Kayıtlar

Aralık, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Until We Bleed(Kanayana Dek)... [Lykke Li]

Çıplağım 
Hissizim 
Aptalım 
Kalıyorum 
Ve Aşk'ın bir silahı varsa, o zaman ateş ediyordur 

Işıklar kararır 
Kafalar çarpar 
Sen benim uyuşturucumsun 
Bunu yaşıyoruz 

Sarhoşsun 
Buna ihtiyacın var 
Gerçek aşka 
Sana bunu vereceğim

Bu yüzden oyalanmaya mecburuz 
Ölümcül damlayı içiyoruz 
Sonra kanayana dek sev 
Sonra parçalara ayrıl 

Vakit kaybettin 
Kalbimde 
Yandın 
Ve köprülerin düşmesi gerekiyorsa, o zaman sen de düşersin 

Kapılar çarpar 
Işıklar kararır 
Sen gittin 
Geri dön 

Aşık kal 
Saf kal 
Sana ihtiyacım var 
Bana ihtiyacın olması için 

Bu yüzden oyalanmaya mecburuz 
Ölümcül damlayı içiyoruz 
Sonra kanayana dek sev 
Sonra parçalara ayrıl 


Love Will Tear Us Apart... [Evgeny Grinko]

Eğlenceli...


Sadece... [Kalben][Sofar İstanbul]

Yatak bos,
Oda bos,
Ev bos.
Duvarlara vuran isik
Yuzumde karanlik.
Yine mi sen ,
Bayram gunu gibi gelen?
Kacamadim,
Kulleri hala sicak.
Kalbimi durdurup kaybolan bir tuzak
Oluyor
Her sokak.

Hicbir sey istemedim,
Ne yatak ne oda
Ne de ev
Sen de birak her seyi
Sadece beni sev.

Dizlerinde dizlerim
Boynunda ellerim
Bogulur gibi yeniden
Her gece her gece
Dogalim mi sevgilim?

Azalirken azalirken
Kapilar ardinda
Kactigim zamanlar
Bosvermistim aslinda
Yikilirken kumdan kalelerim
Birer birer karsinda
Zirhi paslanmis bir kahramn gibiyim


Hicbir sey istemedim,
Ne yatak ne oda
Ne de...
Sen de birak her seyi
Sadece beni sev.


Dizlerinde dizlerim
Boynunda ellerim
Bogulur gibi yeniden
Her gece her gece
Dogalim mi sevgilim?



Aşk, Şifa Verici Bir İlkedir... [Dücane Cündioğlu]

İnsan dünyanın şu veya bu yerinde bulunduğu için değil, aksine o koca gövdesini bizzat bu dünyada buluverdiği için huzursuz, gergin ve sıkıntılıdır, başka deyişle, onca yol yürüdüğü halde bir türlü kendisini bulamadığı, kendisine ulaşamadığı, biteviye kendisini özlediği için. Dikkat etmeli, kimliğini, kişiliğini değil, “kendiliğini”, yani zâtını, özünü özlediği için. Kimlik ve kişilik sorunları ve çözümleri en çok geçim sıkıntısının (bedenin ve tin’in) tarihine aittir, can sıkıntısının (varoluşun) tarihine değil. Ne sistematik tıp, ne sistematik psikoloji, ne de sistematik din bu sorunları açıklayabilir, çünkü varoluş sızısı ne bedensel, ne tinsel bir hastalıktır, ne de bir inançsızlık belirtisi, aksine yaşamın ta kendisidir. Bu yüzden doğal, toplumsal ve dinsel gereksinimleri doyurmanın bu hasreti, bu sızıyı dindireceğini sananlar plasebo yanılsamalarıyla kendilerini kandıradursunlar, biz insanı, insanımızdan yoksunluğumuzu idrak etmek, onu ısrarla aramak, çözme ve çözümleme teknikle…

'Cinnet'... [Nurullah Genç]

Korkuyorum!.. Kainat çıldırıyor gözümde
İntikam bulutları gecemde, gündüzümde
Canlanıyor çeşmenin musluk taşı
Yoksulluk günlerinin doludizgin ayyaşı
Duyuyorum göğsümde bir yılan,ıslık çalan
Duyuyorum sesini,alçaldıkça alçalan
Cinleri görüyorum bin türlü, yüzleri al
En yanık havasını çalıyor şimdi kaval
Geçiyorum; binalar kudurmuş her tarafta
Geçiyorum; tarihim küflenmiş eski rafta
Çğniyor bedenimi cinnetin katsayısı
Katedralden bakıyor asrın kabadayısı
Ağlıyorum!.. Arkamda sefil, hummalı sitem
Ağlıyorum!.. Alnında sırra duvaklı hatem
Dünya,avuçlarımda aev rengi bir tahta
Şeytan halay çekiyor irin dolu bardakta
Ölüyorum!.. Her şeyi bırakmış, ölüyorum
Ölüyorum, tarihi aldatmış, ölüyorum