16.Mektup... [Ümit Yaşar Oğuzcan]



16.MEKTUP

artık aldanmak istemiyorum. beni sevgilerinin ölümsüzlüğüne inandır, korkulardan, şüphelerden kurtar. hiç aldanmamışların o engin iç rahatlığına hasretim. ayıkla, arıt beni. 

bütün insanlar aldanıyormuş, sürekli bir aldanmaymış yaşamak... ne çıkar? ben artık aldanmak istemiyorum ya! sen ona bak... onun için seni erişemiyeceğin bir yere çıkarmayacağım, olduğun gibi seviyorum seni. olmanı istediğim gibi değil! hiç olamayacağın gibi değil. neredeysen orda dur. nasılsan öyle kal. bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle. yanımda olduğun zamanlar nasıl apaydınlık oluyorum, nasıl içim huzurla doluyor, görüyor musun? 

gözlerimin derinliğine bakma; başın dönmesin. gelecek günleri düşünme, korkma büyük hazlar yaşamaktan. erişemeyeceğin hiç bir mutluluk yok. (yaşadım) diyemeyeceğin hiçbir günün olmayacak benimle. hiç aldatma beni, hiç yalan söyleme. bir gün aldatsan bile; aldandığımı senden öğrenmeliyim önce. o zaman ölsem de mutlu ölürüm, inan. biraz da olsa inanmış ölürüm. aldanmak.... en büyük yıkıntısı iç dünyamızın. aldanmak.. ses veren üç telimizden birinin kopması. aldanmak o en son, fakat en keskin kabullendiğimiz gerçek. sen hiç aldatma ne olur? 

yıkılışım da sevgim kadar büyüktür benim. bırak kalbimden ses veren bütün teller ben yaşadıkça sana inanmayı söylesin. sana kayıtsız şartsız inanmak olsun; bütün kazancım yaşamaktan. o zaman herşeye katlanırım. korkulardan, endişelerden uzakta her saniye yaşadığımı bilirim. çaresizlikler beni korkutmaz. şu aşağılık dünyanın hiçbir acısı seni sevmeyi unutturamaz bana artık. 

inanmak; seni düşündükce söylediğim bir şarkı olmalı dudaklarımda. inanmak; gökyüzünün en karanlık zamanında bile görebileceğim bir yıldız olmalı. dağlardan, denizlerden esen serin rüzgarlar gibi, senden gelen birşey olmalı inanmak. kimi gün kalem olmalı parmaklarımda, kimi gün kulağımda musiki, gözlerimde ışık olmalı. içtiğim suda, yediğim ekmekte sana tüm inanmanın tadını duymalıyım. her sabah ilk ışık sana inanarak yaşadığım mutlu bir gün getirmeli bana. işte o zaman yokluğuna bile dayanabilirim, özlemlerim daha derin bir anlam kazanır. seni beklerken şüphelerin o kahredici zehiriyle, geciktiğin her saniye bir defa ölmem. artık aldanmak istemiyorum. seni aldatmak zevkinden sonuna kadar mahrum edeceğim. beni aldatmanın acısını da sevincini de hiç tattırmayacağım sana. çünkü, aldattığın zaman; yemin ediyorum yeryüzünde olmayacağım. inanmışlığım ölüme kadar sürsün bırak. 

zarımı son defa senin için atıyorum.. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına