Bir Taraftarın Ölümü... [Madalyonun Diğer Yüzüyle]


Madalyonun diğer yüzüyle;

"Arkadaşıyla maçı seyreden G.S.'li çocuk, maçtan sonra arkadaşını uğurlamak için durağa kadar eşlik ediyor. Durağa geldiklerinde kısa bir sohbet edip ayrılıyorlar. Tam o anda duraktan gelen yaklaşık 10 kişilik F.B. taraftarı olan grup, G.S.'li çocuğa sataşıp üzerine doğru yürüyorlar. O anki telaşla ne yapacağını şaşıran çocuk kala kalıyor. Kafalarındaki yaşanan olayların verdiği 'gaz'la G.S.'li çocuğa tekme tokat girişiyorlar. G.S.'li çocuk tek olduğundan çaresiz hiçbir şey yapamıyor. Kalabalık grup vurdukça vuruyor; içlerindeki kinin tamamını boşaltana kadar. Bir ara gruptan biri çocuğun hareketsiz kaldığını fark edip diğerlerini uyarıyor; ve telaşla oradan uzaklaşıyorlar. Duraktaki diğer bekleyen kişiler ambulans çağırıyor. Ama ne yazık, çocuk aldığı darbelerden dolayı orada hayatını kaybediyor..." 

     Yukarıdaki yazılanlar olmadı; ama bir o kadar kötüsü oldu. Suçlu ölen mi, öldüren mi?.. İnsanız, akıl denen tarifi zor bir mucize taşıyoruz ama çoğumuz bundan 'bihaber'!.. Kına yakın şimdi; futbol yöneticileri, gazete yazarları, tvlerde çıkıp reyting için karaktersizleşenler, onlara bu primi veren izleyenler. Hepinize yazıklar olsun; diğer tarafta sanmayın sadece ölen taraftarın hesabı sorulacak; öldüren için de aynı hesabı vereceksiniz. Kazanma hırsıyla kendini kaybetmiş, milyonlar içinde yaşayıp, sözde bir şeyleri umursuyor görünen futbolcular!.. Siz de yakın o kınayı. Saha kenarında edepsizce hareket eden bir futbolcuyu(meireles) sen futbol takımı olarak sahipleniyorsan, sahaya çıkma amacı futbol oynamak değil, sadece çirkinleştirmek olan kişileri(sabri, eboue, melo, riera) takım olarak sahipleniyorsan. Eline aldığı meyveyi hakaret edercesine gösterip, sonra da "ben o niyetle yapmadım, ispat etsinler intihar ederim" diyecek kadar pişkin ve zavallı kişileri taraftar olarak kabul ediyorsan, öldüren kadar sen de suçlusun!.. Bu olay ne ilk ne son; o taşıdığınız akıl denen mucizeyi fark etmedikçe koyundan yok bir farkınız. Sonra inancınızı, bilmem neyi bahane edip Aziz Nesin'e kuru kuru kızmayın; aptal dedi diye!..

     Adam(Atatürk) anlatmaya çalışmış zamanında, defalarca... Doğruyu, dürüstlüğü, ONUR'u, Milliyet sevgisini(asla ırkçılık olarak değil), sporun nasıl olması gerektiğini... Ama herkes işine geldiği gibi yorumlamış, yorumlamaya devam ediyor. İnançlı birisiyim, Fenerbahçe'liyim, Milliyetçiyim, Halkçıyım, Vatanımı, bu Vatan'ın zafere ulaşmasında 'Önder' olan Atatürk'e içten saygı duyuyorum. Allah'ın izniyle bana verdiği mucizeyi, yine verdiği, vereceği sabırla kullanıyorum. Her şey sizde bitiyor aslında; halk olarak. Sahadaki, tvdeki yorumcu adı altında olan tüm kişilere vermeyin primi, izlemeyin, izlettirmeyin. Onların bu olaylarla beslenmesine, bir program başına 'deli' gibi -30 bin, 40 bin TL...- para kazanmalarını sağlamayın. Göreceksiniz 'rekabet' denen şeyin aslında ne kadar zevkli bir şey olduğunu... Her şey sizin elinizde...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına