Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kalmak Türküsü... Özdemir Asaf

Resim
"...Bir anlam fırını içinde piştik
Anlamlı güzeli sever gideriz..."
Daha gidilecek yerlerimiz var Şu sohbetini dinler gideriz. Coştukça şarkılar, türküler, sazlar Rakı mı, şarap mı, içer gideriz. Geçse de umudun baharı yazı Gözlerde kalıyor yaşanmış izi Kimseler kınamaz burada bizi Ne varsa hesabı öder gideriz. Söyleyecek sözü olan anlatsın İsterse içine yalan da katsın Yeter ki kendinden, bizden söz etsin Yalanı doğruyu sezer gideriz. Neler gördük neler bu güne kadar Daha gidilecek yerlerimiz var Bizi buralarda unutamazlar Kalacak bir türkü söyler gideriz. Sevgiye var olduk sevdik sevildik Kavgalara girdik öldük, dirildik Bir anlam fırını içinde piştik Anlamlı güzeli sever gideriz.

Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne... Yaşar Kemal

Resim
Doğum günün kutlu olsun...





“siz ne derseniz deyin, ben bıktım. nah burama geldi. neredeyse öfkeden, çaresizlikten boğulacağım. kendimi kandırmaya çalışıyorum. iyi olacak, iyi olacak! başkalarını da kendimle birlikte kandırmaya yöneltiyorum belki, iyi olacak, iyi olacak. ne zaman? çok yakın mı? ya da bin yıl sonra mı? işte onun orası belli değil. ben sadece iyi olacak, diyorum. iyi olacak diyorum ya, siz ona bakın! on yıl, on iki yıl orman yazısı yaz… git şu koskoca anadolunun ormanlarını adım adım dolaş, yıkılmışlığını, yakılmışlığını gör, yurdun çöl olmaya doğru gittiğini gör, on iki yıl durmadan ha yaz, de yaz. hiçbir ses çıkmasın. sen yazdıkça onlar ormanı yok etsinler. sonra, daha iyi olacak, iyi olacak. halkın mağarada yaşıyor, aç, perişan, üstelik de sömürülüyor. yıllar yılı bunu da yaz. toprak reformu de, ağalar de, toprak ölüyor de… hiç mi hiç ses gelmesin. dünya sağır olsun… sonra sen gene durmadan bağırtını sürdür. buna can mı dayanır. bu memleketin canına okuyan yobaz yasa…

Anlar...Jorge Luis Borges

Sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer, oturup saymazdım eski yanlışlarımı. Kusursuz olmaya çalışmaz, rahat bırakırdım yüreğimi. Neşeli olurdum, geçmişte olmadığım kadar, ve elbette çok daha coşkulu olurdu sevdalarım, içine de yeterince ciddiyet katardım. Bu denli temiz, titiz olmazdım hiç, öyle bir şansım olsaydı eğer. Hiç çekinmezdim daha fazla riske girmekten de... Daha çok yolculuklara çıkar, gün doğumlarını kaçırmazdım asla; hele dağlara tırmanmanın, ırmaklarda yüzmenin keyfini... Hiç bilmediğim yerlere giderdim, gidebildiğimce. Doyasıya dondurma yer, boşverirdim kuru nimetlere.
Öyle bir şansım olsaydı eğer, dertlerim de yalnızca düşlerin değil, yaşamın gerçeğini taşırdı. İşte onlardan biriydim ben ömrü boyunca hani, her saniyesini verimli kılmaya çalışan insanlardan biri. Ama aynı an’lara yeniden geri dönebilseydim eğer, yalnızca iyi ve güzel olanları tatmak isterdim, mutlu an’ları…
Farkında değilseniz hâlâ, öğrenin artık: Yaşam an’lardan oluşur, sadece anlardan, ŞİMDİ’yi yakalayın. Yanında termomet…

Eski Bir Tapınak Yazıtı...

gürültü ve patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.

başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış.

sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun,

bağışla ve unut. ama kimseye teslim olma.

içten ol; telaşsız,kısa ve açık seçik konuş. başkalarına da kulak ver.

aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü,dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.

işinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki dayanağın odur.

seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. işini öyle seveceksin ki,

başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.
olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. sevmediğin zaman sever gibi yapma.

çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. insanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz.

unutma; insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzu…

Şükrü Erbaş'ın Ülkede İnfial Yaratan Şiiri: Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz... [EkşiŞeyler]

Resim
kaynak: https://seyler.eksisozluk.com/sukru-erbasin-ulkede-infial-yaratan-siiri-koyluleri-nicin-oldurmeliyiz?utm_source=t.co&utm_medium=post&utm_term=post&utm_campaign=Bundle&utm_medium=referral&utm_source=Bundle


Şükrü Erbaş tarafından yazılan "Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz" adlı şiir ve ardından yaşananlar...
Öncelikle o şiirköylüleri niçin öldürmeliyiz ?
çünkü onlar ağırkanlı adamlardır.
değişen bir dünyaya karşı
kerpiç duvarlar gibi katı
çakır dikenleri gibi susuz
kayıtsızca direnerek yaşarlar.
aptal, kaba ve kurnazdırlar.
inanarak ve kolayca yalan söylerler.
paraları olsa da
yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
herşeyi hafife alır ve herkese söverler.
yağmuru, rüzgarı ve güneşi
birgün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
düşünemezler...
ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
topraklarını
büyütmeye çalışırlar. köylüleri niçin öldürmeliyiz?
çünkü onlar karılarını döverler
seslerinin tonu yumuşak değildir
dışarıda ezildikçe içeride zulüm kesilirler.
gazete okumaz ve haksızlığ…

İyi İnsanların Ortak Özellikleri...

bu kişilerin empati yeteneği oldukça yüksektir. çoğu kişinin gözardı ettiği durumlara dikkat kesilebilirler. örneğin sokak çocukları, açlık, savaş gibi durumlar karşısında diğer insanlara oranla daha fazla üzülürler. duygusal olarak zayıf değillerdir ancak hassastırlar. insanlara yardım konusunda ellerinden geleni yapmak isterler. diğer insanların yerine kolayca kendilerini koyabilir, onları iyi anlarlar.

karşılarındaki insanı gerçekten dinlerler. konuştukları kişinin eğer bir sorunu varsa bu soruna yardım edebilmeyi içtenlikle dilerler. öylesine ve geçiştirmek için yapılan sohbetler onlara göre değildir. sohbetlerinde derinlik ararlar ve bu sebeple kısa ve üstünkörü sohbetler onlara pek zevk vermez. insanlarla manalı konuşmalar içinde bulunmak isterler.

yaptıkları iyilikleri göstermeye çalışmazlar. eğer birine bir yardımda bulunmuşlarsa, bunu kendilerine saklamak isterler. gösteriş için yapılan yardım onlara göre değildir ve bu durumu yanlış bulurlar. bunun yanı sıra yardımda bulundukl…

Hayatınızda Olmaması Gereken İnsanlar...

1. sizi strese sokan kişiler.
stres her zaman kötü bir şey değildir. sizi harekete geçmeye motive ediyorsa sağlıklı bir şeydir.
ancak sizi insanlar değil, olaylar strese sokmalıdır. hayatınızda sizi sürekli olarak strese sokan insanlar varsa, zihniniz size onları hayatınızdan çıkarmanızı söylüyor demektir.

2. sizi kullanan kişiler.
adeta bir parazit gibi bizden beslenen kişileri eleyin. bu tür insanların hayatınızda yeri olmamalıdır. onları yeni yıla götürmeyin.

3. size saygı duymayan kişiler.
saygılı insanlar saygı gösterilmeyi de hak eder. hayatınızda sizin onlara gösterdiğiniz saygıyı size göstermeyen kişiler varsa onları kendinizden uzaklaştırın.

4. sizi daima kıran kişiler.

bazen insanlar bizi kırdıkça biz onlara hayatımızda daha çok yer veririz. hayatımızdaki kişiler değer verdiğimiz ve bize değer veren insanlardır-ya da öyle olmalıdır- bu nedenle sizi sürekli olarak kıran insanları hayatınızdan çıkarın. acı, ancak size bir ders verirse iyidir. bu durumda ders, başkalarının sizi kum tor…

Bir Gün Sabah Sabah... Turgut Uyar [22 Ağustos 1985]

Resim
Ruhun daim şad olsun Güzel İnsan...



BİR GÜN SABAH SABAH
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, 
Uykudan uyandırsam seni: 
Ki, sisler daha kalkmamıştır 
Haliç ten. 
Vapur düdükleri ötmektedir. 
Etraf alacakaranlık, 
Köprü açıktır henüz. 
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam... Yolculuğum uzun sürmüş oldukça 
Gece demir köprülerden geçmiştir tren. 
Dağ başında beş-on haneli köyler, 
Telgraf direkleri yollar boyunca 
Koşuşup durmuş bizle beraber. 
Şarkılar söylemişim pencereden. 
Uyanıp uyanıp yine dalmışım. 
Biletim üçüncü mevki, 
Fakirlik hali. 
Lüle taşından gerdanlığa gücüm yetmemiş, Sana Sapancadan bir sepet elma almışım. Ver elini haydarpaşa demişiz, 
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl, 
Hava hafifden soğuk, 
Deniz katran ve balık kokulu. 
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya, 
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu... 
Bir gün sabah sabah kapıyı vursam, 
-Kim o dersin uykulu sesinle içerden. Saçların dağınıkdır, mahmursundur. 
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim, 
Bir sabah vakti kapıyı çalsam, 
Uykudan uyandırsam seni, 
Ki, d…

Schopenhauer ve Freud’un Kirpi İkilemi

Resim
Kirpiyi Bulmak

1909 yılında Amerika’dan nefret eden ve oraya hiç gitmeyen Sigmund Freud, evinde purosunu yaktığı anda birden şöyle söyledi: “Amerika’ya gideceğim, vahşi oklu kirpileri görüp, birkaç da konferans vereceğim.” Herkesi şaşırtan cümlesinden sonra ise durumu biraz açıklığa kavuşturacak açıklamayı yaptı: “Büyük hedefleriniz varsa, dikkatinizi fazla gayret gerektirmeyen ikinci bir hedefe yoğunlaştırmak, korkunuzu azaltır.”

Kirpi mevzusunun çıkış sebebine bakacak olursak, Arthur Schopenhauer’in 1851’de yayınlanan Parerga ve Paralipomena: Kısa Felsefi Denemeler eserinin 396. bölümüne denk geliriz. Schopenhauer eserinin bu bölümünde kirpilerin soğuk bir zamanda düştükleri çıkmazı anlatır.

“Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları …

İstisna Olarak, Müstesna Bir Öğretmenin Çaresizliğini Anlattığı Mektubu... [2005 Yılından]

İstisna olarak, müstesna bir öğretmenin çaresizliğini anlattığı mektubu... (2005 yılından)

not: bir kaç sitede paylaşıldığını gördüm; yazılan bir yoruma takıldım; "çocuksu romantizm"... Şu an ki dünya halinin ...tanlığını özetleyen iki kelime... İyiye dair seslendirilen, istenen, savunulan her şey çocuksu romantizm. Gerçek, acımasız; bunlara göre... Acımasız olan gerçek değil, sizin düşünceleriniz ve düşüncelerinizin bu hale getirdiği ...tan dünya!.. 

(üç nokta ile ifade etmeme rağmen, yine de kusuruma bakmayın lütfen)
**********************


Merhaba! 

İstanbul’da bir lisede öğretmenlik yapıyorum. Çalıştığım okul, çoğunluğu Anadolu’nun en ücra köylerinden gelip yerleşen (yerleşemeyen) insanların oturduğu bir çevrede. 

Etrafımız gecekondu mahallesi. Gecekondu olmayan yerlerde de derme çatma binalar var. 

İstanbul’un pek çok yerinde artık görmeye alıştığımız bir manzara var aslında burada da. Sözünü ettiğim yerleşim yerinin 5 dakikalık mesafesinde modern bir alışveriş merkezi var! Ata…

Dünyanın En Tuhaf Mahluku... [Nazım Hikmet]

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
           beş değil,
                      yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
                            deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
                                    senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
                      kabahat senin,
                                     — demeğe de dilim varmıyor ama —
                      kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

                                                                                                    1947

Bilginin Cehaleti Üzerine... [Şems-i Tebrizi]

Resim
Hayatın içinde öyle çok uygulamaya çalışıyoruz ki bu yazılanları; bazen zor oluyor... Değer verip önemsediğin insanların umursamaz bir şekilde, sığ düşüncelerinin peşinde gitmesi zoruna gidiyor... Her şeye rağmen yapılana razı olamasak da, havale etmek gerekiyor; sessizce...
























Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın…
Bildiklerini unut.
Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla.
Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et…
Gıybet etme sakın, bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker.
Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın.
Birini ne kadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar.
Kainatın matematiğidir.
Bir koyar, bir alır insan.
Bilmeden kendi hesabını dürer
Hiçbir konuda emin olma kendini ayrıcalıklı sayma.
Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhreti…

Türkiye'deki Apartmanların Karaktersizliğini Gözler Önüne Seren Çarpıcı Bir Yazı... [EkşiŞeyler]

Resim
*konu düzeltilmeden alıntıdır; bazı kısımlarında küfür içerir.

Sözlük yazarı ''soner bastiat'' ülkemizdeki apartman mimarisinun durumunu kendine has diliyle anlatmış.
özellikle avrupa'ya falan gidenler fark etmişlerdir, hangi sokağa girsen mutlaka güzel binalarla, evlerle karşılaşırsın. turistik yerlerden, müze binalarından falan bahsetmiyorum. sıradan insanların oturduğu bir apartmanın bile kendine has bir çizgisi ve estetiği vardır. mesela isviçre'deki en düşük gelir grubuna ait kantonlardan birinin (glarus) herhangi bir sokağına rastgele bir uçuş gerçekleştirelim; glarus Glarus
yani türkiye'deki karşılığı güneydoğu anadolu bölgesi falan oluyor. ama ben karşılaştırmak için o bölge yerine türkiye'nin en zengin şehrindeki en zengin semtlerinden birine uçacağım (istanbul-etiler'e); etiler Etiler
dikkat edin sizi çağlayan'a falan götürmedim. yani şuraya da götürebilirdim; caglayan ama götürmedim. Çağlayan
elbette bu yabancıların kötü sokakları, kötü bina…