibi sığ bir bakış açısıyla, sadece bir etkeni hesaba katarak, tek bir sebebi ya da faktörü ele alarak kurtulamayız. Günümüzde her olay bütün yönleri ele alınarak düşünülmeli.
Kendi mutluluğumuzu inkar ederek kendimizi yalnız başkalarına adamamız gerektiğini ima etmek istemiyorum. Söylemek istediğim ikisinin birbirinden ayrılamayacağı. Yeryüzünde barış ve mutluluk istiyorsak, olayları daha geniş bir açıdan görmeyi öğrenmeli, her insanın bireysel eyleminin önemini kavramalıyız.
Dünya üzerinde yaklaşık altı milyar insan yaşıyor. Çoğunluk öncelikle maddi rahatlıkla ilgileniyor, çok azı da din ya da ruhsallıkla. Yani inançsızlar çoğunluğu oluşturuyor, düşünce ve davranış şekilleri kaçınılmaz bir biçimde dünyanın gelişiminde can alıcı bir rol oynuyor. Bereket versin ki, insan gibi hareket etmek için dine gerek yok; insan olmak yeterli.
Hayvanlarda bile sokulgan olanlar etraflarındaki başka hayvanları cezbederken, vahşi olanlar kaçırıyorlar. Saldırgan köpeklerden başka köpekler hatta kendilerinden daha iri olan köpekler bile uzak dururlar çoğunlukla.
Bu durum insanlar için de aynıdır. Kendilerini kontrol eden, kibar, düşünceli ve hoş konuşan insanların doğal olarak çok arkadaşı vardır. Diğer insanlar onların arkadaşlığından hoşlanır, hayvanlar bile sever onları. Gittikleri her yerde hoş bir ortam yaratırlar, insanlar yanlarından ayrılmak istemez.
Düşüncelerimiz yabanileşip, konuşmamız saldırganlaştığında, hareketlerimiz şiddet taşıdığında, diğer insanlar bizi görünce kendilerini huzursuz hisseder ve görmezden gelirler. Söylemek zorunda olduğumuz şeyle ilgilenmezler, biz onlarla konuşmaya çalışırken arkalarını dönerler. Bizden nasıl hoşlansınlar ya da varlığımızdan nasıl mutlu olsunlar ki? Böyle bir hayat zor değil mi peki?
Bu gezegende çok kalabalığız ama kimse kendisinden başkasını göremez. Beslenmek, giyinmek, iş bulmak ya da meşhur olmak için birbirimize gereksinimimiz var, ama ötekilere bu kadar yakından bağlı olmamıza rağmen yine de onlara düşman gözüyle bakıyoruz. Çelişki çok açık görülmüyor mu?
Bu yaşamı güzelleştirmek için, gelecek yaşamlardan bahsetmiyorum, düşüncelerimiz ve davranışlarımızla başkalarına ilgi göstermemiz lazım, böylece biz de kendimizi rahat hissederiz. Bizi de ihtiyacımız olduğunda destekleyecek biri olur, hatta düşmanlarımız, dostumuz olur.
Yalnızca kendimizi düşünür, başkalarını düşman gibi görürsek, kendi yarattığımız saçma zorluklarla karşı karşıya kalacağız. Eğer modern toplumda rekabete dayalı olmayan bir yaşam mümkün değilse, o zaman bunu kimseyi ezmeden ve kimseye zarar vermeden, başkalarından daha iyi becermeliyiz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına