Kayıtlar

Şubat, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Filmlerden Unutulmaz Kareler... [The Beaver-2011]

Filmden satır aralı güzel bir sahneden alıntı:


" -  ... Bazen, Matt... Matt diyebilir miyim?


- Evet, tabii.


- Bazen, ilham kaynağı gecenin ortasında geliverir. 

- Ama sanki zekanız doldurulmuş oyuncağınızda gizli. İnsanlar akıl sağlığınızdan şüpheleniyor.

- Mozart'ın ara sıra kedi gibi  miyavladığı söylenirdi... Ama iyiydi. Harika müzisyen, sence de öyle değil mi?

- Walter, depresyon hakkında konuşmak istiyorum. Çünkü, bana söylediklerine göre tüm bu şeyler akıl hastalığınlauğraşmak için başlamış.


- Pekala... Bazen, Matt, hayata devam etmek için bir noktaya ulaşırız... Geçmişe sünger çekmemiz gerekir. Kendimizi, içinde kapana kısılmış bir kutu olarak görmeye başlarız. Ne kadar uğraşıp kaçmaya çalışsak da... Kişisel gelişim, terapi, ilaçlar, daha da çok batıyoruz. Kutudan çıkmanın tek yolu, ondan beraber kurtulmaktır. Yani, aslında onu sen yapmışsındır. Çevresinde cesaretini kıran insanlara kim ihtiyaç duyar ki? Seviyor gibi görünen karına... Seni görmeye bile dayanamayan oğluna. Dem…

Tebrikler Fenerbahçe... 'taraftarı'!

Resim
Fenerbahçe kulübü, -hadsiz- taraftarı sayesinde yine bir ilke imza attı... Seyircisiz oynanan maçta yaşanan meşale olayından dolayı, seyircisiz oynama cezası, avrupa kupalarından men cezası geldi... Çok özür dileyerek -blogu takip edenlerden-, bu hadsizliği, dengesizliği yapanlara resimdekini hediye ederim!.. Yazık!..   
















(resimdeki kınadır)

'Mektup'... [Apolas Lermi]

Mektup yazdum acele da
Oku oku hecele   
Mektup bendendur yarum da
At koynuna gecele

Mektup yazdum sevdama
Okusun heceleri
Geleceğum akluna da
Cuma geceleri
Getur beni akluna da
Cuma geceleri

Mektubumun uçlari da 
Bağlamadur bağlama
Ben yazarken ağladum da
Sen okurken ağlama

Mektup yazdum sevdama
Okusun heceleri
Geleceğum akluna da
Cuma geceleri
Getur beni akluna da
Cuma geceleri

Mektup yazdum kış idi da
Kalemum gümüş idi
Okuyan incinmesun da
Yüreyum yanmiş idi

Mektup yazdum sevdama
Okusun heceleri
Geleceğum akluna da
Cuma geceleri
Getur beni akluna da
Cuma geceleri


'My Dream'... [Stavros Pazarentsis]

............................


Filmlerden Unutulmaz Kareler... [Nefes:Vatan Sağolsun-2009]

Resim
.................


Özet:

Kuzey Irak'a yönelik sınır ötesi operasyonun başlamasıyla, operasyon süresince iletişimde büyük öneme sahip olan telsiz röle istasyonunun bulunduğu Karabal Jandarma Karakolu 'nun stratejik önemi daha da artmıştır, zira operasyona katılan birliklerin haberleşmesi artık bu telsiz istasyonu ile sağlanacaktır. Kuzey Irak sınırına en yakın ilçedeki Komando Tugayı'nda görevli olan Mete yüzbaşı ve emrindeki 40 asker, operasyon sonuna kadar karakolu ve telsiz röle istasyonunu koruma görevlerini yerine getirmek için yola çıkarlar, sert hava şartları ve karla mücadele ederek iki gün sonra bu karakola ulaşırlar.






'Yenice Yolları'... [Cengiz Özkan]

Osman Gidişoğlu Vefat Etti...

Resim
Allah rahmet eylesin; mekanı cennet olsun...


Tiyatro ve dizilerin başarılı oyuncusu Osman Gidişoğlu vefat etti.
Güncelleme:23 Şubat 2013 20:43
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'ndan alınan bilgiye göre, Gidişoğlu Beylerbeyi'ndeki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Osman Gidişoğlu'nun, dün Şehir Tiyatroları'nın “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” adlı oyununda görev aldığı öğrenildi.

Manisa'da 1945 yılında doğan Osman Gidişoğlu, Manisa Halkevi'nde tiyatroya başladı. Gidişoğlu, 1965 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı'na bir yıl devam etti.

Ankara Devlet Tiyatroları'nda profesyonel tiyatro hayatına başlayan Gidişoğlu, birçok sinema, dizi ve tiyatro oyununda rol aldı, dizi ve filmlerde seslendirme çalışmalarında bulundu.


Filmlerden Unutulmaz Kareler... [Babam ve Oğlum-2005]

Resim
Yüreğinize dokunan bir film; baştan, sona... "Açaydım kollarımı..." diye başlayan sahne aslında unutulmazlardan ama ben baba-oğul konuşmasını eklemek istedim...

Özet:

Sadık, Ege'deki çiftlikten ,üniversitede gazetecilik eğitimi için ayrılmıştır. Oysa babası Hüseyin, onun ziraat mühendisliği okuyup çiftliğin idaresini eline almasını istemektedir. Sadık, daha üniversite yıllarında politikayla aktif olarak ilgilenir. Bunu öğrenen babası Hüseyin, oğlunu evlatlıktan reddeder. 70'li yıllarda birçok siyasi olaya karışan Sadık'ı daha zor günler beklemektedir. 1980 yılının 12 Eylül günü sabah erken saatlerde karısının doğum sancılarının tutmasıyla dışarı fırlayan çift, hastaneye gitmek için araç bulamazlar, çünkü ülkede askeri darbe gerçekleşmektedir. Sadık'ın karısı, doğum esnasında hayatını kaybeder ama küçük Deniz hayattadır. Gördüğü işkence ve yattığı hapisten sonra sağlığı bozulan Sadık, hastalığının ölümcül olduğunu anladığında Deniz'i Ege'deki çiftliğe, a…

'Ben Bir Ceviz Ağacıyım Gülhane Park'ında'... [Nazım Hikmet-Cem Karaca]

NOT:gerçek bir hikayedir. nazım hikmet hakkında tutuklama kararı çıkarılmıştır, nazım hikmet de kaçkın şeklinde yaşamaktadır. sevgilisi münevver ile buluşacaktır nazım hikmet gülhane parkında. daha sonra gülhane parkına polisler gelir ve nazım , ceviz ağacına tırmanır. altından polis geçer, sevgilisi geçer, o hepsini izler ve yakalanmaz. ve onun üzerine "ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında, ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında"


Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz, 
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda, 
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz. 
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında. 

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda. 
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl. 
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril, 
koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil. 
Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var. 
Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a. 
Yapraklarım gözlerimdir, şaşarak bakarım. 
Yüz bin gözle seyrederim seni, İstanbul’u. 
Yüz bin yürek gibi çarpar, ça…

Ne Mutlu Bana ki Türk'üm!..

hakan şükür'ün "ben Türk değilim"ine ve Türklüğünden utananlara ithafen...


Öncelikle başlığımdan dolayı bir art niyet aramayın lütfen.  Hayatımın hiçbir anında karşımdaki insana dilinden, dininden, cinsinden dolayı saygısızlık etmedim. Ne kendimi karşımdakine karşı, ne de karşımdakini kendime karşı üstün görmedim. Kaderci birisi olarak insanların 'Özgür İrade'leri olduğunun bilinciyle yaşıyorum. Saygının karşılıklı olduğu düşüncesiyle bana zarar vermeyene zarar vermemeyi -şükür- Atalarımdan aldığım saygıyla, örfle, adetle çok iyi biliyor ve uyguluyorum. Ama şunu kabul edemiyorum; kendi benliğini, özünü benimsemekten utanan, korkan, kaçan, kabul etmeyen kişilerin benim Milliyetime saygısızlık yapmalarını, aşağılamalarını, kötü göstermelerini kabul etmiyorum!.. Yeni bir polemik konusu yaratmaya çalışıp, Şehitlerimizi, Ailelerini görmezden gelip -korkakça!- birileriyle anlaşmaya çalışırken, onların gözüne hoş görüneceğiz diye ödün üstüne ödün verenlerin zaten Türk…

'Dua'm Budur'... [Rabindranath Tagore]

Fikrin korkusuz olduğu ve başın dik tutulduğu yerde
Bilginin serbest olduğu ve dünyanın özel duvarlarla dar bölmelere ayrılmadığı yerde
Sözcüklerin, doğruluğun derinliğinden meydana çıktığı yerde
Berrak aklın nehrinin, ölmüş adetlerin hazin çölünde yolunu kaybetmediği yerde
Zekanın sürekli olarak genişleyen fikir ve fiile senin tarafından sevk edildiği yerde
Allah'ım, sen benim memleketimi, işte bu özgürlük cennetinde uyandır
Benim sana duam budur
Allah’ım, bana sevinçlerimi ve üzüntülerimi kolayca kaldırabilecek gücü ver
Bana fikre saygısızlık etmeyecek ve küstah kudretin önünde diz çökmeyecek gücü ver
Bana başımı her günkü değersiz şeylerin üzerinde tutacak gücü ver


"...amin"

'Mut(suz)'... [Cemal Süreya]

...

Kim istemez mutlu olmayı
Ama mutsuzluğa da var mısın?
...

'Yalan' Üzerine... [Özdemir Asaf]

"dilsizim, kelimesizim, sessizim, anlatamadıklarımı anlatmaya çalışıyorum; şiirlerde, yazılarda, şarkılarda..."




"...Ben yalan söyleyeceğim.Söyleyeceğim ama o zaman herkesin yalan söyleyebildiğini düşünüp çıldırmaktan kurtulacağım.Ben yalan söylemedikçe, başka yalan söylemeyenler de vardır,diyeceğim kendime.Böyle dedikçe avunacağım... 
Oysa ki herkes yalan söylüyor.Bunu biliyorum..."

'Sevdalı Başım'... [Zülfü Livaneli]

"ah benim..."


Ah benim sevdalı başım 
Ah benim şair telaşım 
Ah benim sarhoşluğum 
Ah çılgın yüreğim 
Sus artık uslandır beni 

Kaç okyanus geçtim böyle 
Kaç denizde yitip gittim 
Kırılmış direkler yırtık yelkenlerle 
Kaç seferden yorgun döndüm 

Ah benim yaralı ruhum 
Ah benim insan kusurum 
Ah benim isyanlarım, ah yalnızlıklarım 
Gel artık uslandır beni 

Ah benim iyimser yanım 
Ah benim aldanışlarım 
Ah benim kavgalarım 
Ah pişmanlıklarım 
Sus artık uslandır beni


'Gel Gör Beni Aşk Neyledi'... [Pazarentsis Stavros]

Yürekten gelen nefesiyle klarneti tabir-i caizse konuşturmuş... Harika.



Ben yürürüm yane yane 
Aşk boyadı beni kane 
Ne akilem ne divane 
Gel gör beni aşk neyledi 

(Klarnet-Enstrumental)


Filmlerden Unutulmaz Kareler... [Polis-2006]

Resim
Farklı konu anlatmıyla her anını sıkılmadan seyrettiren güzel bir filmdi. Filmde eklediğime benzer çok sahne var. Filmi izlemediyseniz, izlemenizi tavsiye ederim...

"Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz..." 

Özet:

Musa Rami mesleğinin zirvesinde bir cinayet masası polisidir. Bugünlerde kafasını meşgul eden iki şey vardır. Birisi kendisinden kırk yaş küçük üniversite öğrencisi Funda’ya olan aşkı, bir diğeri de ünlü mafya ailesi İzmitlilerin Rami ailesine yönelik bitmek bilmeyen tehditleri. Musa Rami iyi bir baba, iyi bir polis ve iyi bir aşıktır ve görünen o ki Musa Rami işi, aşkı ve ailesi arasında sıkışıp kalacaktır. Aynı günlerde aldığı bir haber ise Musa Rami’yi tamamen altüst eder.







'Yuvarlağın Köşeleri'nden... [Özdemir Asaf]

Bir gün yüksek bir yere çıkıp konuşmaya başladım. Doğumdan, yaşamdan, sevgiden, ölümden söz ettim.
Sevgi, sevmek sizin elinizdedir. oysa öbürleri elinizde değildir, dedim. Doğmamak, ölmemek sizin elinizde değildir, dedim. Sevgisiz yaşamak yaşamamaktır dedim. Yaşamak, dedim, ilkin sevgi ile, sevmek ile başlar, doğumla, doğmakla değil.. Yaşam da sevgisizlikle biter dedim, ölümle, ölmekle değil. Şimdi sizlere “seven ölmez” diyorum. Yaşamakla ölmek konularının kavramları arasında sizleri, kendinizi yeniden gözden geçirmeye çağırıyorum dedim, ve indim. Dinleyiciler arasında büyük bir kavga çıktı. üç kişi öldü. Sordum, soruşturdum. Ölenlerden biri “evet, seven ölmez” diyenmiş. Öbürü buna karşı : “hayır, seven de ölür” diyenmiş. Ya üçüncü ölen? deye sordum. O mu? dediler, anlattılar. O, bunların ikisinin arasındaki tartışmanın sonucunu öğrenmek için bekleyenmiş.

.........

Filmlerden Unutulmaz Kareler... [1900 Efsanesi-1998]

Resim
Unutulmaz bir sahne daha...

Özet:

1 Ocak 1900. Virginian adındaki transatlantik, göçmenlerden oluşan kargosunu Amerika'ya taşırken, makinist Danny Boodmann (Bill Nunn)gemide terk edilmiş bir çocuk buluyor. Kaptanının öğüdünü dinlemeyerek çocuğu gizlice evlat edinip kendi başına büyütmeye karar veriyor. Novecento (Tim Roth) adı takılan çocuk, gemide büyüyor. Varlığı sıkı saklanmış bir sır Novecento; ta ki Danny bir gün bir kazada ölene kadar.






Filmlerden Unutulmaz Kareler... [Beynelmilel-2006]

Bir kız ve ailesi için -sınırlar dahilinde- herşeyi yapan, yapmaya çalışan bir baba... Filmi izlerken -haklarını ödeyemeyeceğimizin bilinciyle- utandığım sahne... El emekleriyle, alın terleriyle aileleri için bir şeyler yapmaya çalışan tüm babaların ellerinden öperim, gıyabında... 


Özet:

Çekimleri Adana’da yapılan filmin öyküsü 1982 yılında Güney’de geçiyor. Askeri yönetim şartlarına uyum sağlamaya çalışan kasaba halkı ve ayakta durmaya çalışan bir müzik grubunun hikâyesi. Hikâyenin ana karakterleri müzisyen bir baba Abuzer ile üniversiteye hazırlanan kızı Gülendam.



Beynelmilel-Baba ve Kızile btrpatch

'Merhamet' Üzerine Harika Bir Video...

Uzun zaman önce National kanalında izlemiş ve hayretler içinde kalmıştım. Bu akşam duyduğum bir köpek ve yaralı kedi haberinde aklıma geldi ve eklemek istedim. 'Aklı' olmayan bu canlıların içindeki mucizeyi, taşıdıkları 'Akıl'la merhametsiz olanların yaşaması temennisiyle...




'Gökyüzü'... [Yavuz Bingöl]

......



Gökyüzü bu yıldıza yaldıza doyar mı 
Çok uzak be çok bağırsam duyar mı 
Aksi dilim coşar mı coşar mı 
Ay başıma çöker mi ki ay başıma gelir mi ki 

Amansızım zamansızım 
Yalansızım vede yansızım 
Bu yüzden hala yalnızım 
Kararlıyım ama karsızım 

Hadi gel beni bana döndür 
Yani gel beni sana döndür 
Açamam çiçeğe kıyamam 
Yine sen beni bana buldurma

Gel bu kederi öldür 
Yani gel bu gidişi döndür 
Tutamam canımı tutamam 
Yine sen beni başa döndürme 


'Anlatamam Derdimi Dertsiz İnsana'... [Aşık Veysel]

Ruhun daim şad olsun Güzel 'Yürekli' İnsan...



Anlatamam derdimi dertsiz insana 
Derd çekmeyen dert kıymetin bilemez 
Derdim bana derman imiş bilmedim 
Hiçbir zaman gül dikensiz olamaz 

Gülü yetiştirir dikenli çalı 
Arı her çiçekten yapıyor balı 
Kişi sabır ile bulur kemali 
Sabretmeyen maksudunu bulamaz 

Ah çeker aşıklar ağlar zarınan 
Yüce dağlar şöhret bulmuş karınan 
Çağlar deli gönül ırmaklarınan 
Ağlar ağlar göz yaşların silemez 

Veysel günler geçti yaş altmış oldu 
Döküldü yaprağım güllerim soldu 
Gemi yükün aldı gam ilen doldu 
Harekete kimse mani olamaz 


Filmlerden Unutulmaz Kareler... [Bizim Aile-1975]

Resim
'Yaşar Usta' ile içimizdeki dürüstlüğü, doğruluğu haykıran karakteriyle unutulmazlardan biri: 'Bizim Aile'... Aramızdan ayrılanları ve hayata devam edenleri ile, tüm ekibe içten saygılarımla...


Özet:

Yaşar Usta, üç çocuklu dul bir adamdır. Aynı mahallede oturan Melek Hanım da üç çocuğuyla dul kalmıştır. Her ikisi de dul çocuklarına hem analık, hem babalık etmektedirler. Komşular ikisinin arasını bulup evlendirirler. Ancak çocuklar arasında büyük bir uyuşmazlık vardır.






Filmlerden Unutulmaz Kareler... [V For Vendetta-2005]

Resim
” Bu maskenin altında bir yüz var, ancak benim değil. Ne altındaki kaslardan daha ‘ben’dir o yüz… Ne de altındaki kemiklerden. Bu maskenin altında etten daha fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var! Ve fikirler kurşun geçirmez. ” (V)
Özet: Remember, remember, the fifth of november! (Hatırla, 5 Kasımı hatırla!) sloganı ve gerçekleştirdiği eylemler yönetimi ve halkı hareketlendirir. (5 Kasım 1605; Guy Fawkes'un İngiliz Parlamento Sarayını havaya uçurma girişiminin tarihidir.[3]) Sadece kapalı devre TV yayını yapılan İngiltere'de yayıncı kuruluşu basar ve bir sonraki sene 5 Kasım'da her şeyin değişeceğini ve onun gibi düşünen herkesin sonraki sene 5 Kasım'da Parlemento Binası'nın önünde toplanmasını ister. Filmde bir yandan bir sene içinde halkın uyanışına, yönetimin gerildikçe baskıyı arttırmasına, özgürlük için gerekli temellerin atılmasına, dedektif Finch'in (Stephen Rea) V'nin ve despot rejimin sırlarını araştırmasına, diktatörlüğün doğuşu ve gelişmesine t…

'Nayino'... [Resul Dindar/Şevval Sam]

Gece gökte yildizlarda 
Dinleyun dertlerumi 
Yarde iman kalmadi hoy nayino 
Bilmeyi hallarumi 
Nayinoma Kurbanis oy 

Nayinoma nayino nayinoma kurbani 
Çatma kaşlarunida al vereyim bu cani 

Derdumi yazacağumda 
Komar yapraklarina 
Okurken aksun yaşlarda nayino 
Duşsun yanaklaruna 
Nayinoma kurbanis oy 

Nayinoma nayino nayinoma kurbani 
Çatma kaşlaruni da al vereyim bu cani 

Sevdaluk ince marazda 
Yakayi canumuzi 
Vazgeçersak eyersada nayino 
Döksünler kanumuzi 
Nayinoma kurbanis oy 

Nayinoma nayino nayinoma kurbani 
Çatma kaşlaruni da al vereyim bu cani 


'İmkansız Aşk'... [Orhan Ölmez]

'Hırsız Polis' dizisinin güzel müziklerinden 'İmkansız Aşk' şarkısı, Orhan Ölmez yorumuyla...


'Ne Olur Çık Dışarı'... [Cezmi Ersöz]

"... insanın içinde, anlatmaya çalışıp ta o an uygun kelimeleri bulamayıp anlatamadığı anlar vardır. Mutlaka herkesin başına gelmiştir. Cezmi Ersöz'ün yazılarının çoğunda ben bu durumu yaşamışımdır. Bir zamanlar -yaklaşık 11-12 yıl öncesi- böyle bir durumu delice yaşamıştım. Sımsıkı tutmak için... Aşk'ı... Ama her zaman anlatmak istediğin, anlaşılanla aynı olmayabiliyor... Ya da hiç beklemediğin bir an da anlaşıldığını hissediyorsun; gülümseyerek..."

'B'öylesine bir yazı bu da...

(biraz uzun ama okursanız zaman kaybı olmayacağına emin olabilirsiniz.)



Çık dışarı...
Kanayan bileklerimden sana en içten sevgilerimi gönderiyorum... Nazım Hikmet, intiharı düşlerken hayatı delice sevdiğini yazıyordu bir şiirinde. Artık dayanamam, derken o karanlık zindanlarına, yıldızları tutup tutup öpmek istiyordu.
Ne olur, çık dışarı...
Bunca kırılmışsan, bunca kesik kesik soluk alıyorsan, yaşamaya gücün kalmamışsa suçlusun, ama bütün suçu kendinde arama ne olur. Hep sen haksızdın deği…

Filmlerden Unutulmaz Kareler... [Savaş Tanrısı-2005]

Resim
Film'in ilk sahnesi; çok etkileyici ve gerçek...

Özet: 

Aşcı olarak kendi lokantaları Kırım Restoran'da çalışmakta olan Yuri Orlov (Nicolas Cage) hayatını aşçılıktan kazanamayacağını anlar ve silah tüccarı olmaya karar verir. Hayatı boyunca büyük oynamak isteyen Yuri silah tüccarlığında da büyük oynayarak, giderek Silah Kaçakçısı olmaya başlar. Peşinde kendisinden şüphelenen Interpol bulunmaktadır. Fakat Yuri yaptığı işi her seferinde legal olarak göstermeyi başarmıştır. Silah kaçakçılığında iyice yükselen Yuri artık pek çok ülkeye kaçak silah satarak Savaş Tanrısı olmuştur.






Filmlerden Unutulmaz Kareler...[Eşkıya-1996]

Resim
90'lı yılların belki de en iyi Türk filmi... Konusu, oyuncular, senaryo, yönetmen, her şeyiyle dört dörtlük. Bu filmin aslında her karesi unutulmaz ama sadece bir karesi burada. İnsanlara güvenmenin ya da bir insanı aldatmanın ne kadar kolay olduğu ve o insanın olabilecek tepkilerinden bir tanesi...

Özet:

35 yıl önce Cudi dağlarında bir grup eşkıya jandarma tarafından yakalanır. 35 yıl içinde eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da hesaplaşmalardan ötürü can vermiştir. Biri dışında; Baran (Şener Şen). Baran 35 yıl sonra hapisten çıkınca ilk işi köyüne dönmek olur. Ama doğduğu topraklar şimdi baraj suları altındadır. Geçmişin izlerini sürmeye başlayan Eşkıya, yıllardır bilmediği bir gerçeği öğrenir. Hapse düşmesine en yakın arkadaşı Berfo'nun (Kamran Usluer) ihaneti neden olmuştur. Berfo Eşkıya'nın çocukluk aşkı Keje'yi (Sermin Hürmeriç) satın alarak İstanbul'a kaçmıştır. Eşkıya ne İstanbul'u ne de Berfo'nun adresini bilmektedir. Trende Beyoğlu'nun arka sok…

Filmlerden Unutulmaz Kareler... [Amerikan Gangsteri-2007]

Resim
2007 yapımı, başrollerinde baş rollerinde Denzel Washington ve Russel Crowe'un oynadığı güzel bir film. Bu tarz filmler ne kadar çok yapılmış olsa da, anlatılanların gelecekte bitmesine -ne yazık ki- katkısı olmuyor. Anlatılanlar, kişiler, mekanlar değişerek devam ediyor. Tüm acımasızlığıyla... 

Özet:
New York’un önde gelen suç patronlarından birisinin şoförlüğünü yapan Frank Lucas’ın varlığından patronu ölene kadar hiç kimsenin haberi yoktur. Ancak patronunun aniden ölümü üzerine kendi imparatorluğunu kurmak ve Amerikan Rüyası’nın kendine özgü versiyonunu yaratmak için gereken açık kapıları keşfeder ve kolları sıvar. Frank Lucas, zekâsı ve katı çalışma ahlâkı sayesinde kısa sürede Harlem bölgesindeki uyuşturucu ticaretinin kontrolünü eline geçirir.









Filmlerden Unutulmaz Kareler... [Bu Son Olsun-2012]

Resim
'80' Darbesine farklı bir gözle bakıp, gülümseten güzel bir film. Film'i özetleyen son sahne...

Özet:


Yaşar, Apo, Kovboy Ali, Cevat ve Ertuğrul'un hayattaki tek gayeleri, karınlarını doyurmak ve en büyük tutkuları olan şaraptan bir gün bile olsun ayrı kalmamaktır. Günübirlik yaşayan bu beş kişi, gayelerine ulaşabilmek için zamanın fırtınalı politik atmosferinden dahi faydalanmasını bilir. Sokaklarda yaşayan bu beş evsiz 12 Eylül 1980 sabahı geldiğinde sokağa çıkma yasağı ile karşı karşıya kalırlar. Ancak onların gidebilecekleri tek evleri vardır; o da yine sokaklardır. Yaşanan bir dizi yanlışlıklar komedisi sonucu kendilerini siyasi mahkûmlarla birlikte aynı cezaevinde bulurlar.

Cezaevi yönetimi arasında ise bir güç savaşı mevcuttur. Uzun yıllardır cezaevini dilediği gibi yöneten Cezaevi Müdürü Hızır, 12 Eylül askeri müdahalesi ile cezaevine atanan Yüzbaşı Kenan’ın üstü olmasından memnun değildir. Bu esnada diğer cezaevi personeli de yaşanan yeni durum içinde kendilerine …