'Yeşilçam Sokağı Fotoğrafları'ndan... [Kadir Savun][Taner Ay]



Kadir Savun
























Öyle bol şakırtılı, iri çekirdekli bir yağmur değil, pencerelerin dalga dalga mavileşen camlarına çarpan; kıldan ince kılıçtan keskin yağıyor. Sadece yağmur olsa, iyi; günü kurşunî sıkıntılara çivileyen yağmura eşlik eden bir de serin gölgelerinde cehennem sıcaklarına meydan okuduğumuz çınarların gamlı hazanını uzak kışlara savuran bir kuzey rüzgârı var ki, işte asıl buna tahammül edilemez. Ansızın, çok yakınımda bir yerlerde genç ölümlerin dolaştığını hisse­diyorum ve ölümlerin gençliğini kovmak istercesine radyonun başına geçiyorum: Kısa dalga üzerinden  uzak sesler bütün boşluklarımı dol­duruyor, evet Evet, bu santur, bu kudüm, bu ney, bu tanbur, bu ud ırak ilâhî çalıyor; kısa dalga üzerinden "uzak" sesimizi. 

Ama, bu ırak ilâhî ile de başka ölüler sökün ediyor "yağmur kaçağı" cinneti­me; kirpi saçlı bir haylazlığı çocukluğum yapan o şişe yeşili mes’ud günleri ana­son kokulu bugünüme seslendirerek. 

Delirmemek için ceketimi kaptığım gibi sokağa fırlıyorum. Gideceğim yegâne yer, anamın sıcak rahmine döndüğümü hissettiğim Bostancı Meydanı ama, ora­ya yorgun kalbimi meşini patlak toplara vedasını çekmekten ihtiyar ayaklarım sürüklüyor: Yılların alışkanlığı işte, Hacı Muhtar Sokak’tan Abdülezel Paşa Sokak’a sapacak önce, sonra Ressam Şevki Sokak’tan Kaymakam Kemal Sokak’a inecek, Şemsettin Günaltay Caddesi’nin Emin Ali Paşa Caddesi ve Ali Nihat Tarlan Caddesi ile kesiştiği ışıklara kadar yürüyüp, oradan Vükelâ Caddesi’ne inecek kalbim. Bir ihtimal, Vükelâ Caddesi’nin 34/C numarasında sahhaflık ya­pan Mustafa Imırgı’ya geçiş selâmı çakacak ve en son benim neslimin Kargalı dediği İstasyon Çay Bahçesi’ne mutlaka uğrayacak— Kargalı’da Kerime Nadir romanlarından tekaüd aşklarından birkaçına rastlayacağından emin. 

Ne var ki, futboldan tekaüd ayaklarıma takılan sadece Fikret Kızılok şarkısı kalbim değil. Hacı Muhtar Sokak’tan Abdülezel Paşa Sokak’a inerken, asmalara su yürüme zamanında Turan Seyfioğlu paçamı tutuyor. Ressam Şevki Sokak’tan Kaymakam Kemal Sokak’a döndüğümde kırlangıçların gelişiyle Suphi Kaner’in raksı başlıyor. Şemsettin Günaltay Caddesi’nin Emin Ali Paşa Caddesi ve Ali Nihat Tarlan Cad­desi ile kesiştiği noktada patlayan kuğu fırtınasında Ahmet Tarık Tek­çe diriliyor. Vükelâ Caddesi’ndeki ipek böceği zuhuru yü­rüyüşüme Danyal Topatan takılıyor. Kargalı’ya indiğim­de ise, kargaların değil ama serçele­rin toplanmasında Kadir Savun peşimdeki diğerlerine merhaba çekiyor. 

Korkuyorum, elimdeki gazetenin sayfalarını çevir­mekten çok kor­kuyorum; içimde kötü bir his Kadir Savun’un da öldü­ğünü fısıldıyor yor­gun kalbime. Oysa, kanser çizgili çehresinden yayılan acı öfke henüz gözlerimin önünden silinmiş değil — Doğrusunu söylemek gerekirse, Kadir Savun’un ölüm haberleriyle karşılaşmaktan değil, Kadir Savun’un ölüm haberinde çocukluğu­mun ölüm ilânını görmekten çok korkuyorum; çocukluğumdan bugüne bir O, bir Erol Taş, bir Hayati Hamzaoğlu, bir de Aliye Rona kalmışken, en çok ansı­zın çocukluğumun ölüm ilanıyla karşılaşmaktan korkuyorum. 

Kadir Savun’un ölüm haberleriyle karşılaşsam, "olmayan" gençliğimin başlaya­cağını biliyorum; bir de en çok bundan korkuyorum: Faşist generallerin darbe­siyle bir "suçlu" 7.65 mm’lik tabanca gibi adlî emanete alınan "suçlu" gençliğimin Kadir Savun’un ölüm haberleriyle başlayacağından.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına