'Yeşilçam Sokağı Fotoğrafları'ndan... [Öztürk Serengil][Taner Ay]



Öztürk Serengil





























Önce Öztürk Serengil’i değil, tarih yazıcısı Öztürk Serengil olan Adanalı Tayfur’u tanıdım. Ama, Adanalı Tayfur’a nerede çarpıldığımı tam hatırlayamıyorum. Büyük bir ihtimalle Siirt’te olmalı. Hilmi Yavuz’un şiirindeki Siirt’te olmalı, evet. Rüzgârı saralı, gençliği yolgeçen hanı Siirt’te. Üzümü ayna, yaşlılığı beton lâledan Siirt’te. Hüzne kil, öfkeye kum Siirt’te. Fırsatını bulduğumda, Kızılcahamam’daki sinema şölenimi, Siirt’te Kent çikleti hediyesi numaralı "artiz" fotoğraflarıyla sürdürdüğümü yazsam da, güzün bile acıyla kuruduğu Siirt’in de bir sineması vardı, elbette. 

Şafi çocukların çişleri geldikçe tahta koltuklarının altına işedikleri, sidik kokulu bir sineması. Adanalı Tayfur, işte bu sidik kokusundan büyüdü. 

Oysa, Yeşilçam Sokağı’na bir kötü olarak ilk adımını atmıştı, 68 adımlık bir zamanlar masalında. Çok sevdiğim Ahmet Tarık Tekçe kadar kötü. Ama, hantal Ahmet Tarık Tekçe’nin aksine hareketli, Ahmet Tarık Tekçe’nin kullandığı edebî dilin aksine orijinsiz yeni bir argo lügat yaratan, farklı bir kötü. Öğretmen çocuğuna Moğol bıyığı takmış muzip bir kötü. 

Aslında, ne Ahmet Tarık Tekçe ve ne de Öztürk Serengil, lügat anlamında kötü değillerdi; daha çok derinden derine birer tatlı serseri fırtınası estiriyorlardı. Öztürk Serengil’in yürüyüşündeki tatlı serseri’yi, Yeşilçam Masalı’nın kabuk kötü’sünden soyan ise, Osman F. Seden’di : Ne Şeker Şey’in ve Badem Şekeri’nin Öztürk Serengil’ini, Avukat Kâmi Nazım Dilman’ın Erenköy’deki Kemal Film bahçesinde İki Aşık Arasında’yı çekerken, 1961 yılı olmalı, Feridun Karakaya’nın bir esprisinde bulmuştu. Osman F. Seden, irticalen espri yapma sanatının en büyük üstadı Feridun Karakaya’nın, "Osman , bu Öztürk’ü mutlaka tatlı serseri tipinde denemelisin. Görmedin mi ineği, 20 çeşit yürüdü, anamızı ağlattı güldürmekten. Vallahi bu herifte iş var" lâkırdısını kulak zarlarından silmeyecek kadar kurnaz bir adamdı. 

Ne Şeker Şey, Feridun Karakaya’yı haklı çıkartır; esas kız Türkan Şoray ve esas oğlan Göksel Arsoy, Öztürk Serengil’in, Ahmet Tarık Tekçe’nin, Vahi Öz’ün ve Suzan Avcı’nın serseriliklerinde silinirler bir anda. Aynı "ihtilâl" Badem Şekeriyle devam eder ; Ne Şeker Şey’in silinenlerinin yerini Fikret Hakan ile Fatma Girik almıştır ama, Öztürk Serengil, Ahmet Tarık Tekçe, Vahi Öz ve Suzan Avcı’dan örgütlü irticalen espri çetesinin karşısında onlar da tutunamazlar : Osman F. Seden, paranın akmaya başladığı bu kanalları hiç kaçırır mı, hemen, Ne Şeker Şey ile Badem Şekeri’nin Öztürk Serengil tiplerini tek bir tatlı serseri tipinde billûrlaştırarak Adanalı Tayfur’un senaryosunu yazar. Yönetmenliğini de yıllarca kendisine asistanlık yapan Zafer Davutoğlu’na devrederek. Ve, Adanalı zengin, Şıngırdak Melahat’a hovarda, bir kısa boylu kel kafalı Vahi Öz babanın parasıyla pavyonlarda "horozuna gravat taktığımın adamı" sinyaliyle kavga çıkartan Öztürk Serengil’i "irticalen" Öztürk Serengil’e bırakarak. 

Adanalı Tayfur’la birlikte, sinema salonlarından sokaklara, "Yeşşeee", "Abidik Gubidik", "Şepkem", "Temem Bilekis" ve "Bittabi" gibi orijinsiz Öztürk Serengil edebiyatı yayılır, vebadan beter bir salgın "hastalık" olarak. Zafer Davutoğlu, Adanalı Tayfur Kardeşler’le salgına silinmeyecek bir renk daha vurur, 1965 yılında. Paranın en nefret ettiği adam Öztürk Serengil, şöhretin sarhoşluğundaki hırsla, hemen kendi film şirketini kurar. Ne Şeker Şey’in, Badem Şekeri"nin, Adanalı Tayfur’un ve Adanalı Tayfur Kardeşler’in Oztürk Serengil artıklarından, önce Öztürk Serengil ile Sırrı Gültekin’in kısaltması Öz-Gül Film için Cımbız Ali’yi piyasaya sürer. Cımbız Ali, büyük iş yapar. Ne var ki, askerlik arkadaşı Sırrı Gültekin, filmin İzmir hasılatının üzerine yatınca, Öz-Gül Film Serengil Film’e dönüşerek çarçabuk, Adanalı Tayfur’dan atılanlarla 65 Hüsnü ve Cezmi Band 007,5 gibi filmlerle orijinsiz lügatini tamamlamaya çalışır. 

Osman F. Seden "icadı" tatlı serseri rollerine kadar pansiyoncusu Madam Erzamiya’nın tatlı insafına kalan Öztürk Serengil’in cebine, Kemal Film’in 15 bin lira aylık maaşıyla birlikte büyük paralar girmeye başlar. Ancak, paranın cebine yakışmadığı bir adamdır Oztürk Serengil. Sadece kısa ömürlü "haşnafişnelerine" yedirmezdi, tanımadığı insanlara da saçardı Kemal Film’den aldıklarını. Şayet Avukat Kâmi Nazım Dilman’ın Öztürk Serengil’in parasıyla Öztürk Serengil’e satın aldığı gayrımenkuller olmasaydı, 1964 yılında bütün "artiz" takımını sıfırlayarak mahveden Kazanç Vergisi’ne kaptıracak metelik dahi bulamayacaktı. 

Öztürk Serengil’in Yeşilçam Masalı’ndan düşüşü, Kemal Film’den gelen renkli kâğıtları gördüğünde, "Şimdi seni nasıl çıtır çıtır yiyeceğim adi herif kahkahalarından başlar : Öğretmen çocuğudur ya, hep parasızlığın sofra kavgalarıyla büyümüştür; bunun için, bir yandan kavgasız sofralar kuracağı yarınları için parayı çok isterdi, diğer yandan da, çocukluğunu mutsuzlukta büyüttüğü için paradan gizli gizli nefret ederdi. Yıllar yılı babasının asker kaputundan bozma alacalı paltosunu gençliğine giydiren parasızlıktan dolayı. Ne Şeker Şey’den, Badem Şekeri’nden, Adanalı Tayfur’dan, Adanalı Tayfur Kardeşler’den, Cımbız Ali’den, 65 Hüsnü’den ve Cezmi Band 007,5’tan gelen para, Oztürk Serengil’e, çocukluğunda sahip olamadığı her şeyin kapısını açar, bir anda. Para sayesinde, sümüklü kızların bile rüyalarına giremeyecek Lâz bıçağına Moğol bıyığı takılmış fiziğiyle, suretine aşk şiirleri yazılan "en yakışıklı erkek" olur; yatağından geçen şöhret budalası etlerin sayısını bile takip edemez hale gelir. Ama, O, yatağına giren kadınları değil, parayı parçalamak istiyordu; babasının "Bitir ulan o ekmeği, parayı sokaktan toplamıyoruz" veya "O koltuğa oturma, daha parasını ödemedik" bağırtılarında büyüyen çocukluğunun intikamını almak için. Fakat, parayı değil, cebine girmeden savurduğu paralarla geleceğini parçalar, aslında. 

Çünkü,Yeşilçam Masalı’nda, parasız oyuncu, büyük boy sefaletten başka bir şey değildir. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına