Neymiş; Dünyanın Çivisi Çıkmış!..


       Öncelikle çok özür diliyorum; ölenin arkasından yazmış olacağım. Ama zoruma gitti, sessiz kalamadım. Şu aralar saygı duruşlarıyla anılan bir insandan bahsetmek istedim. İnsanlık namına güzel işler yapmış birisi, hakkını yememek lazım. Ama... Ah bu ama'lar... İnsanoğlu, -tümünü tenzih ederek, ama çoğunluğu oluşturan geneli-canlılar içinde -aklı olmasına rağmen- en büyük aptal yaratıktır. Yaşadığı her toplumda, hangi idolün içinde nefes alıyor olursa olsun, karşısındakini aptal yerine koyan, kendisi de aptal durumuna düşen bir yaratık. Bunca yıl, hatta asırlarca güzel insanlar doğru olanı anlatmaya çalışmışlar ama hala çözemediğim bir şekilde, farklı bir büyünün içindeymişcesine insanoğlu, inatla yanlış olanın peşinden gitmeye devam ediyor. Ya bulunduğumuz yerin bir sınav yeri olmasından, ya da insanların kendisini -kolay olduğu için- şeytana teslim etmiş olmaları... Ve en kötüsü de, içlerindeki şeytanları gizlemeyi çok iyi beceriyorlar. Yedi günah, on emir, beş şart, hepsi nafile; defalarca anlatılmasına rağmen. Neden diye sormak istemiyorum; çabucak vaktimin dolmasını ve bu yaşanmaz yerden bir an evvel gitmeyi istiyorum. Böyle bir çoğunluğun olduğu hayatta, nefes almak, doğru kalmaya çalışmak, zor... Çok zor... İş çıkışında, üzerimi giyinirken odadaki arkadaş, yanındakine "mağazadaki herkese sor: kim Allah rızası için çalışıyor?"; dedi. O an sessizce bakıp, hiçbir şey diyemedim. İçim rahat, içimde zerre hırs yok, işimi sadece hakkıyla yapayım yeter. Maneviyatımızı -inanç ya da değer verdiğimiz ne ise- öyle kaybetmişiz ki. Hırs, öyle sinsi ve haince insanların içine girmiş ki...  Bu konuda ki (http://www.gramofonum.blogspot.com/2013/12/basarya-giden-yolda-tek-basna-yurudum.html ) insanlar gibi... 'BEN'cil, tekil insanlar... Ama herkes için, iyiyi isteyen insanlar; sözde!..

       İnsanlık onuru üzerine çok güzel mücadele verdiğini düşündüğüm birisi, benim için fakirdir; zengin olamaz. Olamaz çünkü, yıllarını ezilen insanlar için harcamış, onlar için savaşmış bir insanın birikim yapabilmesi imkansızdır. Hele ki böyle bir uğraşın içinde olupta... Hal böyleyken, gördüğüm bir habere şaşırdım; kızarak. Sorgulama hakkım yoktur; eyvallah. Ama böyle bir insanın banka hesabında 110 Milyon dolar gibi absürt bir rakam olamaz. Bunu kabul edemem. Varsa, o zaman yaptığını zannettiğim tüm iyi işlerin karşılığını fazlasıyla ve maddi olarak aldığını düşünürüm. Ve tekrar özür dileyerek, ölenin arkasından yazdığım için; benim için 0 kadar değeri olan bir insandır. Çoğunuz mutlaka bir yerlerde rastlamışsınızdır; öğretmenin, insanın nasıl değerli ve iyi olduğunu anlattığı 1 v 0 ile olan hikayesine. O hikaye ile yazımı sonlandırmak istiyorum; sağlıcakla ama en önemlisi 'kişiliğinizle' kalın...





1982 yılı Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda 2. sınıf öğrencileri Türkiye Ekonomisi dersinin hocasını bekliyor. Sınıf ögrencilerinin gürültü patırtısıyla sallanırken sert görünümlü hoca kapıda beliriyor. İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor.

Tebeşirle tahtaya kocaman bir (1) rakami çiziyor. “Bakın” diyor. “Bu kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey.

” Sonra (1)’in yanına bir (0) koyuyor: “Bu başarıdır. Başarılı bir kişilik (1)’i (10) yapar”.

Bir (0) daha koyuyor. “Bu tecrübedir. (10) iken (100) olursunuz”

Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor: Yetenek… Disiplin… Sevgi…

Eklenen her yeni (0)’in kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor hoca… Sonra eline silgiyi alip en bastaki (1)’i siliyor. Geriye bir sürü sıfır kaliyor. Ve hoca şu yorumu yapıyor:

Kişiliğiniz yoksa öbürleri hiçtir!..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına