Okurken Kendinizi Esir Alınmış Bir Asker Gibi Hissedeceğiniz Gerilim Dolu Bir Sorguya Direnme Yazısı... [EkşiŞeyler]


Uzun ama etkili...
Ekşi Sözlük'ün rütbeli askerlerinden ''anglachelm'', sorgu odasında yaşananları ve neler yapılması gerektiğini detaylı bir şekilde anlatmış.
sorguya direnme; çatışma bölgesine yakın konumlanmış düşman eline geçmesi mümkün ve hassas bilgiler taşıyan her askeri personelin kendini mental olarak hazırlaması gereken bir durumdur. çok sevimsiz bir konudur, çok yıpratıcıdır ancak doğru kullanılan sorguya direnme teknikleri hayatlar kurtarır.

bizim de taraf olduğumuz cenevre sözleşmesi esir alınan bir askere esir alanların hukuki olarak tanımlanmış yalnız dört soru sorabileceğini yazar.

isim
rütbe
sicil no
doğum tarihi
bunlar esir olduğunuzda teoride "eğer" sorulursa cevaplayabileceğiniz sorulardır. yani bunlar harici esir bir asker başka bir soruyu cevaplamaya zorlanamaz. ancak pratikte esir alındığınız zaman düşmanın sizden edinebileceği bilgiler kendisi için aşırı önemli olduğu için her zaman başka sorular da gelecektir. bunlardan bazıları çok arkadaşça, bazıları çok sert şekilde sorulabilir. o soruların da cevaplarını bildiğinize dair en ufak bir emare belirirse sorgu ağırlaşacak, büyük ihtimalle işkenceye başvurulacak ve çok daha ağır bir psikolojik baskı altına gireceksiniz. sorgu teknikleri ve karşı sorgu / sorguya direnme bir sanattır. kendinizi öldürtmeden bilgi vermemeyi, akıl sağlığınızı korumayı ve tutarlı olmayı nasıl deneyebiliriz bir bakalım.

öncelikle artık yakalandığınızı, ani bir mucize olup eski güzel hayatınıza evinize ailenize hemen dönemeyeceğinizi kabullenin.

elbette ki döneceksiniz, ancak önce önünüzde katlanmanız gereken bir ağır sorgu ve işkence zinciri var. öncelikli amacınız bundan sağlam çıkmak. bunun bir süreç olduğu hep aklınızın köşesinde olmalı. size ne yaparlarsa yapsınlar bu bir süreç. bu geçecek ancak zor olacak.

sorgucuların ilk yapması gereken geleneksel başlangıç sizi zaman ve mekan duygusundan soyutlamak olacaktır.

kafanıza geçen kara bir torba, bir iki gün çok yorgun tutulup hücrenizde ışıkların seslerin birden açılarak gün içinde defalarca uyandırılmalar, ışıksız ve penceresiz bir yerde çok uzun süreler yalnız kalma sizi bu iki çok önemli duygudan soyutlar. yalnızken zaman çok yavaş aktığından bir süre sonra zamanı yanlış algılamaya başlarsınız. bu da size hücrede haftalar aylar boyu kaldığınız gibi yanlış bir imaj verebilir. aslında bir hafta kalmışsanız bunu üç hafta - 1 ay gibi algılayabilirsiniz. bu da sizi mental olarak zayıflatır. düşmanın sorguda asıl hedefi de odur zaten. akıl sağlığınızı dürterek aslında vermemeye şartlandığınız bilgilere olan hakimiyetinizi yumuşatmaya çalışırlar. nitekim ne yaparsanız yapın zamanın ölçüsünü kaçıracaksınız. bu işkence öncesi durumla karşılaşırsanız kendinizi bir şekilde meşgul etmeniz gerekecek. şarkılarda kaç hece olduğunu sayarak, aklınızdan kafiyeler uydurarak, duvardaki karolarda hayali satranç taşlarını hareket ettirerek işkencenizi hafifletebilirsiniz. evinizi eşinizi çocuğunuzu köyünüzü düşünmeniz şu aşamada sizi sadece zayıflatacak. aklınızdan güzel şeyleri çıkarmak ve gelecek işkenceye odaklanmak zorundasınız.

öncelikle klasik bir spot ışığı altında olacaksınız.

bunun nedeni sorgucuların kim olduğunu görmemeniz. eğer görürseniz onları yüzleriyle birlikte kişileştirirsiniz. sorgucularınız kişilik kazanırsa onlara olan direnciniz de artacağı için bunun olmasını istemezler. onların sağlamaya çalıştığı ortam bir kurtlar sürüsünün etrafında tek bir kuzu olduğunuzu hissetmenizdir. neredeler zar zor görürsünüz ama sesleri etraftadır. bu da direkt bir güvensizlik duygusuna sebebiyet verir. sizin yapmanız gereken şey eğer yapabiliyorsanız sorgucularınızı yönleriyle ve sesleriyle kişileştirmeye çalışmak.

istatistiklere göre düşman bilgi edinmek istediği esire genellikle iyi davranarak işe başlar.

bir isteğinizin olup olmadığı, ya da su içmek isteyip içmediğiniz gibi basit sorular sorulur. burada asıl tuzak size soru soruluyor olmasıdır. su içmek isteyip istemediğinizin bir önemi yok. sorgucularınıza ise evet istiyorum dediğiniz anda sizi kırmak üzere olduklarını hemen farkederler. yukarıda da dediğim gibi düşmana bu dört sorunun cevabından bir fazlasını vermiş olursunuz. zorlarlarsa iki fazlasını da verecek olduğunuzu farkederler. cevap vermeyeceksiniz. göz teması kurmayacaksınız. küfretmeyeceksiniz, celallenmeyeceksiniz, ayağa kalkmayacaksınız. mesela ananıza küfredildiğinde göstereceğiniz aşırı tepkiler bakışlar dudak ısırmalar o noktada zayıf olduğunuza işaret olduğundan sizi sorgulayanlar neyin sizi acıttığını hemen öğrenirler.
sorguya direnmede asıl mühim kısım "gri adam" denen istihbarat şablonunu oynayabilmektir. pısırık olmayan, agresif olmayan, tepki vermeyen, kendini korumaya çalışan ancak bunun uğruna da konuşmayan bir düz adam olacaksınız.
yakalandığınızda üstünüzdeki (yokedemediğiniz) yazılı doküman, elektronik ekipman silah ve mühimmat sorgucuların sizin gerçekte ne gibi bilgilere sahip olabileceğinizi ya da ne kadar önemli biri olduğunuzu saptamada kilit rol oynayabilir. bunlar sorgu odasında karşınıza getirilip yüzleştirilir. beden diliniz, hızlı soluk alıp vermeniz, gözlerinizin özellikle bir eşya üzerinde dolaşması sorgucuların aradığı şeylerdir. üstünüzden çıkan eşyalara karşı "blank" olmanız, poker suratlı olmanız gerekiyor. eğer silahınız atıyorum tsk standardı bir tüfek değil de jandarma özel harekatın kullandığı tipte bir şeyse mesela birliğinizle hemen bir bağ kurulmaya çalışılır. silaha bakarken renk vermemek, kafada aslında silahı söküp takarken kendini hayal etmek faydalıdır.

bu poker suratlı taş duvarı oynamak sonsuza kadar süremez.

bu noktadan sonra yalnız olarak esir düşmüşseniz asimetrik sorgulama aşamasına geçilir. bu süreç psikolojik olarak bir miktar daha ağırdır. sizin gerçeğe tutunduğunuz bağların zayıflatılmasına yönelik bir işlemdir. asimetrik sorguda sorgu odasına girer ve bazı soruları cevaplamaya zorlanırsınız. genellikle bunlar birliğinizin yeri, mevcudu, moral durumu, ikmal vaziyeti, kimin komutasında olduğu gibi çok önemli bilgilerdir. cevap vermeye zorlansanız da düşman bu esnada bir cevap falan beklememektedir. gri adamı oynamaya devam etmek zorundasınız. göz teması kurmayan, beden diline başvurmayan, soruların önemine göre gözleri büyümeyen, mimiklerden kaçınan, agresifleşmeyen, ayağa kalkmayan biri olmaya devam edeceksiniz. geri kalan herşey zayıflık addedilir ancak bu sorguyu yapanlar da zaten bu işin erbabı olmadığından sizi mental olarak limitinize kadar zorlayamazlar.

sorulara cevap vermediğiniz gibi hemen başka bir odaya alınarak burada işkence alemine ucundan giriş yaparsınız.

ilk başınıza gelecek şeylerden biri stres pozisyonu sürecidir. bu dünyanın her yerinde uygulamada olan ama kanunda işkence olarak tanımlanmamış bir eziyettir. bunlar çok basit ama etkililerdir. bir duvara bir adım uzaklığında yüzünüz dönük olarak bakarsınız. ayaklarınızı omuz hizasında açmanızı ve el ayalarınızı duvara dayamanızı söylerler. yaptığınızda farkedersiniz ki aradaki bir adım mesafe yüzünden vücudunuz 60-70 derecelik bir açıyla duvara dayanır. çok da rahatsız bir pozisyondur. normalde çok kullanmadığınız kas gruplarına aşırı bir yük bindirmektedir. ilk dakikalarda titremeye ve doğrulmaya düzelmeye çalışırsınız ancak pozisyonu bozduğunuz her seferinde size arkadan copla tekmeyle saldıran biri olacaktır. bir saat stres pozisyonunda bekleyen bir esir acıdan kıvranır. vietnamdaki esir amerikalı pilotlar arasında günler boyu bu pozisyona zorlananlar vardır.
bir başka pozisyon da yerde dizlerinizin üstünde otururken kelepçeli olan ellerinizi başınızın üzerinde kafanıza veya ensenize değmeyecek şekilde havada tutmaya zorlanmaktır. o da çok acılı bir yöntemdir. taş gibi tricepsleriniz varsa 1 saat içinde jöle gibi olursunuz.
stres pozisyonunlarının uygulamaya konması sizden intikam almak, size sadistik bir amaçla acı çektirmek değildir. bundan daha fazlasıdır. bu sizi yumuşatmaya, vermenizi istedikleri bilgiye daha zayıf tutunmanıza yol açacak bir ara süreçtir. hücrenizde yatarken strateji geliştirebilirsiniz, bir hikaye tasarlayabilirsiniz, kendinizi şartlayabilirsiniz. ama stres pozisyonunda sadece fiziksel acı ve sefalet vardır. acı çekerken plan yapmak zordur. hikayenizi kafanızda konsolide etmeniz zordur. işte sizi bu şekilde yumuşatmaya, toparlanmanıza fırsat vermemeye çalışacaklardır.
stres pozisyonundan hemen kaldırıp sorgu odasına tekrar alınır ve aynı sorularla karşılaşırsınız. sonra birden sorgu yumuşayıverir. su isteyip istemediğiniz tekrar sorulur. tek istedikleri bir "evet" tir. o eveti bir kez derseniz ardından konuşmadığınız müddetçe göreceğiniz işkence kümülatif artacaktır çünkü sizden 1 saatlik rahatsız bir ayakta duruşla bir şeyler alınabildiğinin farkına varırlar. dört saat sonra neler verebileceğinizle ilgilenmeye başlarlar. eninde sonunda verirsiniz.
hiçbir şey söylemeyip tekrar sertçe hücreye götürülür tekrar stres pozisyonuna geçirilirsiniz. burada ışık ve ses işkencesi başlar. çok yüksek desibellerde müzik ve cayırtı bağırtı tarzı sesler hoparlörlerden asimetrik aralıklarla verilir. siz duvara dayanmış acınıza katlanmaya çalışırken birden kopan bu sesler sizi korkutur. kaslarınızı daha da yorar. dahası bunun ne zaman geleceğini tekrar edeceğini bilmediğiniz için sürekli bir alarm durumunda bulunmaya kendinizi zorlarsınız. bu da aşırı yorucu bir şeydir. düşmanınızın da sizden istediği şey budur. stres pozisyonunda içinizden ilk kız arkadaşınızla beraber dinlediğiniz bir şarkıyı söyleyebilirsiniz. ben eğitimde denedim gayet işe yarıyordu. çok kalantor istihbaratçılar ise stres pozisyonlarında sessizce uyuyabilirler. buna direnilebilir.

stres pozisyonundan sorgu odasına dövülerek, üstünüze bir kova su boca edilerek götürülürsünüz.

bu da sizi çok rahatsız bir şekilde mutlu eden bir şeydir. biraz mola vermiş gibi hissetseniz de amaçlanan da zaten budur. sorgu odasını sevmeye başlarsanız orada bir dakika daha uzun oturabilmek için düşmana vermemeniz gereken bir bilgiyi ya da başka bir şeyi vermeye bir adım daha yaklaşırsınız. sorgu odasında sizin büyük acılar çektiğinizi bilirler ve eve gitmek istediğinizi düşünürler. "tugay komutanınız hangi binada kalıyor" , "istihbarat şefinizin adı ne" gibi sorulardan sonra daha müşfik daha canayakın biri sizin zaten önemsiz biri olduğunuzu, size acıdıklarını, boşuna acı çektiğinizi söyleyip bilgi vermenizi ve karşılığında özgür olacağınızı söylerler. ele geçen esir er erbaş genellikle henüz kırılmadıysa bu noktada kırılır. aslında özgür olmayacaklardır ancak işin daha başında kimseyi çok uğraştırmadan herşeyi dökerek çapraz sorgudaki diğer silah arkadaşlarını tehlikeye atarlar. siz dayanmak zorundasınız. daha bu işin başı. tek odaklanmanız gereken şey bir sonraki işkence seansı. konuşmadığınız sürece size verilen suyu içebilirsiniz. yaralarınızı çok acıyormuş gibi ovalayabilirsiniz. ama aslında o esnada gelecek seans için güç topluyor, dinleniyor olacaksınız.

bu aşamada rütbeniz ve öneminize göre hala da kırılmadığınız için düşman istihbaratının gerçek profesyonel sorgucularıyla karşılaşabilirsiniz.

eğer hücrenizden apar topar alınıp araçla bir yere sevkedildiyseniz, yahut sorgucunuzun sesi değişip başka bir adam olduysa artık bir istihbarat örgütü tarafından sorgulandığınızı düşünmeye başlayabilirsiniz. bunlar cidden sert adamlardır. uzun süren meslek yaşamlarında bazı insani duygulardan arınmışlardır. sakin hatta arkadaş canlısı olmak gibi bir ünleri vardır. hayatları insan konuşturarak geçmiştir ve uğraşmayı en sevdikleri şey de kırılmayan sizin gibi çetin cevizleri kırmaktır.
profesyonel sorgucular ilk olarak çevreye odaklanır. sorgu odasında herşeyin olabildiği kadar basit olmasına, bir masa iki sandalye ve beyaz duvarlar hariç sorgulanan esirin dikkatini çekecek başka hiç bir şeyin olmamasına özen gösterirler. sorgucu iyi bilir ki bir insanı fiziksel olarak domine etmek onun zihnini açmaz. sorgucu insanların zihnine hükmeder. ispanyol engizisyonundan bu yana çok geçerli yöntemleri vardır. bunun da üzerine zihiniz üzerinde direkt etkisi olan barbitürat türevleri olan sodyum amital, amobarbital ve sodyum pentotal gibi inanılmaz kimyasalları çantalarında taşırlar. sorguya o ana kadarki direnişiniz gayet easy modda bir ısınma turuydu. üstelik sizi önceki sorguda ön yıkama gibi biraz yumuşattılar. ama asıl oyun şimdi başlıyor. ilk bölümü geçtiniz ve artık korkunç bir zekadaki düşmana karşı elimizdeki her şeyi kullanarak direnmek zorundasınız. gerçek sorguya direnme bu adamlara karşı gelişmiştir.
bu aşamanın en büyük farkı sorgucunun kişiliğidir. profesyonel sorgucu çok dominant bir karekterdir. size ufak emirler vererek bir şeyler yapmanızı ister. kafanızdaki örtüyü çıkarmanız, kendisine vermeniz, yere düşürdüyseniz yerden almanız gibi şeylere takıntılıdırlar. bu sırada göz temasını kaybetmeniz ve yere bakmanızdan da had safhada rahatsız olurlar. onlar için göz zihnin penceresidir ve ele geçirmeye, hükmetmeye çalıştıkları şey de zaten zihninizdir. bu yüzden bir sorgudan alnınızın akıyla çıkıp düşmana bilgi vermemek için edinmeniz gereken en büyük disiplin göz hareketlerinizdir. sorguda zaten hiçbir şey söylemiyorsunuz ancak arsene lupin ya da littlefinger gibi bir profesyonel yalancı bir adam değilseniz gözleriniz sizi eninde sonunda sessizliğinizde de ele verecektir. göz teması kurarken size kesin emin olduğu sorularla başlarlar. adınız ve doğum tarihiniz gibi. sorgu sürdükçe sordukları ve yanıt alamadıkları sorularda teyit sırasına göre listelenmiş raporlar olacaktır. birliğinizin durumu , konumu, hedefi, ağır silah sayısı gibi taktik önemde bilgiler sanki sorgucu başka bir kaynaktan bu bilgileri edinmiş de sizle alay ediyormuş gibi size söylenir. "falanca tarihte birliğinizle şuradan geçtiniz sizi izliyorduk" tarzı yorumlar gelir. mesela ordunuz atıyorum moskova'ya yürüyorsa ve tula'da esir olmuşsanız, ruslar sizi smolensk'den geçerken görmüşlerdir. batıdan moskova'ya giden herkes gibi %90 oradan geçtiğiniz için bu bilgiyi düşman istihbaratının gücü gibi algılamaya başlarsınız. üstelik bu tip bilgiler sizden çıkmamışsa direnciniz kırılabilir. göz bebekleriniz büyüyebilir, gözlerinizi kaçırabilirsiniz. bir kez yakalanmışlığa ne tepki verdiğinizi anladığında profesyonel sorgucu artık hep o tepkiyi alma üzerine sorular sorar.

insan yüzünde göz reflekslerinin toplandığı altı nokta vardır.

bunlar gözlerin işaret ettiği noktaya göre sağ üst - sol üst - sağ - sol - sağ alt - sol alt olarak genellenir. sağ üst mesela insanların genel olarak geçmişte bir olayı hatırlamaya çalışırken gözlerinin istemsizce baktığı yerdir. sorgucunuz siz hiç bir şey söylemiyorken dahi sorduğunuz sorulardan mimiklerinize bakarak sizin geçmişte sorusuyla ilgili olarak orada bulunduğunuza dair emareler alır. eğer tutacağından emin olunmayan yalan söyleniyorsa gözler genellikle sol üste doğru anlık hareket eder. eğer soru sizi can evinizden vurmuş ve bir acı noktası yakalamışsa gözleriniz istemsizce sola ya da sağ aşağıya doğru istemsizce hareket eder ve orjinal noktalarına dönerler. göz refleksleri ve bu yüzden göz disiplininiz sorguda hayati bir önem taşır.size sorulan ve yanıtlamadığınız her soru sonrası profesyonel sorgucunun listede bir şeylere tik atması bu yüzdendir. siz hiç bir şey söylemediğinizi ve kırılmadığınızı düşünürken aslında hayati bilgileri düşmana anlatıyor bir hale düşebilirsiniz. o yüzden kendinizi bu tip bir duruma düşmeden çok sert bir şekilde göz eğitimine almak zorundasınız. birinin gözlerine bakarak ve gözlerinizi kaçırmadan birliğinizle ilgili sorulan sorulara cevap verme eğitimleri yapabilirsiniz. çok zorda kalırsanız sorgucunun göz rengini, iris tabakasını incelerken kafanızı dağıtabilirsiniz.
profesyonel istihbarat sorgucusunun kontrolü sizin kıramayacağınız bir şeydir. verdiği en ufak emre bile direnmeniz bütün herşeyin bırakılarak ona kanalize olacağı anlamına gelir. mesela "üstündekileri çıkar" der. gri adamlık şablonu size agresif olmayı yasaklar. direnmez çıkarırsınız. "getir bana ver" der. gri adamlık şablonu pısırık olmayı da yasaklar. direnir vermez yere atarsınız. hemen yanınıza gelerek o tshirtü yerden almanızı söyler. alırsınız. gözünün içine bakıp tshirtü kendisine vermenizi ister. "masaya da koysan yere de atsan o tshirtü zaten alacağım o yüzden bana ver" der. verirsiniz. siz bu dominant kontrole dengeli bir şekilde direnip gri adamı oynayarak zaman kazanıyorsunuz. kendisi de kontrolünü konsolide ediyor. bu aslında herkesin kendi rolünü oynaması gereken bir oyun. çok pısırık olursanız sizi insanlıktan çıkartacak her şeyi yaparlar. kendinizi bot yalarken bulursunuz. eğer direnci artırır agresifleşir ve tshirtü alıp sorgucunun yüzüne çarparsanız baskının size artık çok geldiğini, patlama noktasına eriştiğinizi görüp memnun olurlar. esarette düşman subayına saldırdığınız için de hemen kolunuzu kırarlar. sorguya o şekilde daha sefil devam edersiniz. gri adamdan vazgeçmeyin.

üstünüzden çıkan eşyalar istihbarat sorgusunda sizle farklı bir şekilde oynanmasına sebep olur.

sizi konuşturamayacağını anlayan sorgucu akıl oyunlarına geçer. elinize çantanızdan çıkan bir eşyayı vererek "eğer eşya sizinse kendisine vermenizi, eğer sizin değilse tutmaya devam etmenizi" emreder. daha öncesinde kendisine tshirtü vermişsinizdir. tekrar verebilecek olduğunuzu bilir. şimdi direnmek bu iki şıktan birini seçmek olacaktır. ne yaparsanız yapın bir cevap vermiş olacak ve oyunu kaybedeceksiniz. bu tip oyunlarla yanlış bilgi vermeye çalışmak çok büyük oranda ters teper. sorgucunuz çok zeki bir insan ve siz günlerdir haftalardır stres pozisyonlarında cop yiyerek yumuşamış bir haldesiniz. o yüzden o oyunu onun kurallarıyla oynayamazsınız. eşyayı yavaşça yere bırakın. sizden tekrar almanızı isteyecek. biraz bekleyerek alın. tekrar kendisine verin. tekrar yere atın. kendi kurallarınızı işletmeniz sorgudaki kişilik gücünüze vurgu yapar.
çoğu zaman klasik iyi polis kötü polis numarasıyla çift sorgucu sorguyu yürütür. kitaptaki en eski taktiklerden biridir ancak insan zihni öyle garip bir şeydir ki reel bir tehditin yanında tehdit olmadığını "hissettiği" (düşündüğü değil) kişiye karşı hemen bir güven beslemeye başlar. farkında olmadan iyi polise öten çok vardır.
eğer kadınlardan çekindiğinizi farkederlerse sorgucu bir kadın olabilir. yaralarınızı şefkatle saran, yumuşak konuşan, gömleğinin iki düğmesi açık bir kadına karşı göz disiplinini korumak o şartlarda kolay değildir. buna yıkılıp giden de çok vardır.
sorgu sizi çok bunaltırsa o şartlarda kullanacağınız bir takım silahlarınız da yok değildir. bayılmak bunlardan biridir. sorgu masasından kaykılıp yere düşerseniz ne yapıyor ne söylüyor olursanız olun sorgu kesilir. hemen ayıltılıp sorguya devam edeceksiniz ama bu işler öyle hemen olmuyor. buz gibi sular kafanızın üstüne boca edilirken tepkilerinizi kontrol altına almanız için değerli bir kaç dakikanız olacak. iyi değerlendirin.

tabii bütün bunlar sizin tek yakalanan esir olduğunuz gibi basit bir durumla alakalıydı.

eğer birliğiniz birkaç subay astsb esir vermişse, düşman hatlarının gerisinde yakalanmışsanız sorgu odasında hakimiyetinizi korumanız ekstra zorlaşacaktır. istihbarat sorgucuları esirleri birbirlerine karşı kullanmanın kitabını yazmışlardır. silah arkadaşınızı size yemek yerken çay içerken gösterirler ve sizi de kendisi gibi işbirliğine zorlarlar. aslında silah arkadaşınız da bir şey söylememiştir ve işbirliği içinde değildir ama böyle düşünmek zorunda kalırsınız. daha da ileri seviyelerde sizin vermediğiniz her cevapta silah arkadaşınız işkenceye uğrar ve bu sizin işkenceye uğramanızdan yüzlerce kat daha ağır bir psikolojik baskıdır. burada kendinizi şartlamanız gereken vermemek zorunda olduğunuz bilgilerin aslında yüzlerce başka hayatı, ülkenin geleceğini kurtarıyor olduğu gerçeği. arkadaşınızı kurtarmak için binlerce başka vatandaşınızın geleceğini tehlikeye atamazsınız. çok zor ama katlanmak zorundasınız.
şimdiye kadarki sakin domine edici taktikler işe yaramadığında istihbarat sorgucunuz şiddete hızlı bir dönüş yapabilir. bu kendinizi şartlamış da olsanız insanı korkutan bir şeydir. sakin sakin konuşan bir insanın içinden bir anda şeytan çıkması karşısında tereddüt etmeniz normal ama eninde sonunda zaten olacak bir şey vukua geldiği için çok da şey yapmamak lazım. bırakın bağırsın çağırsın ve sizi dövsün. siz dayak yerken o sırada ne bileyim muharrem ertaş kalktı göç eyledi avşar elleri türküsünü geçirin. çığlık çığlığa bağıran bu iki adamın arasındaki ses benzerliği size komik gelip zihninizin kontrolünü ele almanıza yardımcı olur. ama kopar gülerseniz feci dayak yersiniz. dışarıda gri adamı oynamaya devam edeceksiniz.

bu aşamadan sonra işkenceye geçilir.

işkenceye dayanma gibi bir yazı yazacak değilim. her insanın acıya dayanma eşiği farklıdır, bu işin bir planı olmaz. ancak aklınızda tutmanız gereken ve hiç çıkarmamanız gereken şey acının tek başına sizi öldürmeyeceğidir. acı vücüdunuzun beyne sürekli olarak gönderdiği "hop abi buraya bir baksana" sinyalidir. vücudun o bölgesinde durum ne kadar acilse sinyal o kadar güçlüdür. acı göz ardı edilebilir. acının üstesinden gelinebilir. acıdan korkmamayı bir kez öğrendiğinizde ise farklı bir insan olursunuz. o yüzden işkence altında farklı yöntemlerle hayatta kalmaya çalışmak gerekiyor.
bu adamların size en ufak bir merhamet duymaması bir yana, ne kadar ileri gideceklerini kestiremediğinizden bu aşama ölüme en yakın olduğunuz anlardan biridir. esaret altındaki göreviniz de öncelikle hayatta kalmak olduğundan o sorgudan canlı olarak çıkmak zorundasınız. sorgunun ve işkencenin en başından beri size sorulan sorulardan düşmanın aslında ne öğrenmeye çalıştığıyla ilgili belli bir fikrinizin oluşmuş olması gerekiyor. sizi o ana kadar kıramadıkları için düşmana yanlış bilgiyi vermek için kafanızda yanlış ancak tutarlı bilgiyi evirip çevirip düşmana geri satmak için fırsat kollamanız gerekiyor. bunu stres pozisyonlarında, açlık ve susuzlukla ve işkenceyle boğuşurken hücrede yapmanız zor ama imkansız değil. yakalandıktan sonra epey zaman geçtiği için sizden ilk anlarda öğrenseler çok büyük etkisi olacak bilgilerin de mahiyeti epey değişti. aslında sorgucular da sizden kurtulmak istiyorlar ancak asıl istedikleri şey zihninizi kırıp öyle kurtulmanız. bu yüzden düşmana yanlış bilgiyi ustalıkla plant etmeniz gerekiyor.
mesela görev yeriniz grid a88-21 mi. düşmana bunun 50-75 km doğusunda olduğunu söyleyin. harekatta yanlışlık olduğunu, gece kaybolduğunuzu, hatları kaybettiğinizi, bilmediğinizi, umursamadığınızı söyleyin. asla özel kuvvetler değilsiniz. asla sabotajla alakanız yok ve asla suikaste gelmediniz (en çok tepki çeken üçlü). bu hiçbir askeri mahiyeti kalmamış bilgiyi çok yorgun argın ve üzgün verdikten sonra sanki çok büyük bir günah işlemiş de bedelini istiyormuş gibi yiyecek su ve sigara gibi şeyler isteyin. mimiklerinizi kontrol ederek hayal kırıklığı ve bıkkınlık emareleri gösterin. düşmana çok önemli bilgileri vermiş de vicdan azabından ölüyor gibi davranın. bundan sonra sorulan her soruya "işte ne istiyorsanız söyledim daha ne yapayım" minvalinde bir savunma geliştirin ve gayri hiç bir şey eklemeyin.
eğer inandırdıysanız bir süre sonra başka bir yere nakledileceksiniz ve her subayın değişmez görevi olan esaretten kaçış planlaması başlayacak. eğer inanmadılarsa size kimyasallar enjekte edecekler ve aynı soruları tekrar soracaklar. işte buna direnç çok çok çok zor bir şeydir.

sorgu kimyasalları sodyum amital, thiopental ve pentotal korkunç şeylerdir.

etki etmesi yarım dakika kadar alır ve sizi hemen çok konuşkan, herşeye gülen, şakacı, sempatik biri haline getirir. bu kimyasalların en önemli özelliği de doğruyu söylemek için içinizde karşı konulamaz bir dürtü yaratıyor olmasıdır. bu ilaca karşı zihninize hükmedemezsiniz. ancak kendinizi eğitebilirsiniz. hücrenizde olayların düşmana aksedeceği yanlış bilgilerin üzerine çok odaklanarak aslında bunların gerçek olduğuna kendinizi bir şekilde inandırır ve sodyum pentotali o şekilde alırsanız ilaç etkisi altında söylediğiniz her şeye kayıtsız şartsız inanırlar. dolayısıyla ilaç sizi bir medyum haline getirip bilemeyeceğiniz şeyleri söylemenizi sağlamıyor. aklınızda doğru bildiğiniz ne varsa söylemenizi, ortaya dökmenizi sağlıyor. ilaç size verilmeden aklınızdaki doğruların üzerinde odaklanarak ilacı sorgucuların zayıflığı haline getirebilirsiniz. mesela cephedeki tank sayınız 300 ise, cephedeki tank sayınızın 600 olduğuna kendinizi inandırabilir (zor ama imkansız değil) ve yalan ifadeyle düşmanda panik yaratabilirsiniz ancak dediğim gibi bu çok zor, kalantor istihbaratçıların meditasyonla falan altından kalktıkları çok sağlam bir öz irade, aşırı güçlü bir kişilik isteyen bir durumdur.
ilacın nasıl işlediğiyle ilgili bir fikir vermesi açısından gönüllü olarak thiopental alan bbc muhabirinin verdiği tepkileri şuradan izleyebilirsiniz

peki neden yakalandığınız gibi sodyum pentotali dayamıyorlar da sizinle günler boyunca uğraşıyorlar?

bu da gandalf neden kartallarla mordor'a gitmedi gibi bir şey. sanırım her esire viali 124 dolar olan bir ilaç enjekte etmek yerine önce ne kadar önemli olduğunu kestirebilmek için biraz bekliyorlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1889 Şam'dan Güzel Bir Hikaye... [Kalenderi-Dehri Gezsen]

'Kadınım- Doğum(Şiir)'... Volkan Konak...

Hangi Marka Hangi Ülkenin... Meraklısına