'Yeşilçam Sokağı Fotoğrafları'ndan... [Yıldırım Önal][Taner Ay]



Yıldırım Önal























Nezahat Soysev’in nihavend semai şarkısı "gönlümün neş’esini duyduğum" Suadiye, kızıl sarı, düştü düşecek bir çınar yaprağı sonbaharın "çocukları kayıp" sokaklarında. 
Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından 1958’de yayımlanan 1883 tarihli mufassal İstanbul haritasının indeksindeki Bostancı bostanları ile Suadiye’nin şebnem tarlaları çoktan Lâz müteahhidlerin banka cüzdanlarında kaybolmuş. Sermet Muhtar Alus üstadın 1939 yılında "bomboş" diye yazdığı Suadiye’de, Sermet Muhtar Alus’tan 33 yıl sonra, biz kasıkları deliren gençlere Lâz işgalinden kala kala "üçü yazlık beş sinema" kalmış, I973’te;Yaz mevsiminde hep boş koltuklara film gösterenlerden biri Bağdat Caddesi’ne bakan cephesindeki uçuk mavi yazısıyla Atlantik Sineması, diğeri ise dört cephesindeki bayrak kırmızısı fiberglas dekoruyla Suadiye Sineması Yıldırım Önal’la "işgal yılı" I973’te Suadiye Sineması’nda tanıştım, Perihan Savaş ile Salih Güney’i güldürmek isterken beni ağlattığı Gülerken Ağlayanlar filminde. Kardeşimin ısrarı olmasaydı Gülerken Ağlayanlar’a bilet kestirmeye hiç niyetim yoktu ama, sezonun diğer Yıldırım Önal filmleri olan Kader ile Teslim Ol Baba’ya da kardeşimi ben sürükledim. O yıl, ayaklı "süt güğümü" bir kıza damarlarımdan akan kanı buharlaştıran yaz sıcakları bastırdığında, 15 yaşımdan kaçırdığım Asi Kalpler ile Azat Kuşu’nun Yıldırım Ünal’ını ise, Suadiye’nin "yılkı atı" Bahçe Sineması’nın ayçekirdeği kabuğu sahillerinde buldum. Ancak, "büyük aktör rüyası" görmediğime inana-bilmem için I975’in 12 Mart ayazında küçük burjuva ruhumu zavallılara ısıtacak Zavallılar’ı bekleyecektim, bir müddet daha. 
Atilla Dorsay’ın Cumhuriyet’teki, Burçak Evren’in ise Yeni Ortam’daki yazılarını hâlâ belleğimde kurumamış matbaa mürekkebinden tipo baskılarıyla okuyabiliyorum. Beni fazlasıyla şaşırtan, her iki yazarın da Zavallılar’dan Hacı rolündeki Yıldırım Önal’ı silmeleriydi.  Sonradan solculuklarındaki hızla "mafios politika ilişkilerine" dönecek olan birkaç "asker" arkadaşım da, Yıldırım Önal’ın 12 Mart rejimi günlerinde radyolardan yükselen anti-komünist sesini bahane ederek, bana Atilla Dorsay’ın ve Burçak Evren’in haklılıklarını kanıtlamaya çabalamışlardı. Böyle bir sesi hatırlamıyorum, yakın tarihimizdeki mevcudiyetini dahi araştırmaya gerek duymadım. Kaldı ki, Yıldırım Önal 12 Mart Rejimi’nin radyolarımızdaki sesi olsa bile, anti-komünistliği, büyük oynadığı Zavallılar’dan silinmesine asla bir gerekçe olamaz, benim için. Peyami Safa’yı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’ndan veya Tarık Buğra’yı Küçük Ağa dan silebiliyor musunuz? 
Aslında, sağcısı solcusu, futbolcusu, diskocusu, istisnasız hepsi, nedense aktör Yıldırım Önal’ın haricindeki "aktörden ziyade" Yıldırım Önal ile ilgilenmişlerdir her zaman : Kazara çöp bidonuna düştüğünde "sarhoş", gözünün birini kaybettiğinde "Moşe Dayan", alkol tedavisi için hastahaneye yattığında "deli" damgası basılan, hep "aktörden ziyade" Yıldırım Önal olmuştur, evet. Ne yazıktır ki, hiç kimse O’ndan bir "aktör", bir "Yıldırım Önal" olarak bahsetmemiştir, geleceğe kaçırılmış ıssızlıklarında bile. 
Ben "aktörden ziyade" Yıldırım Önal’ı 1978 veya 1979 yılında, şimdiki eski Kadıköy Iskelesı’nin hemen sol tarafındaki, her siyasetten solcunun mekânı camekânlı çay bahçesinde şahsen de tanıdım Kendisini ne zaman görsem, kırlangıçlar uçuşan nefesinde anason mavisi alkol yanan bir yalansız sarhoştu hep; ama alkolik bir adamı stanislavskist oynamıyordu. İçince "aktörden ziyade" Yıldırım Önal’ı da zamkla yapıştırmıyordu hayranlarına. İçer gibi yapmadan, rakı şişesine ihanet etmeden, başkalarıyla değil ama kendisiyle hesaplaşmak uğrunadövüşe dövüşe içiyordu. Ne var ki, Zavallılar’daki Hacı’dan bile büyük bir Yıldırım Önal’ı ölümüyle oynayacaktı bize, O. Yıldırım Önal’a sarhoş diyenlere inat, ayık bir Yıldırım Önal ölerek. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına