Çocuklar(Temiz Yürekler) Böyle Kirleniyor!..


Yazık... Üzülüyorum; temiz yüreklerin böyle düşüncelerle kirletildiğini gördükçe öyle tiksiniyorum ki bu hayattan... Herkes nasıl düşüncelerle kirlenip, kendini kurtarmak için, kendine ulaşmak için çaba harcamak yerine, gelecek nesillerine kendi kirliliklerini emanet ediyorlar. Sağı, solu, ortası, yukarısı, aşağısı, farksız benim için. Sonu ne bunun?.. Yaşananların, yaşanmışlarla ne farkı var?.. Yaşanacaklarla da ne farkı olacak?.. Öyle bir kısır döngünün içinde, öyle bir girdabın içinde nefes alıyoruz ki, öyle -af edersiniz- içine etmişiz ki şu hayatın, yetmez olmuş; hiçbir şey... Böyle bir hayatta akıllı kalmak zor ama bir o kadar da kolay!.. Teslim ettiysen kendini düzene, senden akıllısı, karşındakinden aptalı yoktur!.. Direndikçe düzene(siyasetin, ideolojilerin hepsini, hiçe sayarak!!!), ulaşmaya çalıştıkça kendine, duydukça karşındakine saygı, senden pasifi yoktur. Tarafsız olduğunu anlatmaya çalıştıkça, iki taraftan da tepki alırsın. İki taraf için de kötüsündür, haksızsındır... Yahu şu kadar kelimeyi yazmak, yeri geldiğinde konuşmak; Yürekte Aşk varken o denli zor geliyor ki... Kendimden kızgınlıkla karışık utanıyorum. Bu da aslında bir tuzak; yavaş yavaş, sinsice seni içine çeken, düzenin tuzağı!.. Ama her türlü, o temiz yüreklerin -gerçekten- hiçbir şeyden haberleri olmadan kullanılmalarına, aileleri tarafından kirletilmeye başlamış beyinlerinden ağızlarına gelen o kelimeleri konuşmalarına dayanamıyorum... İnanç için bile... Herkes kendisinden sorumlu olacak zamanı geldiğinde; ister inançlı olun ister olmayın. Bırakın ya, bırakın. Biz çektik onlar da çeksin demekten vazgeçin. Düşüncesiz, sadece yürekleriyle nefes alan nesiller yetiştirin. Kulaktan kulağa, bağıra çağıra, yüzünüzde gülümsemeyle yayın bunu herkese. Böyle yetişen bir nesil bakın nasıl bir yere dönüştürüyor bu yaşanmaz dünyayı... Ama olmaz, değil mi?.. İdeolojiler var, düşünceler var, çekilmiş acılar var, intikamlar var, hırslar var, altta kalmama var, gurur(!) var, otu var ... var!.. Bilinçaltımdaki genlerimden kurtulmak için ne savaşlar verdiğimi, yanıbaşımdaki, Canım, Biricik Eşim dahi bilmiyor... Susuyorum, susup kendimle savaşıyorum ve her gün yine yeniden gelmemesi için tetikte 'kendimle' bekliyorum. Genlerimden utandığım için değil; -kişiye göre- yanlış olduğu için değil. Sadece 'BEN' olmak için. Bu savaşı verdirmeyin çocuklarınıza, pişmanlıklarınızın, pişmanlıkları olacağını unutmayın... Yetiştirmek, sizin inandığınız, doğru bildiklerinizi koşulsuz onlara aktarmak değildir. Gerçekten dürüst olmalarını, iyi olmalarını istiyorsanız, TARAFSIZ olmalısınız; gerçekten ve içten. Onlar karar vermeli, onlar seçmeli. Emin olun, böyle yetişen hiçbir çocuk siyasetin s'sinden, ideolojilerin i'sinden haberi olmaz. Düz mantık bu; tüm nesilin böyle yetiştiği bir dünyada, siyaset denen 'şey' olmayacağı için sorun da olmaz...

     Bir video seyrettim, üzüldüm bunları yazdım... Ekleyecektim videoyu ama vazgeçtim... 



Günaydın Çocuklar... [Barış Manço]

Hey hey Günaydın çocuklar günaydın 
Hep güler yüzle karşılarsınız beni 
Hey hey günaydın çocuklar günaydın 
Sabah akşam bıkmadan dinlersiniz beni 

Dün gece düşündüm de renkler olmasaydı 
Yaşanmazdı bu dünyada 
Korktuğum odur ki kapkara bir dünyayı 
İsteyenler var aramızda 
Oyun ister bazen büyükler tabancalar kılıçlar tüfekler 
Zevk meselesi bu karışılmaz 

Tartışılmaz zevkler ve renkler sizin olsun bütün bu zevkler 
Bırakın renkleri çocuklara 
Hey hey günaydın çocuklar günaydın 
Siz hiç kırmızı bir ağaç gördünüz mü 
Hey hey günaydın çocuklar günaydın 
Gökyüzü neden mavi düşündünüz mü 

Başak sarı çim yeşil her şeyin bir rengi var
Değişmez doğanın dengesi 
Mor turuncu sarı eflatun pembe haki çamur bile kahverengi 
Oyun ister bazen büyükler tabancalar kılıçlar tüfekler 
Zevk meselesi bu karışılmaz 

Tartışılmaz zevkler ve renkler sizin olsun bütün bu zevkler 
Bırakın renkleri çocuklara 

Uzakta bir ülkede insanlar anlaşmış 
Tam silahları bırakırken 
İçlerinde ikisi hemen karşı çıkmış sonuçta onlar kazanmış 
İkisinin de önünde birer düğme varmış 
Biri yeşil diğeri kırmızı 
Bir iki üç demişler basıvermişler 
Ve sonunda dünya kapkaranlık olmuş 
Tam istedikleri gibi 

Oyun ister bazen büyükler tabancalar kılıçlar tüfekler 
Zevk meselesi bu karışılmaz 

Tartışılmaz zevkler ve renkler sizin olsun bütün bu zevkler 
Bırakın renkleri çocuklara 

Oyun ister bütün çocuklar...


Yorumlar

  1. Yazdıklarına katılıyorum, tüm samimiyetim ile saygı duyuyorum. Bir sorum var sadece: dışımızdaki taraflardan birine tepkini esirgemiyorsun, diğer taraftakiler için hiç mi söyleyeceğin olmaz?.. Abi abla evlerinde beyni yıkananların şu eleştirdiğin videodakilerden farkı yok diyeceksin büyük ihtimal. Kışkırtmaların, iktidar sarhoşluğun eğreti sataşmaları hakkında hiç mi söyleyeceklerin yok? Tarafsızlık iki taraftan eşit uzaklıkta olmaktır lakin Aşk sadece güzeli, Ayan beyanı, masum olanı seçer... Ben o videoyu sadece çocuk yüreği için seçtim bana ne anne ve babalarından... O gülümsemeler benim için kelimeler, cümleler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazdıklarına, öncelikle iktidara olan tepkimin bir sembolü olan T.C. simgesini ismimin önünde durmasını daha sonra bundan önce eklediğim konuları cevap olarak söylemek istiyorum. Kaldı ki bu yazımda da zaten her iki tarafa da tepki gösteriyorum. 'Köşe Yazıları' bölümüne eklediğim yazıların hangisinde ya da bloga eklediğim hangi konuda iktidar yanlısı bir taraf içinde olduğumu söyler misin?.. Üzülerek, taraflı, önyargılı bir yorum yazdığını gördüm. O videoda çocuk yüreği yok, anne babalarının -sözde- görünmeyen silüetleri var. Aslında bloga girer girmez bir konu ekleyecektim; ama yorumunu görünce cevap vermek istedim, önce...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına