Anadolu Ezgilerinden Caz'a 'Minor Empire ve Second Nature'...


Geç keşfettiklerime yeni bir tanesi daha eklendi; müziklerini mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim...Tanıdık ezgiler, farklı tınılarla...





Grup hakkında;

Minor Empire'in ilk albümü olan 'Second Nature'e Ozan Boz'un yönetiminde usta ut sanatçısı ve besteci İsmail Hakkı Fencioğlu, yine müzik çalışmalarını Montreal'de sürdüren kanun sanatçısı Didem Başar, Toronto'dan bağlama sanatçısı Sidar Demirer, sesiyle Özgü Özman, İstanbul'dan tanınmış klarnet sanatçısı Selim Sesler'in yanı sıra, Kanada'nın gözde müzisyenleri Juno ödüllü gitarist Michael Occhipinti, bas gitarda Chris Gartner ve vurmalı çalgılarda Debashis Sinha can verdi.

ÖMER F. ÖZEN

Ozan Boz'un uzun süredir üzerinde çalıştığı albüm tasarısı müzikseverlerle paylaşma aşamasına gelmiş durumda.

Toronto'da yaşayan, uzun süre caz, rock gibi değişik müzik türlerini deneyen gitarist-besteci Ozan Boz, kafasında, gönlünde biçimlendirdiği, üç yıldır da Toronto-Montreal-İstanbul üçgeninde gerçekleştirmeye çabaladığı albümü sonunda gün ışığına çıkmaya hazır.

Albümünde özellikle Anadolu ezgilerini Batı müziği renkleriyle birleştirmeye çalışan Ozan Boz, amacının bunları birbirinde 'erime' değil de, daha çok içinde devinimi çağrıştıran 'müziğin kavuşması' olduğunu belirtiyor.

Çocukluğunu babasının görevi dolayısıyla Anadolu'nun değişik kent ve kasabaları arasında taşınmakla geçiren Ozan Boz, müziğe yaklaşımının temellerini bu göçmen yaşam biçeminin yanı sıra meraklı kişiliğine de bağlıyor. Ozan Boz, müzikle ilgili serüvenini şöyle dile getiriyor: "Çocukken etrafımda bana gitar öğretecek kimse yoktu. O şekilde kendi kendine bir şey öğrenmenin ne kadar tatmin edici bir his olduğunu keşfettim. Üniversiteye başladığımda rock düşkünü bir çocuktum, dinleyebileceğim her şeyi dinledim ve ilgim çok kısa zamanda caz'a kaydı. Aynı zamanda Ahmet Kanneci'den gitar dersleri almaya başladım ve o şekilde teknik ve teorik bilgimi geliştirdim".

Daha sonra Kanada'ya yerleşen Ozan Boz, burada Humber Koleji'nde caz eğitimi almış, bu arada Michael Occhipinti ile tanışmış. Michael Occhipinti'nin müzik anlayışının kendisine değişik bir ilham verdiğine değinen Ozan Boz, kendi bestelerinden oluşturduğu 'uzatılmış çalar' (EP) albümünün de yapımcılığını Michael Occhipinti'nin gerçekleştirdiğini belirtiyor. Ozan Boz ayrıca kurmuş olduğu Auxetic Pulse adlı grubuyla Toronto ve çevresinde çalmaya başlamış.

Türk müziğine yoğunlaşmasını ise şöyle dile getiriyor Ozan Boz: "Türk müziğini çalışmalarıma dahil etme fikri uzun zamandır aklımda olan ama ötelediğim bir şeydi. Üç yıl önce Toronto Caz Festivali'nde Dhaffer Youssef'i dinlerken ani bir karar aldım, o gece kafamda genel planı yapıp ertesi gün bu proje için çalışmalara başladım."

Türküleri düzenleme aşamasında geleneksel yapılarını değiştirme amaçlı oynadığını belirten Boz, bazı parçaların ritim anahtarlarını değiştirdiğini, yavaş olanları çift zamana taşıdığını söylüyor. Ancak Boz, amacının iki ayrı tür müziği birbiri içinde eritmek olmadığını, tam tersi, birinden birinin diğerine ödün vermeden bir arada var olmasını sağlamaya çalıştığının altını çiziyor.

Topluluğun adı nereden geliyor?

Anadolu'nun Batı dünyasınca tarihte kullanılan adlarından birine (Küçük Asya - Asia Minor) ve Türk müziğinde sık kullanılan minör akkora göndermenin yanında, İngilizce'de kafasına estiği gibi yaşayanları tanımlamak için kullanılan bir deyimden yola çıkarak, topluluk kendisine 'Minor Empire' adını seçmiş.

Minor Empire'in ilk albümü olan 'Second Nature'e Ozan Boz'un yönetiminde, Bizim Anadolu'nun düzenlemiş olduğu geçen yılki Montreal Türk Kültür Günleri'nde Toplum Ödülü alan usta ut sanatçısı ve besteci İsmail Hakkı Fencioğlu, yine müzik çalışmalarını Montreal'de sürdüren kanun sanatçısı Didem Başar, Toronto'dan bağlama sanatçısı Sidar Demirer, sesiyle Özgü Özman, İstanbul'dan tanınmış klarnet sanatçısı Selim Sesler'in yanı sıra, dünya müziğinde söz sahibi olan Kanada'nın gözde müzisyenleri Juno ödüllü gitarist Michael Occhipinti, bas gitarda Chris Gartner ve vurmalı çalgılarda Debashis Sinha can verdi.

Bu tasarı ile amacının türkü ezgileri çerçevesinde Batı müziği tınılarını, coşkularını yakalamaya çalışmak olduğunu söyleyen Ozan Boz'un Second Nature adlı albümüne Ontario Arts Council / Ontario Sanat Kurulu'ndan da parasal katkı çıkmış.

Müzikseverlere tanıtım konserini 13 Ocak'ta Toronto'da Lula Lounge salonlarında gerçekleştireceği Minor Empire'ın Second Nature albümünde 10 parça bulunuyor.

Trakya'dan yüzünüzü serin bir yelin yalamasını andıran üflemeli bir çalgının -elbette elektronik- ardından birden bire ritmik bir ezgiye dönüşen ve Edirne'den 'Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar' türküsüyle giriş yapan albümde, Didem Başar'ın parmaklarının gezindiği kanunun telleri arasında buluyorsunuz kendinizi. Özgü Özman'ın sesiyle suyun akışına verdiğiniz bedeniniz, bu ses cümbüşünün içinde dalgalar içinde savruluyor ve kendinize bu ezginin içinde tutunmak için yer aramaya çabalıyorsunuz. Parça yine bir yelin yalamasıyla sona eriyor. Ama bu kez vücudunuzu okşayarak.

Minor Empire sizi kâh Karadeniz'in yüksek yaylalarına çıkarıyor kâh bir caz bar'da gecenin loşluğuna çekiyor...

Doğu-Batı hem içinde hem değil...

Bas'la başlayan ikinci parçada araya giren tiz melodilerle Amerika'nın ortalarında küçük bir kasabının barında olduğunuz kanısına varacakken, Selim Sesler'in klarnetinin ardından Özgü'nün sesiyle kendinizi Karadeniz'in yüksek yaylalarında buluyorsunuz. Türküde 'kız senin sebebune kaldım İstanbul'larda' dese de, kendinizi Karadeniz'in yemyeşil yüksek yaylalarında duyumsuyorsunuz.

Sonrasında bırakın Selim Sesler klarnetiyle sizi o yeşillikler içinde gezindirsin…

Burada her parçayı ayrı ayrı anlatmak istemiyoruz. Ama her parçada kendinizi kâh bir caz ya da rock kulübünün loş, lacivert gecesinde, kâh Anadolu'nun yollarında, yaylalarında bulacaksınız. Bunun için albümü edinip kendinizi Minor Empire'in müzikten yapılmış beşiğine bırakmanız gerekiyor.

Biz sadece size albümdeki parçaları bir bir sayalım isterseniz: Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar, Divane Aşık Gibi, Bülbülüm Altın Kafeste, Zülüf Dökülmüş Yüze, albüme adını veren sözsüz Second Nature, yine Selim Sesler'in klarneti ve Özgü Özman'ın sesiyle can bulan Karadeniz'den ilginç bir gemici ezgisi Sen Bu Yaylaları Yaylayamazsın, ünlü usta, ışıklar içinde yatası Ali Ekber Çiçek'in Haydar Haydar'ı, müzikseverlerin Müzeyyen Senar'ın sesiyle tanıdığı Malatyalı Fahri Kayahan'ın Keklik Dağlarda Çağılar'ı, bir Sıvas türküsü Dostum Dostum ve albüm bir sürprizle Anadolu gezisini sona erdiriyor; Fırat Türküsü…

Birçok parçada bir yol ezgisinin size Anadolu'nun bazen kıraç yollarında, bazen yemyeşil ovalarında, sık ağaçlıklı ormanlarında eşlik ettiğini duyumsatırken, bir yandan da yukarıda sözünü ettiğimiz gibi bir caz bar'da biranızı yudumlarken bulabiliyorsunuz kendinizi.

Özgü Özman'ın kadife renkli sesi, Selim Sesler'in yaylalara çıkaran klarneti, Didem Başar'ın telden tele aşırttıran kanunu, İsmail Fencioğlu'nun tok sesli udu, Sidar Demirel'in özellikle Haydar Haydar'da gösterdiği bağlama ustalığı... Sonra Michael Occhipinti'nin gitarı ve Chris Gartner'in bas gitarı, Debashis Sinha'nın vurmalılarda gösterdiği özgünlük...

Ve kuşkusuz tüm bunları bir potada eritmeden kendi özgünlükleri içinde buluşturan Ozan Boz'un kulaklarımıza yeni bir ezgi anlayışı getirdiğini söylemek sanırız abartı olmaz.

"Bu 3 yıllık hazırlık aşaması bütün lojistik zorluklarına rağmen çok zevkli bir süreç oldu. Bir sonraki aşamayı dört gözle bekliyorum" diyen Ozan Boz'a müzikseverlerin kesinlikle tüm bu emeklerin karşılığını vereceğine inandığımızı söyleyelim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına