SOYKIRIM YALANI: Ermeni Soykırım Yalanı ve Tarihi Gerçek 5 (Anuş Gökçe)...


BENİM İNSANIMA SAYGI DUYMAYIP ANMAYANI BEN DE ANMAM!!! DEVLET'TE ANAMAZ!.. MİLLETVEKİLİ MİLLET'İN ONAYINI ALMADAN BÖYLE BİR AÇIKLAMA YAPAMAZ!..


Tehcir Karşısında Batının Tutumu
İstanbul’daki Alman Büyükelçi vekili Neurath, 26 Haziran 1915 tarihli raporunda, “Türk Hükümeti, Doğu Anadolu’daki Ermeni halkını yoğun oldukları eyaletlerde ihtilal çıkarmalarını engellemek için askeri sebeplerden dolayı sürgün etmiştir.” demektedir. Daha tehcir kararı açıklanır açıklanmaz Amerika ve Avrupa devletleri Osmanlı Devleti’ni suçlu ilan etmiştir. İtilaf devletlerinin böyle bir bildiriyi yayınlamalarındaki ana sebep, savaş dolayısıyla başlatılan propaganda faaliyetlerinin yanı sıra, o sırada düşmanları olan Osmanlı Devleti’nin içinde kendileri için son derece önemli addedilen önemli bir nüfusun etkisiz hale getirilmesidir. Amerika Devleti, savaşa girmeyi meşrulaştırmak için işte bu tehcir meselesini ele almıştır. O sırada İstanbul’da bulunan büyükelçi Morgenthau, ezilmekte ve yok edilmekte olan mazlum ve Hıristiyan bir millet olarak değerlendiği Ermenilerle ilgili gelişmeleri ve özellikle de nakil esnasındaki ölümleri son derece abartarak bir katliama dönüştürme çabasına girişmiştir.(12)
Ermenilere yaptığı iyilikten dolayı ödüllendirilen (!) ve Tiflis’te bir Ermeni kurşunuyla can veren Cemal Paşa, hatırat’ında, Ermeni tehcirinin uygulandığı tarihlerde IV. Ordu Kumandanlı olduğunu, Mezopotamya’ya sevk edilecek Ermenilerin her hangi bir açlığa maruz kalmaması için daha verimli olana Suriye ve Beyrut vilayetlerine yerleştirdiğini, kendi sorumluluk alanında bulunan bölgede kesinlikle her hangi bir saldırıya meydan verilmediğini, ordu ambarından zahire dağıttığını ve doktor göndererek hastalarını tedavi ettirdiğini ifade etmiştir. (13 )
Cemal Paşa, Ermenilerin yaptıkları taşkınlıklar ve Rus işgali sonucunda yerlerinden yurtlarından edilen Türk ve Kürtlerin de sefalette Ermenilerden geri kalmadığını, onların yanlarına hiçbir şey alamadan, evlerini barklarını terk ettiklerini yazmıştır. Cemal Paşa, tehcirde 1,5 milyon Ermeni’nin 600 bin kadarının yollarda hastalık ve açıktan öldüğünü, buna mukabil Ermeniler tarafından göçe mecbur edilen 1,5 milyon kadar Müslüman nüfusun yollarda öldüğünü ifade etmiştir. Cemal Paşa, Ermenilerin kaybı bütün Avrupa kamuoyuna duyurulurken Ermenilerden ve Ruslardan gördükleri zulümler karşısında Anadolu’nun daha sakin bölgelerine göç eden Müslümanların çektiği eziyet ve sıkıntılar ve can kaybı neden rapor edilmiyor ve dünya kamuoyuna bildirilmiyor diye Avrupa emperyalist devletlerini sorgulamıştır.(14.)
Osmanlı Devleti, bu tehcir kararındaki gayesini, 21 Ağustos 1331 tarihli Dahiliye Nezareti’nden vilayetlere gönderilen bir şifre’de şöyle belirtmektedir: “Ermenilerin bulundukları mahallerden ihraçlarıyla tayin olunan mıntıkalara sevklerinden hükümetçe güdülen gaye, hükümet aleyhine teşebbüsat ve fiiliyatta bulunmamaları ve bir Ermenistan Hükümeti teşkili hakkındaki milli emellerini takip edemeyecek bir hale getirilmelerini temin esasına matuf.” denilmektedir. (15)
Dahiliye Nezareti, tehcir esnasında Hama’da humma-yı dizanteri ve tifo salgını başladığından Oradaki Ermenilerin hususi mahallere sevkine dair 4 Teşrin-i evvel1331’de Suriye Valisine şifreli bir emir göndererek Ermenilerin hastalıktan kırılmasını önlemiştir. (16)
Kimsesiz kadınların ve çocukların, Ermeni bulunmayan kura ve kasabalara yerleştirilmesi, çocukların öksüzler yurduna ve darül eytamlara yerleştirilmesi, bunların kifayetsiz olduğu durumlarda iyi hal sahibi Müslümanların yanına verilmesi, kadınlara ve kimsesizlere muhacirin tahsisatından para verilmesine dair yine Dahiliye Nezareti, Adana, Erzurum, Halep, Edirne, Hüdavendigar, Sivas, Diyarbekir, Mamuratilaziz, Konya, Kastamonu ve Trabzon vilayetleriyle İzmit, Canik, Eskişehir, Karahisar-ı sahip, Maraş, Urfa, Kayseri ve Niğde mutasarrıflıklarıyla Kolordu kumandanlarına 17 Nisan 1332 tarihli şifreli emirler göndererek sahipsiz kalan Ermenileri de himaye etmiştir.
Dahiliye Nezareti, 20 Kanun-u Evvvel 1334’te Ermenilerin geri dönmeleri için kararname gönderiyor. 19 Şubat 1335’te bütün vilayetlere şifreli bir emir göndererek depolarda muhafaza edilen Ermenilere ait eşyaların sahiplerine iadesi; Ermeni yetimlerinin sahiplerine teslim edilmesine dair 20 Şubat’ta bütün vilayetlere ikinci bir emir gönderiyor.(17)
Fransız yazar Georges de Maleville, 1988 yılında yayımladığı “ 1915 Ermeni Trajedisi” adlı kitabında Enver Paşa’nın 2 Mayıs 1915’te Dahiliye Nazırı Talat Paşa gönderdiği mektubu şöyle yorumlamaktadır: “… Bu mektup son derece önemlidir. Biz Türklerin şimdiye kadar gündeme getirmediğine şaşıyoruz. Bu mektup açık bir samimiyetle şunları ifade etmektedir:
a)Bir kere düşmana karşı sempati beslendiğinden endişe edilen halkın yerlerini değiştirme fikri, Türkler tarafından ele alınmamış, Ruslar tarafından 20 Nisan 1915’te ele alınmıştır. Enver’e bu fikri veren Ruslar olmuştur. O da Rusların yaptıklarına karşılık (ki Türkler onlara isyan etmemişlerdi.) bu fikri düşünmüştür.
b)Enver Paşa’ya Ermeni toplumunu göç ettirme fikri, Van gölü etrafında toplanan Ermeni ayaklanmaları, ihtilal için bir ocak halinde bulunmalarından sonra gelmiştir.
c) Ayrıca Enver, mektubu yazdığı tarihte isyan etmiş Ermenilerle ilgili hiçbir karar almamış, Ermenileri askeri hatların önüne ya da geri bölgelere yerleştirme konusunda alternatif teklif etmiştir.
d) 2 Mayıs 1915’te Enver Paşa tarafından ön görülen tedbir sadece Doğu Anadolu’da isyan etmiş Ermenilerle ilgilidir. Bu belge açıkça göstermektedir ki Türkiye düşmanlarının ısrarla öne sürdükleri fikir asla olmamıştır.”(18)
Katliam Değil Nefsi Müdafaa
Sonuç olarak diyebiliriz ki yukarıda verdiğimiz belgeler ışığında Ermenilerin emperyalist Avrupa devletlerinin iddia ettiği gibi Osmanlı Devleti’nin Ermenilere katliam yapması asla mümkün değildir. Bu Türk milletine yapılmış büyük bir iftiradır. Nakil esnasında bazı düzensizlikler ve kayıplar olabilir. Bu savaş ortamının getirdiği bir durumdur. Tehcir kanunu, tamamen savaşa katılmamış Ermenileri korumaya yöneliktir. Ermeni komitacıları, kendilerinin neferleri azalmış ve katliamlarına başkalarını ortak edemediklerinden olsa gerektir ki bu kadar yaygarayı kopardılar ve koparıyorlar. Hiçbir devlet, hele hele Türk ve Müslüman ise, hiçbir kavmi durduk yere yerinden oynatmaz. Osmanlı Devleti, Tehcir kanunu ile meşru olan hakkını kullanmıştır. Ruslar acaba Kırım’dan Türkleri Sibirya’ya sürgün ettikleri zaman ceplerine cep harçlığı koydular mı? Fransızlar ve İngilizler, işgal ettikleri ülkelerin halkına ne kadar insanca devrandılar. Avrupa Devletleri, Amerika, Rusya öncelikle kendi tarihlerini sorgulamalı, ondan sonra Türk’e insanlık dersi vermeye kalkmalıdır. Bütün bunların sorgulanması Eğer bir devlet katliam yapacak olsa idi, bulundukları yerde yapardı.
Neden onların nakilleri için hazineden para harcasın ki? Geri dönmesine izin vermeyeceği bir toplum için, neden hanelerinin ve mallarının sayımını yaptırsın ki? Neden kendilerine silah doğrulmuş olan bir halkı korusun ki, onların dul ve yetimlerine maaş bağlasın, barınmalarını ve yiyecek içeceklerini temin etsin? Bunun tek bir sebebi vardır. Osmanlı bir Türk Devleti’dir ve Türkler katliam yapmamıştır, yapmaz ve yapmayacaktır. Çünkü Türkün hamuru, doğruluk, dürüstlük, adalet ve merhametle yoğrulmuştur. Ruslar ülkesindeki Türkleri bizim cephelerimize sürerek esas kendi tabiiyetindeki bir halkın katliamına sebep olduğu gibi, Ermenileri “Bağımsız Ermenistan” kurduracağız hayaliyle avutmuşlar ve onları silahlandırarak masum halkın kanını döktürmüşler; kendileri de seyirci kalmışlardır. Ruslar geriye çekildiği zaman Ermenileri gene yüz üstü bırakmışlar, yaptıkları katliamlar nedeniyle Müslüman halkın kendilerine saldıracağından korkan komitacılar soluğu Rusya’da almışlardır. Son kalan vatan toprağı da işgal edilmeye başlandığı zaman Türk Orduları, Doğu Anadolu’da Ermenilerle, Güney’de İngiliz ve Fransızlarla işbirliği yapan Ermenilerle savaşmak zorunda kaldı.
Ermeniler, Müslüman halkın evlerini tek tek belirleyerek evlerinden çıkarıp sokağa atmışlar, mallarını gasp etmişler, erkekleri, yaşlıları, savunmasız kadın ve çocukları acımasızca öldürmüşler, ırz ve namuslarını pespaye etmişlerdir. Urfa, Antep, Maraş’ta yok etmeye çalıştıkları halkın bakiyeleri halen mevcuttur ve nefretle yad edilmektedir?
Dipnot:
11) Sarınay, Yusuf. “ Ermeni Sorunu ve Türk Arşivi” ASAM Ermeni Araştırmaları. I. Türk Kongresi Bildirileri. C:I s. 230-231.ASAM yay.2003/ANK
12) Halaçoğlu, Ermeni Tehciri s. 43-44
13) Cemal Paşa. Hatırat. S.382 Yay. Haz. Dr Ahmet Zeki İzgöer. Nehir yay. 2006/İST
14) a.g.e.s.386v.d
15) Halaçoğlu, Sürgünden Soykırama. Belgeler. S.129
16) Halaçoğlu, Tehcir,s.136-137

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına