Kayıtlar

Eylül, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Muhabbet Bağı... [Bi Büyük Şarkı]

'Bi Büyük' özlendiniz... Yakında buluşmak üzere...



58 Saniyelik Klarnet-i-le Uzun İnce Bir Yoldayım...

Resim
çok güzel ama kısa... nefesine sağlık.


'Mutluluk Bir Gülüşle Başlar'...

Resim
"gülmeden geçirdiğin gün kaybedilmiş gündür..." (Charlie Chaplin)

;)


'Ey Özgürlük!'... [İrfan Değirmenci][NU-SE]

Resim
NE YAPTI ULAN BU İNSANLAR?!. NE YAPTI?!... İDOLLERİNİZE, İNANÇLARINIZA, HAKLILIKLARINIZA, PARANIZA, PULUNUZA!!! NE YAPTI ULAN BU İNSANLAR NE YAPTI?!...

Bu Memleketin çocuğuna kurşun sıkan şerefsizlere saygı gösterip bu insanları yok saymak niye?!! Haklarını istiyorlar!!! HAKKIMIZI!..

yok ulan idolüm, görüşüm!!! delirttiniz delirttiniz!!! hak etmeden haksızlık yaptığınız tüm İNSANLARIN yanındayım!!! 


cinnete ramak kala!!! 



'Misak-ı Dombıra'... [Yılmaz Özdil]

cinnet geçirmeye ramak kala!..



"Şubat 1992…
ABD “davet edeceksiniz” dedi, bizimkiler “peki” dedi. Barzani tarihte ilk kez Ankara'ya geldi. Cumhurbaşkanı Özal'ın himayesindeydi, MİT tesislerinde kalıyordu, başbakan Demirel tarafından ağırlandı. Süklüm püklümdü. Kürtçe konuşmasına izin verilmedi, Arapça konuşuyor, tercüman Türkçe'ye çeviriyordu. TC pasaportu verdik, para verdik, silah verdik, buğday verdik, elektriğini vermeye başladık. * ABD öyle istediği için, elimizi vermiştik, şimdi sıra kolumuzu kaptırmaya gelmişti. * Sekiz ay sonra.
Ekim 1992.
Ege'de ortak tatbikat yapıyorduk. Amerikan uçak gemisi Saratoga'dan iki adet sea sparrow füzesi fırlatıldı, Türk muhribi Muavenet'in beyni, köprüüstü vuruldu. Beş şehit verdik, 22 yaralımız vardı. ABD “pardon” dedi, yanlışlıkla vurulduğunu söyledi. * Halbuki, sea sparrowlar “yanlışlıkla düğmesine bastık” denebilecek türden füzeler değildi. Ateşleme için altı aşamadan geçiyordu, komutan onayı şarttı. “At ve unut” tü…

"Uuu Bu Eğitim Sistemi Tam Bir Lunapark Dostum!.." [Gülse Birsel]

fevkalade oldu teog’un aniden hop diye kalkması!
şu an sekizinci sınıfa başlayan öğrenciler hayata öyle bir hazırlanıyorlar ki , ohoo, hepsi çakı gibi olacak.
zira aynı hayat gibi, hiçbir şey belli değil.
her ihtimal yaşanabilir.
plan program yok, gelecek meçhul.
mesela galatasaray lisesi’ni, ne bileyim istanbul erkek lisesi’ni, fen lisesini filan hedefleyen parlak zekâlı genç, sana diyorum! artık hayatın bir kumar! çünkü şimdilik söylenenlere göre o okullar ayrı sınav açacak, ama bu sınavı meb hazırlayacak. teog’da şimdiye kadar yaşananları düşünürsek, bakalım nasıl bir sınav olacak, sonuçları ve başarılı olanlar kime göre, neye göre şekillenecek. ama tabii o okullar ayrı sınav da açmayabilir, belki yarın bir karar verilir ve mülakatla öğrenci alınır, belli mi olur? nasıl adrenalin? bence süper.
sen, anadolu lisesi adayı öğrenci, aniden evinin etrafında başka okul olmadığı için mecburen imam hatip okuluna gitmek mecburiyetinde kalabilirsin mesela. hatta muhtemelen de öyle olacak! zira artı…

TEOG’un Kaldırılmasının Perde Arkası... [odatv/Ezgi Daryürek]

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan talimat verdi, temel eğitimden ortaöğretime geçiş, bilinen ismiyle TEOG kaldırıldı. Üstelik hiçbir yetkilinin fikri alınmadan, hiçbir fizibilite yapılmadan, yerine ne konacağı açıklanmadan, kahvede okey oynayan her vatandaşın durumu yorumlayacağı şekliyle, "bizim zamanımızda TEOG mu vardı” seviyesinde yalnızca bir talimat ile kaldırıldı. Ancak 28 yıllık hayatının 15 senesini, Recep Tayyip Erdoğan'ın hal ve tavırlarını, vereceği yanıtları ya da gündem değiştirmelerini yorumlamakla geçirmiş bir genç olarak, tabi ki Recep Tayyip Erdoğan'ın bir sabah uyanıp, güne neden TEOG'la kavgalı başlamaya karar verdiğini sorgulamak boynumun borcu. Bu noktada karşımıza Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2015-2019 yıllarını kapsayan beş yıllık strateji planı çıkıyor. Plan içerisinde bizzat Bilal Erdoğan tarafından eklenen öğeler barındırıyor. Plana göre İmam Hatip okullarının sayısı arttırılacak, İmam Hatip okullarının tercih eden öğrenci sayısı bir…

Aşk'la... [19.09.2001 - ... ]

İyi ki varsın... Yüreğim...

Sabrın, gülümseyişin, sonsuz desteğin için, ertelediğimiz onca hayallerimize rağmen, gülümseyerek yeni hayaller kurmaya devam ettiğin için, yaşadığımız sıkıntıları görmezden gelmeye çalışarak, haklı bir şekilde, hayatın getireceği olumsuzlukların verdiği korkuyla bazen telaşa kapılsan da, her defasında yüzünde ki gülümsemeyle: "Biz, bunu da atlatırız" diyen güçlü duruşun için, katlanmadan, şikayet etmeden, tüm varlığınla yanı başımda olduğun için teşekkür ederim...  Tüm bunlara nefes olan Aşk dolu Yüreğin için teşekkür ederim... İyi ki Varsın... 


"...Yanı başımda uyuyorsun; tüm tatlılığınla... Tüm gerçekliğinle... Ve yüreğime getirdiğin, yüreğimdeki uyandırdığın Aşk'la... İyi ki Varsın diyorum usulca fısıldayarak kulağına... Yüreğindeki Aşk'la hayattan soyutladığın için beni, benliğime kavuşturduğun için... Sen her yerde ve her şeydesin... Her şeyde... Anlatabileceğim, tarif edebileceğim, edemeyeceğim her şeyde...
İnsanlar dahil hayatın…

Güzel ve 'Doğa'l Haber... 'Doğa İçin Çal' Hatıra Ormanı Açıldı...

Resim
Tebrikler...


Sorular... [Özdemir Asaf]

bir susmayı bakışlarda seslendiren, 
hüzünlü yangınsal aşka döndüren nedir. 

beklemeyi özlemlere süsleyen, 
yalnızlığın kara-ışığını söndüren nedir. 

duyanı ısıtan, kulağını kestiren, güneşe baktıran, 
korkusuzluk denizlerinde yüzdüren nedir. 

saraylarda çılgın eden, kentlerde tek bırakan, 
direklere astırıp üzdüren nedir. 

ne varsa yeryüzünde, ne yoksa 
onunla paylaştıran, böldüren nedir. 

her şeyi, ama her şeyi olağan dışında, 
örneğin bir gülü yeşil gördüren nedir. 

gözlere ışıltılı anlamlar bağlayan, 
yaşamı ölüme güldüren nedir. 

kalabalıklar, kalabalıklar içinden 
kişiyi yüceye sürdüren nedir. 

parça-parça büyümüş bir çocukluğu 
olgunluk aşamalarında yaşatırca öldüren nedir...

Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak'ın Atatürk Anısı...

Resim
ne kadar az kaldınız... böyle güzel düşüncelerden, yüzeysel düşüncelere... yazık!..





"
İstanbul Üniversitesi‘nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm: “Avrupa’ya talebe yollanacaktır.”

”Allah Allah” dedim!

Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa’ya talebe. Lüks gibi gelen bir şey.Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına Atatürk, “Berlin Üniversitesi’ne gitsin.” diye yazmış.…

Vakit geldi, Sirkeci Garı‘ndayım; ama kafam çok karışık.Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzi ismimi çağırdı.“Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var.”

“Benim” dedim. Telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu: “Sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz.”

İmza: Mustafa Kemal

Okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. “Şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme.”…

'Ağzımın Tadı'... [Oktay Rıfat H.]

ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem, 
boğazımda düğümleniyorsa lokma, 
buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa 
alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli, 
yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa, 
denize bile iştahsız bakıyorsam, 
hep bu boyu devrilesi bozuk düzen, 
bu darağacı suratlı toplum.

Geyikli Gece... [Turgut Uyar]

halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta
her şey naylondaydı o kadar
ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
ama geyikli geceyi bulmadan önce
hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk.

geyikli geceyi hep bilmelisiniz
yeşil ve yabani uzak ormanlarda
güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan 
hepimizi vakitten kurtaracak
bir yandan toprağı sürdük 
bir yandan kaybolduk 
gladyatörlerden ve dişlilerden 
ve büyük şehirlerden 
gizleyerek yahut döğüşerek 
geyikli geceyi kurtardık 

evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
üç ev görsek bir şehir sanıyorduk 
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklımıza 
caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
kadınların kocalarını aramasını seviyorduk 
sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden 

''geyikli gecenin arkası ağaç 
ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarında soğuk ay ışığı ''
ister istemez aşkları hatırlatır 
eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş 
şimdi de var biliyorum 
bir seviniyorum düşündükçe bi…