İsyan Ederken Hayata; İsyan Ettirircesine Davranmak...


... Hengameden kurtulup gelince evine, çıkarınca maskeni, oturunca sevdiğinin yanıbaşına, buluşunca yüreğinle, isyan ettiğin hayatın içinde sevdiğini ne kadar isyan ettirdiğini, ne kadar gereksizce üzdüğünü, kendine, hayata dair basit şeyler yüzünden dolayı davranışların için kızdığından, sevdiğinde, etkine tepki gösterince nasıl olmazları yaşadığını sessizce yaşıyorsun; içinde... Aynı sessizlikle çekip gitmek istiyorsun bu hayattan, kimseye zararı olmayan ama içten içe seni bitiren günahlarından kurtulmak için; daha fazla kötü olmamak için; hayatın, direnmekten, sabretmekten, umut etmekten her defasında vazgeçirdiği için... Benliğine sahip çıkamayacağından, herkes gibi olacağından korktuğun için... İçinde öyle fırtınalar biriktiriyorsun ki... Ya esip gürleyip karşındakine zarar verecek, ya da sana... Tüm değerlerini değersizleştirecek şekilde... İnancımdan dolayı eskiden çok kızardım, intihar edenlere; 12-13 yaşlarında. Sonraları sorgulamaya başladım; neden, içlerinde yaşadıklarını çözemedikleri nasıl bir çıkmaza girdiler diye. Ne kadar hala kabul etmesem de intiharı -İnancımdan dolayı-, insanoğlunun ne kadar aciz olduğunu öğrendim. Özellikle kendisine karşı ne kadar aciz bırakıldığını, kendisinden uzaklaştırılıp, hayatın kölesi yapıldığını... Kim bilir, belki de onlarda benliklerine bu şekilde sahip çıkmaya çalıştılar... Anlatamadıklarını, kendilerini anlayamamalarını insanlara böyle anlatmaya çalıştılar... Bir de 'deli' deyip güldüğümüz, 'soytarı' gibi dalga geçtiğimiz, bazen de korktuğumuz, -SÖZDE- akıl hastası insanlar var; düşüncelerinin içine girip, hayatın hangi tuzağını taşıyamadıklarını, hangi son noktaya ulaşıp devrelerini kapatıp iç dünyalarına çekildiklerini öğrenmek isterdim... Öylesine ve 'öyle'sine hızlı yaşıyoruz ki hayatı... 'İnsan'lığımıza sahip çıkamıyoruz... Bitmek bilmeyen bir maratonun koşucularıyız... Varamıyoruz bir türlü varışa... Yoruluyoruz, yoruldukça nazımıza sevdiğimizi kırıyoruz... Kırılıyoruz; ama biliyoruz ki yok başka dalımız; olmadığından değil... Tutmak istemeyişimizden... Bazı bazı ne çok istiyorum hastalanmak; aklımdan... Göçmek bu dünyadan; en afili intiharından...

Yorumlar

  1. Hayat, insanın insana reva gördükleri...
    Aklını yitirsen de eminim seni acıtacak bir yol bulurlar.
    Emanet nefesimizde hapsolmuş başkaların emanet nefeslerine kıymaktan çekinmediğimiz bu hayat, insanlığımızın sınavı mı?..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle olduğuna inanmak zorundayız... Aşk'la...

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına