Kayıtlar

Mayıs, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

'Benzemez Kimse Sana'... [Karmate]

...

'Efsane' İlanlar...

İnternette dolaşırken hoşuma giden bir konuyu paylaşmak istedim... Gülümseten ilanlar... Aşağıya eklediğim gibi ilanlara ulaşmak için: 


http://www.sahibinden.com/efsane-ilanlar


"0 ÖLÜ GİBİ"



Aracım 1977 model olup 1300 motor hacmine sahip bir yer uçağıdır (Benim gözümde). Model yılının 83 yazdığına bakmayın 83`ten aşağısını bilgisayar kabul etmedi. Onun için öyle yazmak zorunda kaldık.
ABS, KlİMA, AIRBAG, AÇILIR TAVAN, ALAŞIM JANT, NAVİGASYYON, YOL BİLGİSAYARI gibi özellikleri yoktur. Fakat, direksiyonu, sigara küllüğü, yaylı koltukları ve çakmaklığı vardır. Açılıp kapanabilen camları ve kapı kolları çalışır durumdadır.
Komple orıjınal olan aracımda aranırsa birkaç yerde lokal boya çıkabilir. Hatta iyicene didik didik edilirse komple boyalı olduğu ortaya çıkabilir. Yüzeysel boyaların yanısıra bir kaç küflü bölgeye de rastlanılmıştır.
Aracın rengi aslen eflatundur. Fabrika çıkışı ise koyu yeşil ile cırtlak mor arası bir şeydir. Bu boyalar zaten o dönemki renoların orijinal boyalarıy…

'Ben İsterim'... [Resul RIZA]

Ben isterim ki
Bulutlar ağlasın
Çocuklar ağlamasın.
Hiçbiri öksüzlük
Yetimlik duymasın.
Ben isterim ki
Konuşsun her çiçek
kendi dilince
Silahların
kesilsin sesi.
Ben isterim ki
soğuğa, karanlığa
kapansın kapılar,
Gözler kapanmasın,
Sözler kapanmasın.
Ben isterim ki,
Yangınlar sönsün,
Umutlar sönmesin.
Erişsin her meyve
kendi çağında.
Yüreklere
acı söz değmesin.
Ben isterim ki,
eğilsin dallar
bereketten.
İnsanoğlu
başını eğmesin
utançtan ya da güçsüzlükten.
Ben isterim ki
gözyaşı gibi
aksın pınarlar
berrak, duru
toprağın üzerinde.
Pınar gibi
akmasın gözyaşı
yeryüzünün hiçbir yerinde.
Ben isterim ki
Her şey eğilsin
insanın önünde
insan insana tutsak olmasın.
Ben isterim ki
sevinç, mutluluk
bol olsun.
Yürekten yüreğe,
ülkeden ülkeye
açık yol olsun...


Çeviren : Ataol BEHRAMOĞLU

Dört Haliyle 'Bağışlama'...

VAZGEÇMEK: Bağışlamaya başlamak için bir süreliğine vazgeçmek yararlıdır. Bu, o kişiyi ya da olayı düşünmeyi bırakıp bir süreliğine mola almak anlamına gelir. Bir şeyi tamamlamadan bırakmaktan çok ondan uzaklaşıp tatile çıkmak gibidir. Bu bizi tükenmekten alıkoyar, başka yollarla güçlenmemizi, hayatımızda başka mutluluklara sahip olmamızı sağlar.
Daha sonra bağışlamayla birlikte gelen son rahatlama için iyi bir alıştırmadır. Durumu, anıyı, sorunu, ihtiyacınız olduğu sıklıkta terk edin. Buradaki fikir görmezden gelmek değil, sorundan koparak zinde ve güçlü hale gelmektir. Vazgeçmek; örgüyle, yazıyla meşgul olmak, hep görmek istediğiniz o okyanusa gitmek, sizi güçlendiren bir öğrenim ve sevgi görmek, sorunun bir zaman gündemden düşmesine izin vermek demektir. Bu doğru, uygun ve iyileştiricidir. Eğer bir kadın yaralı psişeye güvence verir ve "şu anda şifalı merhemler süreceğim, kimin ne gibi yaralara neden olduğuyla ilgili bütün bu sorunlarla daha sonra ilgileneceğim," derse, ge…

Orhan Boran Hayatını Kaybetti...

Allah rahmet eyleysin; kalanlara sabır...


Anısına ithafen...







Türkiye'de ilk stand-up geleneğini başlatan ünlü mizah ustası ve ünlü televizyoncu Orhan Boran yaklaşık 2 yıldır kemik iliği hastalığıyla mücadele ediyordu.


Eşi Güler Boran, telefonda güçlükle konuşarak eşinin ölüm haberini doğruladı ve ''Çok çok üzgünüm, konuşamıyorum'' dedi.


Vücudunun kan üretmekte zorlandığı Boran'a 15 günde bir 2 ünite A Rh negatif kan gerekiyordu ve yaşadığı sürece bu işlemin devam edeceği açıklanmıştı.


BORAN KİMDİR?


Usta mizahçı, 1928 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’nde okudu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nü üçüncü sınıftayken bıraktı. İstanbul Şehir Tiyatrosu’na girerek 17 oyunda oynadı. Paris Les Mathurins Tiyatrosu’nda çalıştı. Açıldığı yıldan itibaren İstanbul Radyosu kadrosunda yer aldı. Londra’ya giderek BBC Radyosunda Türkçe yayın spikerliği yaptı. İstanbul’un birçok gazino ve gece kulüplerinde komedyen, takdimci olarak çalışmalarını s…

'Telgrafın Tellerine'...

... hayata dair, birşeyler yazmaktan 'bıktığım' için, bloga genelde dolaşırken hoşuma giden 'şey'leri 'alıntı'lıyorum.  Ne kadar slow müzik dinlesem de ağırlıklı olarak hiç karamsar biri değilim. Yaşanabileceğin olumsuzunu düşünmemek tabii ki olmaz ama gülümsemeyi bir kere felsefeniz yaptıysanız küçük şeyler bile yetebiliyor bu yaşanmaz hayatta. Ve gerçekten yaydığınız olumlu enerjinin ayna misali size geri döndüğünü farkedebiliyorsunuz.   Tabii bu durumun kötü tarafı; aptal yerine konabileceğiniz...Karşınızdaki sizin bunun farkında olmadığınızı zannetse de, siz -ne yazık ki- farkındasınızdır. Blogu takip eden arkadaşlar, kusuruma bakmayın, böyle ara ara serzenişler olmadan nefes almak; alınan nefesle Aşk'ı tutmak zorlaşıyor...
     Farkında 'aptal' yerine konmakda bir çeşit erdemdir; bana göre... Sorun bakalım şu soruyu kendinize:
"Şimdiye kadar çevremdeki tanııklarım kaç kere aptal yerine koydu beni?.."


Saygıyla...


Öylesine...

Şizofreni Üzerine Kısa bir Video...

Çoklu kişilik bozukluğu, şizofreni, üzerine belki de gereksiz bir konu... Belki de gerekli... Eklemek istedim;



'Hoşgeldin'... [Hüsnü Arkan(E.G.)-YeniTürkü]

Aşk'a... 





Bugün dağların dumanı aralandı, hoş geldin


Ah ışıklar içinde kaldım, yandım efendim


Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgâr


Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar


Sen bana geç kaldın efendim, ben sana erken


Soyunsun gün, sarsın geceler, vaktimiz varken


Bugün günlerden güzellik, sefa geldin, hoş geldin


Ah bu yağmur yalnızlığımmış, dindim efendim.

Acı... [Halil Cibran]

Ve bir kadın, "Bize acıdan bahset" dedi.
Ve o cevap verdi:
"Acınız, anlayışınızı saklayan kabuğun kırılışıdır.
Nasıl bir meyvenin çekirdeği,
kalbi güneş'i görebilsin diye
kabuğunu kırmak zorundaysa,
siz de acıyı bilmelisiniz.
Ve eğer kalbinizi,
yaşamınızın günlük mucizelerini
hayranlıkla izlemek üzere açarsanız,
acınızın, neşenizden hiç de
daha az harikulade olmadığını göreceksiniz;
Ve kırlarınızın üstünden
mevsimlerin geçişini kabul ettiğiniz gibi,
aynı doğallıkla, kalbinizin mevsimlerini de
onaylıyacaksınız.
Ve kederinizin kışını da,
pencerenizden huzur içinde seyredeceksiniz.
Acılarınızın çoğu sizin tarafından seçilmiştir.
Acınız, aslında içinizdeki doktorun,
hasta yanınızı iyileştirmek için
sunduğu "acı" ilaçtır.
Doktorunuza güvenin
ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için;
Çünkü size sert ve haşin de gelse,
onun elleri,
"Görülmeyen"in şefkatli elleri
tarafından yönlendirilir.
Ve size ilacı sunduğu kadeh
dudaklarınızı yaksa da,
O'nun kutsal gözyaşlarıyla ıslanmış
kild…

'Dönülmez Akşamın Ufkundayım'... [Kubat-Fatih Erkoç]

Ah, dönülmez akşamın ufkundayız 
Vakit çok geç 
Bu son fasıldır ey ömrüm 
Nasıl geçersen geç 
Bu son fasıldır ey ömrüm 
Nasıl geçersen geç


Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile 
Avunmak istemeyiz böyle bir teselliyle 
Ah, geniş kanatları boşlukta simsiyah açı var 
Ve ortasında güneş doğmayan büyük kapıdan 
Geçince başlayacak bitmeyen sükün bu gece 
Burulba karşı bu son bahçelerde keyfince ah 
Ya şevk içinde harap ol 
Ya aşk içinde gönül 
Ya lale açmalıdır göğsümüzde, yahut gül 
Ah dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç


19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun!..

Resim

'Ey İnsan'... [Mevlana]

Ey insan,ey ilahi sırlar nüshası
Şahane güzelliğe aynasın sen...
Bu ne bahtiyarlık,bu ne bahtiyarlık
Sendedir alemdeki her varlık...
Ne istersen,iste kendinden

Tarihten İlginç Olaylar...

* Eskiden genç, tüysüz yeniçeri neferlerine "civelek" denirdi. Civelekler sokağa kadınlar, kızlar gibi yüzlerine peçe takarak çıkardı. Bir civeleğin peçesini sokakta kaldırıp yüzüne bakmak, bir kadına yapılmış hareket gibi tecavüz sayılır ve buna cesaret edenler derhal hapse atılırdı...


* Zamanında 'hapishane' olarak kullanıldığı pek sık söylenen Kız Kulesi, Osmanlı tarihinde yalnızca bir kez, bir kişiye hapishanelik yaptı. O da on sekizinci asır vezirlerinden Hekimoğlu Ali Paşa'ydı. Ali Paşa daha sonra sürgüne gönderildi... Ali Paşa başka bir unvana daha sahip: Tarihimizde kabrine gece yarısı defnedilen tek kişi yine o... Kütahya valisiyken öldüğünde, vasiyeti üzerine Üsküdar'da kendi yaptırdığı caminin türbesine gömülmek üzere naaşı İstanbul'a getirildi. Ama halkın çok hürmet ettiği bu vezirin cenazesinde bir olay çıkması korkusuyla gece yarısı sessizce türbesine götürüldü...


* Her ne kadar şimdilerde bizim otomobil sahiplerince (arabaların üstüne düşüyor…

'Hangi Batı?'... [Attila İlhan'dan]

"...Hayır,bize bunları öğretmediler:Lisede Sophokles okuduk,klasik türk sanat musikisine sövmeyi,Divan şiirini hor görmeyi,buna karşılık devletin yayınladığı kötü çevrilmiş batı klasiklerine körü körüne hayranlık göstermeyi öğrendik. Sanki Sinan Leonardo'dan önemsiz,Mevlana Dante'den küçüktü,Itri ise Bach'ın eline su dökemezdi.Aslında kültür emperyalizminin ilmiğini kendi elimizle boynumuza geçiriyorduk. Ulusal bileşim arama yerine hazır bileşimleri aktarma hastalığımız tepmişti. O kadar ki, ikinci Dünya Savaşı sonrasında Batılı emperyalizmin örgütlü politikasını uygulamaya kendiliğimizden talip olduk..."

Epiktetos Felsefesi...

*İnsan benliğinden geçip acılarında mutlu olursa, dünya ona cennettir.
*Dünya, seni kâmil olman için acılarla yoğurur.
*Tanrı, erdem ve hikmetini acılarla sunar, geri çevirme.
*Tanrısal adalet acılarda saklıdır, sığ değil de derin düşün.
*İnsanlara oynayacağı rolü dağıtan Tanrı’dır, olayları geldiği gibi kabul eden mutludur.
*****
*Başına gelen olay senin istediğin gibi değilse, Tanrı’nın istediği gibidir; şu halde kendine sor O’nun mu yoksa kendinin mi mutluluğu önemli. Tanrı’ya yapacağın hizmet O’nun mutlu olmasıyla kabul olmaz mı?
*Başına gelenleri kabul ederek sev ya da severek kabul et. O zaman kendi gerçek yüzün ile yüzleşirsin.
*Senin kendin için istediğinin, Tanrının senin için istediğinden daha üstün olduğu yanılgısına düşme.
*Senin lamban beni aydınlatmaz, benim lambamın seni aydınlatmayacağı gibi...
*Her insan kendi gönül mabedinden yaktığı ışık kadar içinden aydınlanır. İçini bilip görmeyenlere kör dendi.
*****
*Kendi tohumunu iyi sakla, zamanı gelince çok iyi bir toprağa ek ki çıkaca…

'Buruk' Sevinç...

Resim
Cumartesi şampiyon olup ta bugün kupayı kaybetseydik, sanırım futbolcular da dahil böyle bir burukluk olmazdı... 


Yeniden teşekkürler Fenerbahçe...











































'Büyüklük Odur ki'... [Atatürk]

Büyüklük odur ki;
Hiç kimseye iltifat etmeyeceksin,
hiç kimseyi aldatmayacaksın,
ülke için gerçek amaç neyse onu görecek,
o hedefe yürüyeceksin.
Herkes senin aleyhinde bulunacaktır,
herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır,
fakat sen buna dayanaklı olacaksın.
Kendini büyük değil, küçük, araçsız,
hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak,
bu engelleri aşacaksın.
Bundan sonra sana "büyüksün" derlerse
buna güleceksin.

Dua... [M.Gandhi]

Resim
Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek için,
Ve zayıfların alkışını ve sevgisini kazanmak için bana yardım et.
Eğer bana para verirsen, mutluluğumu alma,
Ve bana güçler verirsen, muhakeme yeteneğimi çıkarma.
Eğer başarı verirsen, alçakgönüllülüğü çıkarma,
Eğer bana alçakgönüllülük verirsen, saygınlığımı çıkarma.
Görünenin diğer yüzünü tanımama yardım et,
Benim düşüncelerime katılmıyorlar diye bana karşı onları hainlikle suçlayarak onların karşısında suçlu duruma düşmeme izin verme.
Kendimi sever gibi diğerlerini sevmeyi,
Ve diğerlerini yargılıyormuş gibi kendimi yargılamayı öğret bana.
Başarılı olduğum zaman, sarhoşluğuna izin verme,
Ne de başarısız olursam umutsuzluğa düşmeme.
Daha ziyade başarısızlığın, başarının önünde bir deneme olduğunu hatırlamamı sağla.
Hoşgörünün güçlerin en büyüğü olduğunu ve intikam arzusunun zayıflığın ilk görünümü olduğunu öğret bana.
Eğer beni paradan yoksun bırakırsan, bana umut bırak.
Ve eğer beni başarıdan yoksun bırakırsan,
Başarısızlığı yenebilmek için irade gücünü bıra…

'Dün Sabaha Karşı'... [Özdemir Asaf]

Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

'Rüya Bütün Çektiğimiz'... [Fikret Kızılok-İki Parça Can]

Rüya bütün çektiğimiz 
Rüya kahrım rüya zindan 
Nasılda yılları buldu 
Bir mısra boyu macera 
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi 
Bilmezler nasıl sevdik 
İki yitik hasret 
İki parça can..




Aşk'a Dair Ödül Almış Kısa Bir Film... [Bruce Branit]

Söze gerek yok sanırım; yürekten yansıyan 'Aşk' ha-ya-lleri...


'Kronik' Hastalık!..

Resim
"Kronik : Bir hastalığın uzun süre devam etmesine kronik hastalık denir."


3.kez yine olmadı; yine olmadı... Yine kahrolduk, dağıldık, saçmaladık!.. Yapılan çirkin davranışlar tabii ki savunulmaz ama sonuçta robot değil bu taraftar... Bu kadar üzerine gelinmenin bir patlaması bir şekilde çıkması gerekiyor... 


Teşekkürler Fenerbahçe...



'Çocuklar Yaşadıklarından Öğrenir'... [Dorothy Law Nolte]

Lütfen okuyun ve izleyin... Biz içimizdeki Biz'i tutmadıkça, doğru olanı tekrar tekrar görmedikçe, okumadıkça, yaşayamıyoruz... Ne yazık ki... Gelecek dediğimize tedirgin, eski olana özlem duyuyorsak, bunda acaba bizim hiç mi suçumuz yok?..






Eğer bir çocuk eleştiriyle yaşarsa,kınamayı öğrenir.


Eğer bir çocuk düşmanlıkla yaşarsa, savaşmayı öğrenir.


Eğer bir çocuk utançla yaşarsa, suçlu hissetmeyi öğrenir.


Eğer bir çocuk hoşgörü ile yaşarsa, sabırlı olmayı öğrenir.


Eğer bir çocuk övgüyle yaşarsa, değer vermeyi öğrenir.


Eğer bir çocuk alayla yaşarsa, utanmayı öğrenir.


Eğer bir çocuk adil yaşarsa, adaleti öğrenir.


Eğer bir çocuk güvenceyle yaşarsa, inanmayı öğrenir.


Eğer bir çocuk dürüstlükle yaşarsa, doğruyu öğrenir.


Eğer bir çocuk yüreklendirmeyle yaşarsa, kendine güvenmeyi öğrenir.


Eğer bir çocuk arkadaşlıkla yaşarsa, dünyada sevgiyi bulmayı öğrenir.


Eğer bir çocuk onaylamayla yaşarsa, kendinden hoşlanmayı öğrenir.



'Bir Dua'... [Gurmukh]

Güç istedim..
Ve Tanrı,beni güçlü yapmak için karşıma zorluklar çıkardı.


Bilgelik istedim..
Ve Tanrı bana çözmek için sorunlar verdi.


Zenginlik istedim...
Ve Tanrı çalışmak için bana beyin ve güçlü kaslar verdi.


Cesaret istedim..
Ve Tanrı üstesinden gelmem için bana tehlike verdi.


Sevgi istedim..
Ve Tanrı yardım etmem için sorunlu insanlar verdi.


İyilik istedim..
Ve Tanrı bana fırsatlar verdi.


İstediğim hiç bir şeyi elde etmedim.
İhtiyacım olan her şeyi elde ettim.

Gerçek, 'Bakış Açı'nıza Göre Değişebilir...

Resim