Tarihten İlginç Olaylar...




* Eskiden genç, tüysüz yeniçeri neferlerine "civelek" denirdi. Civelekler sokağa kadınlar, kızlar gibi yüzlerine peçe takarak çıkardı. Bir civeleğin peçesini sokakta kaldırıp yüzüne bakmak, bir kadına yapılmış hareket gibi tecavüz sayılır ve buna cesaret edenler derhal hapse atılırdı...


* Zamanında 'hapishane' olarak kullanıldığı pek sık söylenen Kız Kulesi, Osmanlı tarihinde yalnızca bir kez, bir kişiye hapishanelik yaptı. O da on sekizinci asır vezirlerinden Hekimoğlu Ali Paşa'ydı. Ali Paşa daha sonra sürgüne gönderildi... Ali Paşa başka bir unvana daha sahip: Tarihimizde kabrine gece yarısı defnedilen tek kişi yine o... Kütahya valisiyken öldüğünde, vasiyeti üzerine Üsküdar'da kendi yaptırdığı caminin türbesine gömülmek üzere naaşı İstanbul'a getirildi. Ama halkın çok hürmet ettiği bu vezirin cenazesinde bir olay çıkması korkusuyla gece yarısı sessizce türbesine götürüldü...


* Her ne kadar şimdilerde bizim otomobil sahiplerince (arabaların üstüne düşüyor, kaportayı çiziyor diye!) şikayet konusu olsa da güzel yaprakları ve çiçekleriyle şehircilik açısından kıymetli sayılan "at kestanesi" ağacı Fransa'ya ilk defa 1615'te İstanbul'dan götürüldü... O günden bu yana da Paris bulvarlarını süslemeye devam ediyor...


* Yine garip bir sadrazam vak'ası: On altıncı asrın en namlı vezirlerinden Özdemiroğlu Osman Paşa geceleri yatakta yatmazdı. Her akşam saz ve köçek oyunlarıyla işret ederdi. El çırpar, saki içkisini getirir, içoğlanları mezelerini getirirdi. İçki, saz ve köçek faslı bitince Osman Paşa, mutemet hizmetkarı olan sakisini çağırır, başını bu gencin omzuna dayar, öylece birkaç saat uyurdu. Sonra kalkar, abdest alır, namaza durur, hüngür hüngür ağlayarak ibadet ederdi. Öyle ki, kalktığı zaman seccadeye sanki bir bardak su dökülmüş gibi ıslanmış olurdu...


* Tarihimizde kayıtlı en müthiş oburlardan biri münevver ve ilerici III. Selim'in düşmanlarından "Aygır İmam" lakabıyla meşhur, Derviş Efendi isimli bir softaydı. Bu adam bir seferinde iki okka pastırmanın üzerine kırk yumurta kırdırarak bir lenger pastırmalı yumurta yemiş, fakat koca lengeri sıyırdıktan sonra dili şişmiş ve ağzına sığmayarak ölmüştü... Oburluk bahsinde bir başka sadrazamı anmadan geçmek olmaz. Osmanlı sadrazamları arasında şişmanlık rekoru, Kanuni Sultan Süleyman zamanındaki devlet adamlarından "Semiz" Ali Paşa'dadır... O zamanlar Semiz Ali Paşa'yı taşıyacak bir at bulunamamış, paşa ancak iki atla taşınabilmişti...


* Türkiye'de ulema sınıfında asa yerine ilk baston kullanan zat, Abdülaziz devrinin seçkin simalarından Kethüdazade Hoca Ahmet Arif Efendi'dir. Zarafetiyle meşhur olan bu zata bir sofu:
- Bu kafir değneğini niçin kullanıyorsun? diye sormuş, efendi gülerek:
"Üzülme... Ben onu müslüman ettim!" cevabını vermişti...


*II. Mahmut vapurla Gelibolu'ya kadar bir seyahate çıkmıştı. Dönüşte gemi Silivri açıklarında bir fırtınaya tutuldu ve geminin arkasına bağlı olan saltanat kayığı, içindeki kıymetli eşyalarla birlikte battı. Bu eşya arasında padişahın sapı elmaslarla donatılmış şemsiyesi de vardı. Dolayısıyla şu an, sözünü ettiğimiz yerde, denizin dibinde en az sekiz-on bin altın lira değerinde elmaslar yatmaktadır...,


alıntı...
Kaynak: "Tarihimizden Garip Vakalar" - Reşad Ekrem Koçu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına