Kayıtlar

Temmuz, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

"Hepimiz Birer Alçak Olabiliriz..." [Ahmet Altan]

%30'ların içinde kalmaya devam etme dileğiyle... İlginç ve -ne yazık ki- gerçek bir yazı... Allah'a emanet...





İçimizde bir "alçak, bir katil, bir suikastçı, bir işkenceci" taşıyıp taşımadığımızı bize gösterecek hiçbir deneyden geçmedik.


Ruhumuzda nasıl bir "itaatkar alçak" barındırdığımız konusunda herhangi bir ipucuna sahip değiliz.


Bizim için "kötü insanlar" hep başkalarıdır. Etrafımız birdenbire katillerle, işkencecilerle, çete üyeleriyle, bombacılarla, suikastçılarla çevrelendiğinde bunca "kötü insanın" nereden çıktığını hayretle merak ederiz.


Onların "doğuştan" öyle olduklarını düşünürüz.


Bu, bizim "öyle" olmadığımızı da kabul etmenin bir başka yoludur.


Kendimizi tanıdığımıza inanırız çünkü...






Biz iyiyizdir, bir çete reisi emir verdi diye genç kadınları kaldırımlarda sürükleyerek öldürmeyiz, kalabalıkların arasına bomba bırakmayız, işkence yapmayız.


Kendimize olan bu sonsuz güvenimiz nereden geliyor peki?


Niye kendimizden…

'Ölüm Gelecek ve Senin Gözlerinle Bakacak'... [Cesare Pavese]

Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak - 
sabahtan akşama dek, uykusuz,
sağır, eski bir pişmanlık
ya da anlamsız bir ayıp gibi
ardını bırakmayan bu ölüm.
Bir boş söz, bir kesik çığlık,
bir sessizlik olacak gözlerin:
Böyle görünür her sabah
yalnız senin üzerinde 
kıvrımlar yansıtırken aynada.
Hangi gün, ey sevgili umut,
bizler de öğreneceğiz senin
yaşam olduğunu, hiçlik olduğunu.


Herkese bir bakışı var ölümün.
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak,
belirmesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sessizce.

'Dokunma'... [Orhan Gencebay]

dokunma dokunma kırılır kalbim dokunma 
kırma kırma seven kalbimi kırma 
dokunma dokunma ben yaralı bir gönülüm 
vurupta kırıpta kanatıp cana dokunma 


anlaşmak bir bakış 
bazen de seviyorum demektir 
anlaşmak bir gülüş 
bazen de bir özür dilemektir 
zor değil zor değil 
seviyorum seni derken bana 
özür dilemek


konuşma konuşma düşünmeden konuşma 
kırma kırma incitip beni kırma 


unutma unutma bu günün yarınları da var 
hep sevdi sevecek deyip kendini avutma 
darılma darılma seven seveni affedermiş 
darılma darılma hemen nefrete sarılma 


dünyada en zor şey 
kırılan bir kalbi onarmaktır 
insana yakışan 
insanca yaşayıp var olmaktır 
zor değil zor değil 
seviyorum derken bana özür dilemek 


konuşma konuşma düşünmeden konuşma 
kırma kırma seven gönlümü kırma

Şehidimizin Sesinden; "Ömrümüzün Son Demi"...

ooff ooff... Gece gece çok ağır geldi. Allah tüm şehitlerimizin ruhunu şad, geride kalan bizlere sabır ihsan etsin... 




27 Nisan 2009'da Bostancı'da girdiği çatışmada şehit düşen yiğit Semih Balaban kardeşimizin şehadetinden 3 gün önce eşi hanımefendinin cep telefonuna kendi sesinden kaydettiği anlamlı şarkı...



'Şiir Üstüne'... [Ahmet Haşim]

Biz bu satırlarda, şiirde anlam ve açıklığın ne değerde şeyler olduğu üzerinde, kendi görüşlerimizi söylemekle yetineceğiz.


Herşeyden önce şunu itiraf edelim ki, şiirde anlam sözüyle ne demek istendiğini bilmiyoruz. Düşünce dedikleri bayağı görüşler yığını mı, hikaye mi, mazmun mu; ve açıklık, bunların adı kavrayışa göre anlaşılması mı demektir? Şiir için bunları gerekli sayanlar, şiiri, tarih, felsefe, nutuk ve belagat gibi bir sürü söz sanatlarıyla karıştıranlar ve onun asıl yüzünü seçip tanımayanlardır.


Oysa şair, ne bir hakikat habercisi, ne bir belagatli insan, ne de bir kural koyucudur. Şiirin dili, nesir gibi anlaşılmak için değil, fakat duyulmak üzere vücut bulmuş, musiki ile söz arasında, sözden çok musikiye yakın, ortalama bir dildir. Nesirde üslubun oluşması için gerekli olan öğelerin hiçbiri şiir için söz konusu olamaz. Denilebilir ki, şiir, nesre çevrilemeyen nazımdır...


Şiirde her şeyden önce önemli olan kelimenin anlamı değil, cümledeki söyleniş değeridir. Şairin amacı, he…

'Zaman'... [Can Dündar]

"Zamanın tuzağına düşüp;  geçmişe özlemle, günü unutup, geleceğe umutsuzca bakanlara ithafen..." btr



Bizim ak sakallı ihtiyar yine çıkageldi dün... Her sene geldiği gün... aynı saatte... Telaş içinde konuştu benimle... 


Dedim: "Hayrola acelen ne?" 


"Acelem yok" dedi, "Ben her zamanki tempomdayım, ama sana hızlı gibi gelmeye başladım" 
"Dönüp bakıyorum da, amma yol katetmişiz seninle" dedim, "Nasıl geçtik onca yoldan anlayamadım." 


Güldü: "Başta anlayamaz insan” dedi, "... anladığında da çok geç olur” "Tempona ayak uydurmak zor"dedim, "Boyuna koşturuyorsun. Biz uykudayken bile durup dilenmiyorsun. Sen hızla ilerlerken, biz geriliyoruz mütemadiyen... Koşarken yıpratıyorsun bizi... Kesiyorsun nefesimizi... Acelen ne? Ağır ol biraz...! Hiç geri dönüp bakmaz mısın? Yarını takmaz mısın? Oturup soluklanmaz mısın?" 


Çok yaşamış insanlara özel bir merhametle baktı gözleri... Hakim, sakin ve mutedil... dinledi ö…

"Sahi Ne Renkti Düşlerimiz?.." [İskender Pala]

Geldiler... Kâğıda renk, yazıya âhenk katmak üzere geldiler... Altın altın bezediler elyazma sayfalarını ve yaldız yaldız renk kattılar murakka saltanatına. Tezhib, "altınlama" demekti, onlar altın bilezik kabul ettiler sanatı ve toprak boyalarını altın ayarına yükselttiler...


Geldiler...


Zahriyelerden hâtimelere sîmurglar uçurdular salkım saçak. Kanat kanada güvercin gagalarından palmetlerle Rumî desenlerde Anadolu'yu; kucak kucağa madalyonlar, rozetler, güldestelerde Ötüken ormanlarının uzak hatırasını anlattılar. Hatâyî tezyinlerde yitik efsanelerin çiçek demetlerinden ıtırlar getirdiler. Kitaptaki serlevhanın adına mihrabiye dediler, okumaya başlamayı ibadet saydıklarından. Sonra o mihrabın kubbeli tacına dokunan mübarek ellerle halkârî çiçekler saçtılar fasıl ve satır başlarına, papatyalardan, sünbüllerden, menekşelerden; kitabı gülistan eylediler. Şeşhâneler, pençbergler, mücevher noktalar... Güller açtı sayfalarında Mushafların. Vakıf gülü, secde gülü, sure gülü...


G…

Türk Futbolunda Unutulmayan Olaylı Transferler...

Resim
Ali Turan: Sözleşmesi devam ederken Galatasaray'la görüşüp el sıkıştığı için tepki çekerken, kaptanlığını yaptığı Kayserispor'da kadro dışı kaldı.

Okan Koç: Beşiktaş'ta alacaklarının ödenmediği gerekçesiyle sözleşmesini tek taraflı feshetti. Galatasaray'a imzası Futbol Federasyonu engeline takıldı.



Okan Buruk: Galatasaray'ın sembol isimlerinden olmasına karşın İtalya dönüşü Beşiktaş'la mukavele yaptı. Yeniden Cimbom'da oynaması için başkanın elini öptü.


Faryd Mondragon: Ezeli rakipler Beşiktaş ile Galatasaray'ı uzun süre karşı karşıya getirdi. İki takım da futbolcuyu kadrosuna katmak isterken, düellonun galibi Cimbom oldu.


Mehmet Topuz: Beşiktaş futbolcuyla, Fenerbahçe kulüple anlaştı. Önce Beşiktaş formasını giyen Topuz, ardından  "Herkes birgün Fenerbahçeli olacak" şaphasını taktı.


Fatih Akyel: Süper Kupa zaferinin ardından Avrupa serüvenine atıldı. Bu kez Fenerbahçe formasıyla poz verdi. Hatta bir derbi maç öncesi Galatasaray tribünlerine 6-0…

Teknoloji Markalarının Eski ve Yeni Logoları...

Resim

Edebiyattan 'Felsefi' -Satır Aralı- Söylemler...

“ ‘Bana kendi uydurduğun bir yalan söyle, gel seni alnından öpeyim’ der atasözü. Kendi uydurmuş olduğun bir 


yalanı söylemek, başka bir ağızdan duyulup tekrarlanan bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Çünkü 


birinci durumda sen bir insansın, ama ikincisinde bir papağandan hiçbir farkın yoktur.”


Dostoyevski
Suç ve Ceza sayfa 270


(....) Bir şan ve şeref ölümü olan ölümümdü beni yanlış yollara sapmaktan, kanamalardan ve peritonitten koruyan; 


ölüm ve ben bir tarih üzerinde anlaşmıştık; randevuya erken gelirsem orada bulamayacaktım onu; arkadaşlarım, 


ölümü düşünmediğim için istedikleri kadar kabahatli bulsunlardı beni: Ölümü yaşamaktan bir dakika bile geri 


kalmadığımı bilmiyorlardı onlar.
Bugün hak veriyorum onlara: İnsanlık halinin tümünü, hatta tedirginliğini bile kabul etmişlerdi; ben ise güven 


duymayı seçmiştim ve aslında kendimi ölümsüz sandığım doğruydu; kendimi önceden öldürmüştüm ben, çünkü 


ancak ölüler ölümsüzlüğün tadını çıkarabilirlerdi...(...)


Jean - Paul Sartre
Sözcükler s…