'Yeşilçam Sokağı Fotoğrafları'ndan... [Sadri Alışık][Taner Ay]



Sadri Alışık
























Elde olmadan doğmakla, elde olmadan ölmek arasında geçen hayat dediğimiz o gece kelebeği ömürde, topuğuna bastığı külhan ayakkabılarıyla, güneşten mi yoksa her gün yıkanmaktan mı solduğu ne yazıktır ki bilinmeyen soluk gömleğiyle, mumla arasak bir benzerini asla bulamayacağımız acayip pantolonuyla ve Muammer Karaca’nın artık nostaljide ışıkları yanan Yeşilköy’deki evinin hemen yanındaki inşaatta çalışan bir amelenin başından kaptığı şapkasıyla, hep Turist Ömer hüviyetinde yaşadı aramızda. 

Bu Turist Ömer, rivayete bakılırsa, Charles S. Chaplin’in asıl benliği Şarlo’nun Paşabahçeli küçük kardeşiydi.Turist Ömer de, tıpkı ağabeyi Şarlo gibi, bizim mahallenin "şakayla karışık"en gariban delikanlısıydı. Ama,Yahudi karikatürü ağabeyinden "biraz fazlası" olduğunu da kimse inkar edemez. 

Ağabey Şarlo’nun "şakayla karışık" Şarlo’luğunda "şakayla karışık" biraz komünistlik varken, küçük kardeş Turist Ömer’in "şakayla karışık" Turist Ömer’liğini daha çok "şakayla karışık" bir rindlik büyütüyordu. O, eski coğrafyadaki 67 şehrin cümle sokaklarının haritasını, "Amaney, Turist Ömer derler benim adıma, bakmayanlar pişman olur tadıma. Sokaklarda aylak aylak gezerim, izmaritin kralını yerlerden seçerim. Bütün kızlar peşimde, Turist Ömer diyorlar, birbirlerini yiyorlar" şarkısıyla çıkartırken, elbette, bir geçmiş zaman masalındaki "İstafilina" ve "Fertek" rakılarının anason kokusundan zil zurna sarhoştu. Paşabahçe’de doğmak, anason kokusuna doğmak demektir, aslında. 

Sadri Alışık da, yaşama ilk çığlığını attığında, akşamcı babasından saçılan "Fertek" kokusuyla mışıl mışıl bir uykuya kaymıştı. Sandalyeye oturduğunda ayaklarının fasulye parmakları yere değmeyecek kadar büyüdüğünde ise, Paşabahçe’nin tarihini yazan anason kokusu Sadri isimli velede yetmez, fabrikanın paydos düdüğünü beklemeye başlar; malûm "düüt" sesini işitir işitmez de soluğu bahçe kapısında almaya başlar. Çünkü, Paşabahçe Müskirat Fabrikası’ndan çıkan işçilerden bir güruh pantolon paçalarından mis gibi anason kokusu saçarak onların sokağından geçerdi. Cingöz Sadri de, bu kokuyu uzun uzun koklayarak, bedava kafayı bulurdu. Ne Nusret Sefa Coşkun’un ne de Çolpan İlhan’ın karşısına çıktığı yaşa geldiğinde "hayatın gerçek tadı" anason kokusundan vazgeçebildi. Aksine, 24 saatlik bir günü 48 saatlik bir başka güne hep anason kokusundan masalarda dönüştürdü. 

Yalnızlar Rıhtımı’nda Çolpan İlhan’a âşık olduktan sonra, hicran yarası esas oğlanları oynamaktan hepten vazgeçti; Muazzez Tahsin Berkant’ı yeşilçamlılaştıran Birsel Film’in küçük hanımefendisi Belgin Doruk’un Küçük Hanımefen-di’sinde, Muazzez Tahsin Berkant’lığa soyunan Nejat Saydam’ın Küçük Hanımın Şoförü’nde, Küçük Hanım’ın Kısmeti’nde ve Küçük Hanım Avrupada’sında, zengin esas oğlan Ayhan Işık’ın kenar mahalleli ama sempatik ve candan delikanlı arkadaşında karar kıldı. Film icabı da, kilosu ve parası fazla esas kızın gözü oynaştaki en yakın arkadaşı Suna Pekuysal’la da Yalnızlar Rıhtımı’ndan kapattığı Çolpan İlhan’ı "şakayla karışık" aldatıyordu. Oysa, Mike Rafaelyan ve Turgut Ören’in kameralarının Birsel Film’e çalışmadığı gecelerde, esas oğlan hep Sadri Alışık’tı. Nusret Sefa Coşkun’un tedrisâtından geçmiş bir aktör, Attilâ İlhan’ın kızkardeşinin kocası bir şair, Ayhan Işık’ın kadim dostu bir ressam ve Yahya Kemal’in Rindlerin Ölümü’nden süzülen bir rind, Sadri Alışık : Rakı masalarında, Sadri Alışık’ın kıpırtısız dudaklarıyla ama konuşan gözleriyle kadeh tokuşturmak, bir "tedrisât-ı âliye" sayılırdı, İstanbul’un İstanbul olduğu o günlerde. Sadri Alışık dışında, masadaki herkes alkol vurgunu rüyasız uykulara sızarken, O, rakı şişelerini akşamcı babasının ruhuyla paylaşarak içmeye devam ederdi. Sızanlar uyandığında ise, içmek profesörünü hâlâ içer bulurlardı. 

Konuşmayan bir adamdı. Ama yüreğindeki geveze çocukluğu da onu çok rahatsız ediyordu. Birazcık huzur bulabilmek için, yüreğindeki geveze çocukluğunu Turist Ömer’e çırak olarak verir; Hulki Saner’in Turist Ömer Dümenciler Kralı’na, Turist Ömer Almanyada’sma, Turist Ömer Arabistanda’sına, Turist Ömer Kenyada’sına, Turist Ömer Boğa Güreşçisi’ne ve Turist Ömer Uzay Yolunda’sına. Kurtulunca geveze çocukluğundan, rindlerin ölümüne hazırlanır, "âsûde bahar ülkesine" hazırım mesajını verir. Kabrinde her seher bir gül açacağını, her gece bir bülbül öteceğini bilmenin o kocaman kahkahasıyla. 


"Ah Üstad, ah... Ne güzel okumuşsun 'İstanbul'u..."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına