'İstanbul'...
















İstanbul; şu resime bakınca binlerce kelimeden çok 'şey' ifade eden güzel şehir... Farz edin güneşin batışı, ya da doğuşu, ne fark eder? Öyle bir kalabalık ki bu kalabalık, hafif hafif nefesine karışıp yerleşen ve tiryakisi yapan bir kalabalık. Öyle bir kalabalık ki, asla içinde olmak istemeyeceğin, asla ayrı kalamayacağın... Farkındayım, çoğu kişi için bu resim hiç bir şey ifade etmiyor, etmeyecek... Farkındayım, denize kıyısı olan tek şehir değil İstanbul... Farkındayım, burada yaşadığım için bunları yazdığımı düşünecek kimisi... İnsan, aklıyla çok güzel yolculuklara çıkıp, anlatamayacağı şekilde bir şeyleri yaşayabiliyor, hiç gitmediği yerlere gidip, sıkılıp geri gelebiliyor. Hayal gücü böyle bir şey. İstanbul dışında hiç bir kıyısı olan şehir beni tutamadı... İşte burası İstanbul'dan da 'İstanbul' diyemedim... Ne Karadeniz'in Trabzonu, ne Ege'nin İzmir'i, ne de Akdeniz'in Antalya'sı; ne de diğerleri... Ruhani bir şeyler var bu şehirde. Anlatamadığınız, yaşadıkça -tüm bencilliğinizle- kimseyle paylaşmaya yanaşmadığınız özel bir şey... Kimisi rakısıyla, kimisi vapuruyla, kimisi Galata'sıyla, kimisi Kız Kulesi'yle, kimisi Boğaz Köprüsüyle, kimisi Anadolu, Rumeli hisarıyla, kimisi akşamı, sabahıyla, sessizliği, haykırışlarla dolu isyanıyla bağlı İstanbul'a... Her yaşayanın farklı İstanbul'u var içinde belki ama, şu resime bakınca aslında hepsinin -hepimizin- tek İstanbul'u var... Ben bu şehre Aşk'la bağlıyım... Benim için hep hüzünlü bir klarnet taksimidir, İstanbul... Bakıp uzaklara, dalıp gitmek, istemek bu güzelliği hep bu hüzünle, sakin sakin yaşamak İstanbul'u... Aşk'la... İyi ki varsın Aşk... Bu şehrin tüm güzelliklerinde Sen olduğun için, beni tutan, kıyısı olan tek şehir İstanbul...





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına