'Youtube'ta Müzik Videosuna Yazılmış Bir Yorum...


Halil Sezai'nin 'Kafası Kendinden Güzel' şarksını dinlemek istedim. Youtube'ta açtığım videonun yorumlarına bakarken bir 'Yürek çarpışması' yaşadım. Bizim gibilerden kıyıda köşede de olsa var olduğunu görmek iyi geliyor. Yorum sahibinin izni olmadan ekliyorum; ulaşıp kaldırmamı isterse saygıyla...



  "Şimdi şu var. İnsan, ruhunu yahut kendini mutlu hissettiği atmosferi, bir anda kaybetmek istemiyor. Kaybetmeyi, belki de sınav sanıyor. Ya da sanmıyor diyelim. Hani zırhından değil falan, yaranın kabuğu denen o şey var ya, her insanın belki de tek kendi. Geçiyor. Geçiyor geçmesine de yıpranıyoruz işte biz o sıra. Geliyor, geliyor gelmesine de, eriyoruz işte o an. Ya da, bir bakıyoruz, bir olmuşuz derken, bir ölüyoruz. Bir bakıyoruz, şiiriz. Bir bakıyoruz, yağmur. Hangi damla olsak, hangi yere damlasak diye düşündükçe bile belki, bir anlam arıyoruz. Sahne üzerinde kurtuluyorum bundan. İnsanları sevmeme yahut dinginleşme aşaması değil bu. Sahne üzerinde duruluyorum bundan. Kayıp diye değil bu. Kendimde aranıyorum belki. Oynamaya çık, oyna, seyirci izlesin, beğensin, alkışını al, otur. Sonra? Herkes gidince? İşte sanırım o zaman başlıyor asıl sahne. Asıl hayat. Kendi ruhumuzu taşırken, ruhu oluyoruz taşınanın. Yahu ne biliyim anlatmanın, anlamlar arası yolculuğunda kalıyoruz. Kahve söylüyoruz. Unutuyoruz. Soğuyor. İçmiyoruz. Öykünüyor ruhumuz, öykü diyor ruha. Anlatmak. Anlatınca kurtulmak. Belki de beslendiğimiz şey bize mutluluk veriyodur. Mutsuzluk diyor şair. Mutsuzluk da bir şekilde mutlu eder. Yıpranış, hayatın önemli objesi der durur iken, okuyup duruşlarımızdan. Hal bu ya, tan oluvermişiz. Arayışlarda, her insan giderken, asılmış düşerken uçurumdan, saçlara. Saçlarından asılırken at beni demişiz, uçurumdan sağlığına, saklılıktan. Düştüysem, sana bakarken düştüm deyince, düşmenin anlamına bir yadigar buluyoruz. Yahut susuyoruz. Susmak, konuşmak, garip şey diyoruz, garipsendikçe. Çığlık en gösterişli susmak bir bakıma, susması bazen sessiz bir çığlık bir kadının diyor Güney, onu dinliyoruz. Peki diyoruz.. Sorgulamakla geçiyor hayat. Acıyla. Anlaşılmazlıkla. Erimeyle. Bir olmakla.. Garip azizim. Garip azizeler..."

Hüseyin Gökçakıl






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına