Edebiyattan 'Felsefi' -Satır Aralı- Söylemler...




“ ‘Bana kendi uydurduğun bir yalan söyle, gel seni alnından öpeyim’ der atasözü. Kendi uydurmuş olduğun bir 


yalanı söylemek, başka bir ağızdan duyulup tekrarlanan bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Çünkü 


birinci durumda sen bir insansın, ama ikincisinde bir papağandan hiçbir farkın yoktur.”


Dostoyevski
Suç ve Ceza sayfa 270


(....) Bir şan ve şeref ölümü olan ölümümdü beni yanlış yollara sapmaktan, kanamalardan ve peritonitten koruyan; 


ölüm ve ben bir tarih üzerinde anlaşmıştık; randevuya erken gelirsem orada bulamayacaktım onu; arkadaşlarım, 


ölümü düşünmediğim için istedikleri kadar kabahatli bulsunlardı beni: Ölümü yaşamaktan bir dakika bile geri 


kalmadığımı bilmiyorlardı onlar.
Bugün hak veriyorum onlara: İnsanlık halinin tümünü, hatta tedirginliğini bile kabul etmişlerdi; ben ise güven 


duymayı seçmiştim ve aslında kendimi ölümsüz sandığım doğruydu; kendimi önceden öldürmüştüm ben, çünkü 


ancak ölüler ölümsüzlüğün tadını çıkarabilirlerdi...(...)


Jean - Paul Sartre
Sözcükler sayfa 146


(...) Kültür hiçbir şeyi ve hiç kimseyi kurtarmaz, bir şeyi haklı da çıkarmaz. Ama insanın bir ürünüdür o ve insan 


ona yansıtır kendini ve onun aracılığıyla ve onda kendini görüp tanır; bu eleştirel ayna, insana imgesini gösterir 


ancak. Ayrıca o yıkıntı halindeki eski binanın, yani benim sahtekarlığımın, karakterim olduğunu da unutmamak 


gerekir; bir nevrozdan kurtulabilirsiniz, ama onu kendi kendinize tedavi edemezsiniz Bir çocuğun, yıpranmış, 


silinmiş, hor görülmüş, bir köşeye atılmış ve sözü edilmemiş bütün temel özellikleri, ellilik bir adamda yaşar durur...


(...)


Jean - Paul Sartre
Sözcükler sayfa 187


Neden korkuyorlardı, bilmiyordum. Çocuğa her şey açık açık anlatılmalı bence...Büyüklerin küçükleri, bütün ana-


babaların kendi öz çocuklarını ne kadar az tanıdıklarını düşünür de çok şaşarım. Küçük olduklarını, daha 


öğrenmelerine vakit bulunduğunu ileri sürerek onlardan pek çok şeyi gizlemek... İşte insanı üzen, yanlış bir 


düşünce tarzı! Oysa çocuklar birçok şeyi yalnız anlamakla kalmazlar, babalarının onları daha pek küçük, her şeye 


aklı ermez saydıklarını da bilirler. Büyüklerin öyle çapraşık sorunları olur ki, ufacık bir çocuk buna kolay bir çözüm 


yolu buluverir. Ama bunu kimse görmez. Tanrım! Minicik, güzel bir kuş gözlerinizin içine güvenle bakarak sizi 


sevinçle dinlerken siz onu aldatabilir misiniz? Kuşları çok sevdiğim için çocukları onlara benzetirim. 


Dostoyevski
Budala Sayfa 85-86


İçten pişmanlık duyan için Allah'ın bağışlamayacağı hiç bir günah yoktur, olamaz. İnsanoğlu da Allah'ın kullarına 


karşı sonsuz sevgisini tüketecek derecede büyük günah işleyemez. Allah sevgisine üstün olabilecek bir günah 


olabilir mi?" Dostoyevski - Karamazov Kardesler


"... Verdiği sözü tutmuyor hayat; tutsa bile, özlediğimiz şeyin özlenilmeye değer olmaktan ne kadar uzakta 


bulunduğunu göstermek için yapıyor bunu. Kimi zaman umut, kimi zaman da umulan şey aldatıyor bizi. Bir eliyle 


verdiğini öteki eliyle alıyor. Uzaklığın büyüsü, cennetler gösteriyor bize. Ama büyülenir büyülenmez, bu cennetlerin 


uçup gittiğini görüyoruz. Demekki mutluluk ya gelecekte ya da geçmişte; şimdiki an, güneşli ovanın üzerinde 


dolaşan bir küçük buluta benziyor; önü arkası pırıl pırıl bu bulutun; ovaya yalnız onun gölgesi düşüyor."
"... Gün batımının, bir saray penceresinden ya da bir hapishane parmaklığı ardından görülmesinin önemi kalmaz."
"... Bunca mutsuzluğu ve boğuntuyu ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl 


kalkıştın?"


Aşkın Metafiziği
Schopenhauer


(...) Hani en yakın kimselere kuşkuyla bakıp da karşılarına çıkan ilk yabancıya kendilerini teslim eden kimseler 


vardır, onlardandı (...) Köklerini insan yüreğinde kolayca gösterebileceğimiz bu ruh hali tuhaf ama gerçek bir 


olgudur. Belki de, bazı insanların birlikte yaşadıkları kimselerden kazanacakları pek bir şey kalmamıştır artık; 


yüreklerindeki boşluğu onlara gösterdikten sonra onlar tarafından ağır şekilde yargılandıklarını hissetmişlerdir; 


ancak yoksunu bulundukları övülmek, alkışlanmak ihtiyacını derinden derine duydukları, ya da kendilerinde 


bulunmayan niteliklere sahip olmak için çırpındıkları için, günün birinde hepsinden yoksun kalmak pahasına da olsa 


yabancı kimselerin sevgi ve saygısını kazanmak isteyeceklerdir. Öte yandan doğuştan çıkarcı kimseler vardır; 


bunlar kendi yakınlarına ya da dostlarına hiçbir iyilik yapmamak eğilimindedirler, çünkü o iyiliği yapmaları 


boyunlarına borç olmuş bir şeydir; oysa aynı kimseler tanımadıkları insanlara yardım ellerini uzatırken bir çeşit 


özseverlik tadı duymaktadırlar: sevgi çemberi kendi çevrelerinde ne kadar daralırsa sevgileri de o kadar azalır; 


tersine, bu çember ne kadar genişlerse o kadar iyilik etmek isterler.(..) 


Goriot Baba sf - 38-39
Balzac
Türkçesi: Cemal Süreya
Cem Yayınları


(...) Ah şu kendini beğenmiş insanlar! Çenelerini açmaya görsünler, böbürlene böbürlene nasıl da her fırsatta bol 


keseden öğütler verir, nasıl da atıp tutarlar! Eğer durumun olanca kötülüğüyle kafama nasıl dank ettiğini bir 


bilseler, bilgiçlik taslamaya, bana akıl vermeye kalkışmazlardı. Hem benim bilmediğim hangi yeni şeyi söyleyebilirler 


sanki? Asıl sorun bu değil ki! Bütün sorun şu aslında: rulet tekerleğinin bir dönüşüyle her şey bir anda değişebilir, o 


zaman yılışarak beni kutlamaya ilk gelenler yine bu ahlakçılardan başkası olmaz, bundan hiç kuşkum yok. O zaman, 


şimdi yaptıkları gibi sırtlarını çevirmezler bana. Ama toplumun canı cehenneme! Şimdi neyim ben? Bir sıfır. Yarın ne 


olabilirim? Yarın, dirilip yeniden yaşamaya başlayabilirim! Tümüyle mahvolup gitmeden önce, içimdeki insanı 


bulabilirim!


Kumarbaz sf-164
Dostoyevski
Türkçesi: Handan Akdeniz 


(...) Bir zamanlar babam: Yanlış anlaşılmış inceliğin açtığı en acı yaralardan biri de söz verip de tutmamaktır 


demişti. Yapamayacağınız bir şey istendiğinde, bunu açıkça söyleyin ki, karşımızdaki boş bir umuda kapılmasın. 


Yapabileceğiniz yardımı ise hemen yapın. Böylece hem açık konuşmanın, hem de iyilik severliğin tatlı yüzünü 


kazanmış olursunuz. Kişiliği pek güzelce ortaya çıkarıveren çifte dürüstlük. Bence insanlar yaptığınız bir iyilikten 


dolayı size minnettar kalır ama, umutlarını kırdığınız için daha çok gücenirler.(...)


Vadideki Zambak sf- 204
Balzac
Çeviri: Nur Nirven


"Anlam kadar insanın hayatını zehir eden bir şey yoktur."




"Başkalarının hatalarını silmeye çalıştım:Mürekkeple yazmışlar oysa.Ben,kurşunkalem silgisiydim.Azaldığımla kaldım."


OĞUZ ATAY


"Söze nereden başlayacaktım? Dünya pek büyüktü.En çok bildiğim ülkey-
le,kendi ülkemle söze başlamalıydım.Ama benim ülkem de pek büyüktü.
Kentimle başlasam daha iyi olacaktı.Ama,kendi kentim de çok büyüktü.
Sokağımdan başlasam daha iyi olacaktı.HAyır,kendi evimden;hayır,ken-
di ailemden başlamalıydım.Neyse unutun bunları. Kendimi anlatarak
söze başlayacağım."


Elie Wiesel


(...) İnsanın düşlerini gerçekleştirmesine engel olan iki şey olduğunu anlamıştı: Birincisi, düşlerin zaten asla 


gerçekleşemeyeceği inancıydı, ikincisi de kader çizgisinin ansızın tersine dönmesiyle bu düşlerin ansızın, en 


beklenmedik anda gerçekleşebilir olması. Bu gibi anlarda insan nereye götürdüğü belli olmayan bir yola girmekten, 


bilmediği tehlikelerle dolu bir yaşamdan, alışık olduğu şeylerin bir daha dönmemek üzere kaybolabileceğinden 


korkar.
Paulo Coelho - Şeytan ve Genç Kadın (sf.45)


Aşk konusunda yanlış seçimden söz etmek hatalıdır,zaten seçim varsa o yanlıştır.
Marcel Proust 


"AZ FELSEFE INSANI TANRI TANIMAZLIGA; DERINLEMESINE FELSEFE DE TANRIYA GÖTÜRÜR!!" 
BACON

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına