Kadir Gecesi ile İlgili Yanlış Bilgimiz... [Hasan Karagüzel]

Alıp verdiğimiz nefesimizle bile ibadet ettiğimizi unutmayalım; yeter ki gönlümüzden geçen niyet nefesimizde, nefsimizde olsun... Saygıyla.

Öncelikle, Kadir geceniz mübarek dualarınız kabul olsun... Alttaki yazıyı vaktiniz varsa okumanızı rica ediyorum. Doğru bir yazı olduğuna inandığım için paylaşmak istedim...



Kadr, mikdar, takdir, kudret gibi ifadelerin mastarı olup قدر = k d r, kadere kökünden türemişlerdir.

Kadr veya kader, kudret, ölçü, ölçü koyma anlamlarına gelir.

Kadir Gecesi'ni, kader gecesi diye tercüme edebiliriz.

Yani ÖLÇÜ GECESİ

Ölçüyü koyan, قدير , feil vezninde ismi fail olup, قادر = Kadir, yani ölçüyü koyan manasınadır.

Ölçüyü koyan ise Allah dır.

Kur'an-ı Kerim inmeğe başladığı gece, insanoğlunun dünya ve âhiret mutluluğu için "Anayasanın" takdir edildiği yani ölçü olarak konduğu gecedir.

Ondan dolayı o geceye Allah tarafından لَيْلَةِ الْقَدْر (leyletül kadr) yani ölçü gecesi adı verilmiştir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ

"Biz, her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır". (el-Kamer 54/49) Kadir gecesi Ramazan ayı içerisindedir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ

"Ramazan, Kur'ân'ın indirildiği aydır. (Bakara 2/185)

إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ

"Biz Kur'ân'ı Kadir gecesinde (yahut: "Kudret Gecesinde" indirdik".

Hz. Peygamberin ilk vahy aldığı gece böyle tanımlanmaktadır.

وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ

"Bilir misin nedir Kadir Gecesi?"

"Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır".

Yani hayrı hesap edilemez, bir ömürlüktür o gece.

تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ

سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

"O gece melekler, Rablerinin izniyle ilâhî bir esin / ilham taşıyarak (insanı) her türlü (kötülükten) emin kılar bu (gece), tâ şafak vaktine kadar". ( 97/Kadr Suresi)

RUH 

20 âyette ruh kelimesi geçer. Bunlar, ilgili diğer âyetlerle birlikte ele alınırsa ruh konusunun Kur'ân'da oldukça kapsamlı olarak anlatıldığı ortaya çıkar. Kadr suresindeki ruh, emir kelimesiyle birlikte geçmiştir. Burada konu sadece bu açıdan ele alınacaktır. Ruh, emir kelimesiyle birlikte dört âyette daha geçer. Duhân suresinin ilgili âyetleri de eklenince sayı artar. İlk âyet şöyledir:

وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الرُّوحِ قُلِ الرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّي وَمَا أُوتِيتُم مِّن الْعِلْمِ إِلاَّ قَلِيلاً

"Sana o ruhu soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbinizin emrindendir. Size ilimden sadece az bir şey verilmiştir." (İsra 17/85)

Bize verilen az ilim ile ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurur:

وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء

"... Onlar Allah'ın bilgisinden onun imkân verdiği kadarı dışında bir şey kavrayamazlar..." (Bakara 2/255)

قُل لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا

De ki: "Rabbimin sözleri için denizler mürekkep olsaydı; bir o kadarını daha katsaydık, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi." (Kehf 18/109)

Böyle bir ilim karşısında insanların ilminin ne kadar az olduğu ortadadır. Allah'ın emrinden olan ruhun bir kısmı Allah'ın indirdiği kitaplardır. Bunu konunun ikinci âyeti bildirmektedir.

يُنَزِّلُ الْمَلآئِكَةَ بِالْرُّوحِ مِنْ أَمْرِهِ عَلَى مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ أَنْ أَنذِرُواْ أَنَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنَاْ فَاتَّقُونِ

"Allah, kendi emrinden olan o ruhu meleklerle kullarından seçtiği kimseye indirir ve der ki, "İnsanları uyarın; benden başka ilah yoktur. Öyleyse benden çekinin." (Nahl 16/2)

Kadir gecesi Cebrail aleyhisselamın Muhammed aleyhisselama getirdiği de Allah'ın emrinden bir ruh olan Kur'ân âyetleri idi. Bunu konunun üçüncü âyeti açıkça ifade etmektedir.

وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ رُوحًا مِّنْ أَمْرِنَا مَا كُنتَ تَدْرِي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْإِيمَانُ وَلَكِن جَعَلْنَاهُ نُورًا نَّهْدِي بِهِ مَنْ نَّشَاء مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ

"İşte bu şekilde sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Yoksa sen bu Kitap nedir, o iman nedir, bilmezdin. Ama onu bir nur yaptık, düzenimize uyduğunu gördüğümüz kullarımızı onunla yola getiririz. Elbette sen doğru yolu gösterirsin." (Şûrâ 42/52)

Şimdi RUHun adı geçen ayette hangi manaya geldiğini daha iyi anlayarak şu manayı veriyoruz:

"Ruh (Vahiy, Kuran) meleklerle beraber Allahın izniyle iner".

حم

وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ

إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُّبَارَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

أَمْرًا مِّنْ عِندِنَا إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ 

Hâ, Mîm. Her şeyi açıklayan Kitaba yemin olsun,

Biz onu mübarek bir gecede indirdik, çünkü biz insanları uyarırız. (Duhân 44/1?6)

Kadir gecesini kıymetli kılan, o gecede inmeye başlayan Kur'anı Kerimdir. Kur'anı Kerimin indiği gecenin kıymetini ifade etmek için 'Bin aydan hayırlı' sözü çokluktan kinayedir. Bazı eserlerde Beni İsrail evliyasından Şemun-el Gâzi adında birisinin cengâverliğinden, 83 yıl (bin ay) yaşadığından, bu zat Peygamberimize sorulduğunda Kadir Süresinin indirildiğinden v.s. bahsedilir. Bu bahsedilenlerin hiç birinin aslı yoktur. Bu zatın Beni İsrailden olduğuna dair rivayet, bizim bu meseleye kuşku ile bakmamıza yeter.

Öte taraftan bin aydan hayırlı ifadesi Kur'an-ın inmeye başladığı o gecenin çok çok hayırlı olduğunu bize anlatmak için kullanılmıştır.

Bin ay yani 83 yıl, insanların ortalama ömrü.

Yani Kuranın insanoğluna sunulması ömürlüktür.

Böyle bir Kitabın indirilmeye başladığı o gece, ömre değer.

Arablar, bir şeyin mümkün olmadığını anlatmak istediklerinde yetmiş, yüz, bin gibi sayılar kullanırlardı. Biz de bu gibi ifadeleri kullanmaktayız. Meselâ 'Bin defa söylesen yapmam' gibi.

Burada bize söylenen, Kur'anın inmeye başladığı 610 tarihli Ramazan'ın Kadir gecesinin çok çok kıymetli, hayırlı olduğudur.

Soru: Ramazan ayında her yıl kutladığımız 27. Gece, Kadir gecesi midir?

Cevap: "Şereful mekân bilmekîn"(mekânın şerefi, mekâna yerleşen sayesindedir) ifadesinde geçtiği gibi Kur'an sayesinde o gece Kadir gecesi olmuştur. O gecede Kur'an inmeye başlamasaydı diğer gecelerden bir farkı olmayacaktı. Kur'anda bin aydan hayırlı denen gece, 610 tarihli Ramazan ayında Kur'anın inmeye başladığı o gecedir. O gece bir defa olmuş ve geçmiştir, bir daha olmayacaktır.

Her şeyden önce bu akşam Kadir Gecesi değil, kanaatimce Kadir Gecesinin yıldönümüdür.

Bizim her yıl kutladığımız Kadir gecesi ise 610 tarihinde Kur'anın inmeye başladığı o gecenin hatırlanıp yâdedilmesinden ibarettir. Her Ramazanın 27. gecesi kadir gecesi olsa, Kur'anın her Ramazanda yeniden inmeye başlaması demek olur ki bu fevkalâde yanlıştır. Kadir gecesi Kur'anın doğum gecesidir. O nun doğduğu gece tabiî ki kutlanır ama Kur'an bir kere doğmuştur (inmeğe başlamıştır), her yıl doğmaz.

Kadir Gecesi bir kere oldu geçti bir daha olmayacaktır.

Yukarıda açıklandığı üzere Kuranın inmeğe başladığı 610 Ramazanın gecesinde melekler ve ruhtan maksat Kuran ayetleri olduğuna göre bizim kutladığımız bunun sene-i devriyelerinde RUH yani Kuran inmemektedir. Ayet, ilk indiği gece olan 610 yılındaki kadir gecesini anlatmaktadır.

İnsanlar doğum günlerini kutladıklarında bunun, o insanın o gün yani kutladığı tarihte yeniden doğduğu anlamına gelmez. Bizim kutladığımız her yılın kadir gecesi ile Kur'anın inmeye başladığı Kadir gecesi arasında dağlar kadar ve kıyaslanamayacak kadar fark vardır.

Her yıl Ramazan ayının son on gününde kutlanılan gece, Kadir Gecesinin yıldönümüdür. Her Ramazanın 27. Gecesi bin aydan hayırlıdır demek, meseleyi anlamamaktır.

Kur'an'da tek gece medh edilir. O da Kur'anın inmeye başladığı 610 tarihli Ramazan ayındaki gecedir. Ondan sonraki Ramazan aylarında kadir gecesi olmaz, olamaz.

Bu gecelere mahsus (hususi) bir namaz yoktur. Olduğunu söyleyen rivayetler doğru değildir. Bu gibi gecelerde ilave bir ibadet yoktur. Şu kadar farkla ki bu gibi geceler hayırlı ve yararlı işler yapmanın bir başlangıcı olabilir veya böyle bir kapıyı açmaya vesile olabilir o kadar.

Kadir gecesi, Peygamberimiz as. zamanımızda, onun ölümünden takriben 400 yıl sonra Müslümanlarca ihya edilmeye çalışıldığı gibi herkesçe bilinen bir gece değildir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bile kendisine Kuranın inmeğe başladığı Kadir gecesinin Ramazanın kaçıncı gecesi olduğunu bilmediği rivayetlerde ifade edilir.

Kadir gecesinin Ramazanda olduğu bellidir. Çünkü Allah Teala şöyle buyurur:

... شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ

"Ramazan öyle bir aydır ki, insanlara yol gösteren, doğrunun belgelerini içeren ve doğruyu yanlıştan ayıran Kur'ân o ayda indirilmiştir..." (Bakara, 2/185)

Ama Ramazanın hangi gecesinin Kadir Gecesi olduğu belli değildir. Peygamberimizin (sav) tavsiyesi vahyin inmeğe başladığı o gecenin Ramazan ayının son on gününün tek gecelerinde olma ihtimalidir.

KADİR GECESİ İLE İLGİLİ HADİS: 

"Her kim sevabına inanıp onu kazanmak ümidiyle Kadir gecesini ihya ederse geçmiş günahları affedilir." (Buharî, Terâvih 1, Müslim, Müsâfirîn174 (759); Ebu Dâvud, Salât 318; Tirmizî, Savm 83; Nesâî, Siyam 39; Muvatta, Salât fi Ramazan 2 )

Oh ne ala!

Bir geceyi ihya et, köşeyi dön.

Milli piyango mu bu?

Böyle rivayetlerin aslı esası olamaz, hadis, hiç olamaz.

Bir rivayetin doğru olabilmesi için Kurana uygun olması gerekir.

Öyle bir geceyi ihya etmekle geçmiş günahların af olunması diye bir şey olamaz.

Böyle bir din de olmaz, olamaz!

Peygamberimiz zamanında vaki olan vahyin inmeğe başladığı geceyi yaşayan bizzat Peygamberimiz olmasına rağmen hangi gece olduğunu bilemiyor, nasıl oluyorsa bu beyler biliyor.

Bir internet sitesinde şimdiye kadar duymadıklarımı okuyunca şaşırdım

Aynen şöyle yazıyor:

Bin aydan daha hayırlı ve bir ömre bedel bu önemli geceyi tam olarak nasıl bileceğiz?

İşte Kadir Gecesi ve ertesi günü gerçekleşen bazı hadiseler

1- Denizlerin suyu bir an tatlılaşır.

2- Kadir gecesi, açık ve sakin olur, ne sıcak, ne de soğuk olur. bulut yoktur. Yağmur ve rüzgar yoktur.

3- Ertesi sabah güneş, kızıl olup, şuasız doğar. Yükselinceye kadar sanki büyük bir tabak gibidir.

4- Kadir Gecesinde köpek sesi duyulmaz diyen alimler de olmuştur.

Bunların hiç birisinin aslı yoktur, bunlar deli saçmasıdır.

BU GECELERDE NE YAPILMALI: 

Allah-u Teâla, Türkiye'de Kandil Geceleri denen gecelerde ve konumuz olan kadir gecesinin yıldönümlerinde Peygamberimize ve bize herhangi ek görev vermemiştir.

Allah, kadir gecesi şu kadar hayırlıdır diyor ama bize bu gece ile ilgili görev yüklemiyor.

Bizler ise kendi kafamızdan görevler icad ediyoruz.

Şunu şunu yaparsan şu kadar sevap, şu kadar nafile kılarsan bu kadar ecir alırsın deyip insanları kandırmanın alemi yoktur.

Adam, sabaha kadar o cami senin bu cami benim diye dolaşıp duruyor veya o gece işte şu kadar rekât namaz kılmakla yoruluyor ve sabah namazı vaktinde uyuyakaldığından sabah namazını kaçırıyor, kılamıyor.

Bin kadir gecesinin uyanık geçirseniz bir sabah namazını kaçırmanızın yerini tutmaz.

Aişe validemiz Peygamberimiz (sav)'e "Ey Allah'ın elçisi! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu anlarsam o gece nasıl dua edeyim?" diye sorunca Peygamberimiz (sav) "şu duayı oku" buyurdu:

اَللّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي

"Allahım! Sen affedicisin, cömertsin. Affetmeyi seversin. Beni de affet."

(Tirmizi, Daavat, 84)

Bu ve buna benzer dualar, belli gecelere ait olmayıp her zaman yapıla bilinen dualardır.

Peygamberimiz böyle bir duanın yalnız bu gece değil, her zaman bu ve buna benzer duaların yapılabileceğini ifade etmeyi uygun bulmuştur.

Bu demek değil ki bu gece yalnız bu dua yapılır veya bu dua diğer gecelerde yapılmaz. Aksine bu duanın manası bilinerek her zaman yapılabilir.

Kadir gecelerini fırsat bilip o gece Kuran inmeğe başladığı için Kuranla buluşmanın, Kuranla yüzleşmenin yolları aranmalı.

Sanki, bu gece Kuran bana indi anlayışında olmalıyız.

İnsanlar Kurandan kaçar oldular.

Allah, 74/Müddessir süresi 49 ve devamı ayetlerde şöyle diyor:

فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ

فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍ

بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَى صُحُفًا مُّنَشَّرَةً

كَلَّا بَل لَا يَخَافُونَ الْآخِرَةَ

كَلَّا إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ

فَمَن شَاء ذَكَرَهُ

(49-55) Böyle iken onlara ne oluyor ki, âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi (hâla) öğütten yüz çeviriyorlar? Hayır; her biri, kendisine (ögü) açılmış sahifelerin verilmesini ister. Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar. Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır. Dileyen ondan öğüt alır.

Allah, Kur'anla yüzleşmemeyi, aslandan kaçan yaban eşeklerine benzetiyor, anlatabiliyor muyum?

İçimizden kaç kişi mesela en hafifi olarak her rakatta okuduğu Fatiha süresinde Allaha ne diyorum diye bir kere olsun mealine bakmıştır?

Yalnız bu ayıp ve vebal, insanlara yeter de artar bile.

Halk arasında ismi bilinen bazı gecelerin yılbaşı piyangosu gibi algılanıp değerlendirilmesi fevkalâde tehlikelidir.

Kadir gecesini kutla, günahların af olsun.

Oh ne ala. Var mı bu kadar ucuzluk?

Allaha olan kulluk görevimizi belli zamanlara tahsis etmek İslâmı anlamamaktır.

Bütün ibadetlerinizin makbul olmasını dilerken içinde Kadir Gecesi Yıldönümünü barındıran gecelerinizi tebrik ederim. / Hasan Karagüzel, 23 Tem. 2014


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına