Kayıtlar

Ağustos, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Son Konuşma... [Charlie Chaplin - The Great Dictator (1940) ]

Resim
olması gereken siyaset... maalesef gerçek hayatta sadece 4.11 saniye yaşayabileceğimiz bir an!..








"Üzgünüm ama ben imparator olmak istemiyorum. Bu benim işim değil. Ne kimseyi 
idare etmek ne de ülkeleri fethetmek istiyorum. Elimden gelse, herkese, 
ister Yahudi, ister zenci, ister beyaz olsun tüm insanlara yardım etmek isterim.
Hepimiz karşımızdakine yardım etmek isteriz. Bütün insanlar böyledir. 
Karşımızdakinin mutluluğunu görmek isteriz, üzüntüsünü değil. 
Birbirimizden nefret etmek ve birbirimizi hor görmek istemeyiz. Bu 
dünyada herkese yetecek yer var. Ve toprak hepimizin ihtiyacını 
karşılayacak kadar bereketlidir.

Hayatın bize çizdiği yol özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir, ama biz bu 
yolu yitirdik. Hırs insanların ruhunu zehirledi, dünyayı bir nefret 
çemberine aldı, hepimizi kaz adımlarıyla sefaletin ve kanın içine 
sürükledi. Hızımızı arttırdık ama bunun tutsağı olduk. Bolluk getiren 
makineleşme bizi yoksul kıldı. Edindiğimiz bilgiler bizi alaycı yaptı; 
zekamızı ise katı ve …

Farklı Bakış Açısıyla İstanbul... 'Flatland'

Resim
* flatland: kısaca 2 Boyut



Fotoğraf sanatçısı Aydın Büyüktaş'ın Edwin A. Abbott'un "Düzlemler Ülkesi" kitabından esinlenerek hazırladığı İstanbul manzaraları. Sanatçı İstanbul'a bakış açınızı değiştirecek tarzda bir çalışma yapmış. droneların neler yapabileceğini bize göstermiş fotoğraf sanatçısıdır.
enfes bir teknikle, düzülke adlı geometrik bir sergi oluşturmuş. 
özellikle yeni cami'nin fotoğrafına hayran kaldım. Kaynak: aydinbuyuktas.com Sultanahmet - Kaynak: aydinbuyuktas.com http://www.sanatblog.com/…rik-istanbul-manzaralari/ http://www.aydinbuyuktas.com/ bu şarkıyla bakınca insanın başını döndürür, aklını alır.

Oyun Teorisi... ["Oyun oynarken ihtiyacımız olan aslında sadece biraz matematik biraz şizofreni."John Nash]

Resim
Etikili, derin ve direkt ya da somut olarak hayatımıza etkisi olmasa da bilinç altı için keyifli bir yazı...





















Geçtiğimiz Mayıs ayında trafik kazasında kaybettiğimiz, Akıl Oyunları (Beautiful Minds) sayesinde
bilindiğini tahmin ettiğim bir matematikçiden ve ne yapmış olduğundan biraz bahsedeceğim bu yazıda; John (Forbes) Nash. Çağımızın Nobel ödüllü bir bilimadamı olarak benim gibi birçok öğrenciye ilham kaynağı olduğu gibi, yaşadığı hayatla herkese ilham olabilecek bir şizofreni hastasıdır John Nash. Princeton Üniversitesi’ndeyken “Oyun Teorisi” üzerine yazdığı doktora tezi ve sonraki çalışmalarından dolayı 1994’de Nobel alır. Söylemeden geçemeyeceğim, sanılanın aksine Nobel Matematik ödülü diye bir şey yoktur, John Nash de Nobel Ekonomi ödülünü almıştır. Ayrıca, lineer olmayan kısmi diferansiyal denklemler üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı bu yıl aldığı Abel Prize (ve bir önceki yazıda bahsettiğim Fields madalyası) matematikçilerin Nobel’i olarak biliniyor. 30 yaşında şizofreni bel…

'ekşişeyler'den Tarihteki Muazzam Ayarlar...

Resim
Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en iyi ayarlarından bazılarını Sözlük yazarları sıralamışlar. 11 eylül saldırısını müteakiben müslüman kelimesine kin bilenirken muhabirin biri muhammed ali'ye; - teröristlerle aynı dine mensup olmaktan dolayı ne hissediyorsunuz? diye bir soru yumurtlar.
- siz hitler'le aynı dine mensup olmaktan ne hissediyorsunuz? cevabı ile omleti eline alır. mahir cayan'in hapishaneden tunel kazip kactiklarinda cikan topragi ne yaptiklarinin sorulmasi uzerine soyledigi 'topraksiz koyluye dagittik' cumlesi sanirim bu kategoriyi fazlasiyla hak ediyor. turkiye'de sun microsystems'in urunlerine servis destegi veren birkac sirket vardir. bunlardan en ba$at olanlari kocsistem ve gantek'tir. sun microsystems'in kendisinin bile pazardaki payi cok dusuktur. muhtemelen, servis gelirlerinin belirli bir boyuta ulastigini goren ve artik paylasmak istemeyen sun microsystems, en buyuk pastayi alan kocsistem'in …

'Nerden Bileceksiniz'... [Orhan Gencebay]

Resim
Yüreğine sağlık...


Ufka uzanan yolu sana gelen yol sanıp,
Kendime güldüğümü nerden bileceksin,
Dün buzdan bir dağ iken hayaline aldanıp,
Birden çözüldüğümü nerden bileceksin.

Yılların arkasında biçare kaldığımı,
Felekten neşe diye dertleri çaldığımı,
Şu koskoca alemden yalnızlık aldığımı,
Nihayet öldüğümü nerden bileceksin,

Ne bir başkası girdi şu gönülden içeri,
Ne bir yabancı çıktı gönül kapısından,
Allah bir hakkı için ilk sevdiğim sen oldun,
Bana derman bulunmaz senden başkasından,

Yılların arkasında biçare kaldığımı,
Felekten neşe diye dertleri çaldığımı,
Şu koskoca alemde yalnızmı kaldığımı,
Nihayet öldüğümü nerden bileceksin...


Kenar Mahallenin Cam Kenarında Dünyayı Deli Aklına Takan Sıdıka’dan 'Akıl Oyunları'...

Resim
;) bizden biri... 



















Gir içeri, kır dizini, dön önüne kız Sıdıkaaa; annen görür, baban duyar, dayak yersin kız Sıdıkaaa… Sıdıka, Atilla Atalay’ın hayali karakteri “Sıdıka” üzerine çekilmiş bir dizi. Ve ilk olarak 1997 yılında Show TV ekranlarında gördük onu. İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde yaşayan Saka ailesinin maceraları, gülmekten kırıp geçiriyordu bizi her bölümde. Normal bir ev kızı gibi görünmesine rağmen, her konuda söyleyecek bir sözü olan Sıdıka’nın içinde bambaşka bir dünya barındırdığını izlerken fark etmemek imkansızdı. Sıdıka sürekli evde otururdu ve tek dinleyicisi annesiydi. Yaptığı tek şey penceresinden dışarıyı izlemekti. Ve her bölüm, onun günlüğüne yazdığı cümlelerle biterdi. Özellikle annesiyle olan replikleri bölümün sonuna kadar insanı gülmekten öldürse de, finalde Sıdıka’nın günlüğündeki cümleler insanın içine işlerdi. Ve Hasibe Eren, o dönem bizim için adeta Sıdıka’yla özdeşleşmişti. Sizi bilmiyoruz ama Sıdıka deyince; sadece ‘vay çok güldük, ne de güze…