Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yerçekimi Bir Anda Ortadan Kalksaydı?..

Resim
ekşisözlük'ten 'un kısa ve net açıklamasıyla...



yerçekimi bir anda ortadan kalksaydı en dayanıklı insan bile maksimum 15 saniye sonra bilincini kaybederdi ve sonrasında ölmesi 1 dakikayı almazdı. 

çoğumuzun düşünmüştür: dünyada yer çekimi bir anda yok olsaydı neler olurdu? hepimiz ve her şey uçmaya başlardı, insanlar eşyalar, arabalar falan? kendimizi uzayda gibi hissederdik, bir yerden bir yere uçarak gidebilirdik diye düşünüyorsunuz değil mi? 

cevap veriyorum: değil

yerçekimi yok olduğunda üzerimizdeki hava basıncı da bir anda ortadan kalkardı çünkü havayı dünyaya doğru çekecek bir kuvvet kalmazdı. sanki sıkıştırılmış bir yayı serbest bırakmışsınız gibi, hava kütlesi bir anda uzaya doğru genişlerdi. bunun sonucunda görülmemiş fırtınalar saniyeler içinde her şeyi yıkardı. insan vücudu üzerindeki hava basıncı kalkınca kanımız kaynamaya başlar ve en geç 15 saniye sonra bilincimizi kaybederdik. 1 dakika dolmadan ise ölmüş olurduk. okyanuslar üzerindeki hava basıncı kalkacağ…

Ay'a Farklı Bir Bakış ve 'İnsan'lığın Farkedildiği Özel Anlar...

Resim
Harika... Videodakilerin o an'da ki ruh hallerini hissedebilirsiniz...



16.yy'da Çizilmiş Bir Resmin Buruk Hikayesi... [Albrecht Durer]

Resim
Bu resmi çizen 1471-1528 yılları arasında yaşamış Albrecht Durer isimli bir ressam. 18 çocuklu bir ailenin resimle ilgilenen 2 erkek çocuğundan biri. İki kardeşin de resme karşı olağanüstü bir ilgileri ve yetenekleri var.

Her ikisi de sanat okuluna gidip büyük bir ressam olma hayali kuruyorlar. Aile ise bu durum karşısında çaresiz. Madencilik yaparak geçinmeye çalışıyorlar ve karınlarını zor doyurabilmekteler. Bu durum karşısında iki kardeş kendi aralarında kura çekmeye ve kazananın sanat okuluna gitmesine, geride kalanın daha çok çalışıp diğer kardeşi okutmasına yönelik bir karar alıyorlar. Albert ve Albrecht arasındaki bu kurada okula giden dönüşte diğer kardeşi okuması için okula gönderecek ve kendisi de madende çalışacaktı. Kurayı kazanan Albrecht okula gider ve bütün öğretim görevlilerini kendine hayran bırakarak çok büyük başarılar elde eder. Okulu birincilikle bitirdiğinde yöredeki bütün okullarda ismi bilinmektedir. Eve büyük bir gururla döner. Ailesi Albrecht onuruna güzel bir…

'Ayrıcalık' Kavramını Anlamak...

Resim
"Yorumsuz"...


Yok Geri Dönmek... Ceza

Resim
Klip, film gibi...

(klipteki hikayenin ne anlattığını yazmış bir arkadaş, bilemiyorum gerçek hikayemi ama yazdıkları mantıklı geldiği için ekliyorum.)


"...* Televizyonda savaş çıktığını duyan bir genç , askere çağrılacağını  anlar.

*Bunu sevdiği kıza nasıl anlatacağını bilmeden stresle ve endişeyle yola koyulur.
*Stresi ve tedirginliği o kadar büyüktür ki kısacık yol ,uzun yıllara bedel bir hal alır.
*Yol boyunca geri dönemeyeceğini ve ona kavuşamayacağını düşünmekten ruhen yaşlanır.
*Sevdiğinin yanına geldiğinde ona  sarılacak mecali dahi kendinde bulamaz.
*Çünkü onun kollarında ölmüştür..."






Sözler:

Bir sıra diziler beyninin ebesini beller
Gençliğin beynini yerler
Gözdeki ferler, söndü neferler, gördü fenerler
Yandı karanlık ortamlar aydınlansın, karşıki dağlar
Geçmiş çağları senfonim aydınlatsın
Marş hadi ağalar, kan dolu bağlar, bas yere sağlam
Sitem yapma lan, yakında başlarsa kitap yakmalar şaşırmam
Bırak ağlatmayı da ol didaktik, o kolpa taktikle gelme düşman
İki katı anlatır iki zaman…

Dizilerin Verdiği - Subliminal - Mesajlar...

...

1. istemediğin biriyle evlendiysen ona ihanet edebilir, başkasıyla aşk yaşayabilirsin.

2. kötü bir olaydan sonra içki içip etrafı dağıtmalısın.

3. sevdiğin kişi başkasıyla evlendiyse onların yuvasını bozmalısın.

4. kötüler daima güçlüdür iyiler ezilmeye mahkumdur.

5. her dizide yeni elbiseler, ayakkabılar olmalı, alışveriş için hep lüks yerler tercih edilmelidir.

6. evde ilgi görmeyen adam dışarıda karısını aldatmalı ve bütün suç kadına yüklenmeli, adamın yaptığı da masum gösterilmelidir.

7. gençlerin mutlaka sevgilisi olmalı, lise ve orta okul seviyesinde olsa bile çıktığı biri olmalıdır.

8. birbirlerinin kuyusunu kazan insanlar, hep maskeler ile dolaşmalı ve suç daima bir iki kişinin üzerine yıkılmalı

9. kavga eden, şiddet uygulayan, hırsızlık ve gasp yapan baş rol oyuncuları güler yüzlü, yakışıklı olmalı ve hep haklı nedenlerle yapmalı.

10. anneler hep despot olmalı, babalar ise daima sert ve anlayışsız olmalı. çocuklar her zaman haklı olmalı.

11. kaynanalar hep kötü rol oynamalı, sürekli…

İyi ki Geçtin Bu Dünyadan... [Sait Faik Abasıyanık]

Resim
kelimelerle tarif edemediğim 'üstad'... Yürekte öyle bir yere dokunuyor ki, müthiş bir ferahlık, aydınlık eşliğinde sonsuz bir gülümseme ve umut... Sonra, hayatın akışında baş başa kalınca sahteliklerle, garip ve sessiz bir çığlık boğazda düğümlenip kalıyor... İyi ki geçtin bu dünyadan Sait Faik Abasıyanık...


ekşisözlük'ten kısa kısa alıntılarla... (yazarların yorumlarıyla)




"sana koşuyorum bir vapurun içinden 
ölmemek, delirmemek için. 
yaşamak; bütün adetlerden uzak 
yaşamak.."

sevmekle de hiçbir şeyin başlayamadığını öğrendiğimde delirip ölmemişsem seni okumuş olmamdandır bu yaşama halim.
ıyi ki doğdun ve sevdin.




***

''(...)
bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere
mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
oğlu bir şiir okusa
karacaoğlan'dan
orhan veli'den
yunus'tan, yunus'tan...''

iyi ki doğdun... iyi ki geçtin bu dünyadan iyi ki!



***

"…

Tolga Karaçelik'in 2018 Yapımı 'Kelebekler' Filminde Geçen Bir Sahne...

Resim
alıntı: ekşisözlük'te cahil dahi paylaşmış; eklemek istedim buraya ;)




"...yağmur yağmayan köye, köylüler yağmur duası istiyor. fakat köyün imami, reformist bir yapıya sahip ve dindeki bir çok uygulamayı sorgulamaktadır. hocayı bir türlü yağmur duasına götüremem köylü muhtarın zorlamasıyla köy kahvesinde konuyu tartışır.

......imam --muhtar,kahvede diğer oturanlar
.....yav ben yapamam muhtar.  -nasıl yapamam hocam ... yav ben yapapam.benim durumumu biliyorsunuz.yav yağmur duası diyorsunuz allah aşkına ... yani allah bu köye yağmur yağdırsın diyorsunuz öyle mi? - evet diyoruz  ...yav hadi diyelim bizi duyuyor,hadi diyelim her şeyi duyuyor ve her şeye cevap veriyor...yav sen koca evreni yaratmışsın...yav o evrende kaç tane galaxy var, kaç tane gezegen var. bizim gibi...hepsini bir kenera bırak gel hasanlar'a( köy ismi) yağmur yağdır...yav bunlarlamı uğraşsın...yav allah neden ilgilensin sizin yağmurunuzla... - yav sen ne saçmalıyon hoca .... yav bu bir denge meselesi kardeşim.hasanlar…

Ne İsterseniz Onu Yaşarsınız!..

ağzımızdan çıkan kelimelerin etkisi o kadar büyük ki...

1. yapamam: tüm yapabilme imkanlarınızı kısıtladınız. başaracak güce sahip olsanız da artık başaramazsınız.

2. olmaz: olabilecek olan tüm olasılıkların önüne bir set çektiniz. olabilecek olasılıkları da devre dışı bırakarak bloke ettiniz. artık ne yaparsanız ne kadar çabalarsanız çabalayın sistem devre dışı. yapamazsınız.

3. değişmez: böyle geldi böyle gider zihniyeti. yapacak hiçbir gücünüz de kalmadı. hatta daha da çektiniz negatiflikleri.

4. her şey çok kötü: işte tüm iyi olasılıkları ve imkanları sildiniz. hepsi uçtu gitti.

5. güvenmem kimseye ve hiçbir şeye: güvene dayalı tüm kapıları kapattınız. tüm güven veren şeyler sizden uzaklaştı gitti.

6. sevmem: kalp merkezi tüm sevgi iletişimine dayalı şeylere kapandı. kalp merkezi, duygular, hisler, sevgiye dair, sevgiye dayalı olan her şeye kapandı.

7. inanmıyorum: hiçbir şeyin dolduramayacağı bir boşluk oluşturdunuz.

8. şanssızım: talihsizlikler yakanızı bırakmaz. işleriniz ters gider, o…

Gerçek Kalp Ağrısının Fakirlik Değil Garibanlık Olduğunu Kanıtlayan Buruk Bir Üniversite Anısı... [EkşiŞeyler]

Resim
... konuda geçen aksaray'da ki 'ezgi müzik', gülümsetti. 95-98 aralarında sık sık uğrayıp neredeyse maaşımın yarısını bıraktığım güzel bir dükkandı; çalışanlarının gülümseyen yüzleriyle... 





Türkiye'de öğrenci olmanın zorluğunu da anlatan bu hikayenin burukluğu, garibanlık denen şeyi bir daha düşündürüyor.


biz 90'ların sonuna yetişmiş üniversiteliler, tek fitilli kadife pantolon, 2 şile bezi gömlek ve 2 el örgüsü hırka ile anadolu'nun her şehrinden akın akın gelmiştik siyasala.

işaret ve orta parmak arası, ucuz sigaradan sararmış olurdu, esmer erkeklerin bıyık uçları bile tütünden sararırdı.

para değil dürüme, memleketten gelen tarhanaya katık edecek ekmeğe bile yetmezdi ay sonları.

tüm şehrin, öğlen yemeği en ucuz üniversitesinde, öğlen yemeği başlar başlamaz bir jeton atar yemek yer, 2 saat sonra yemek bitmeden bir tur daha yer, aha o yemekle günü gün ederdik. yemek 2500 tl idi. 2500 tl madeni bir paraydı.

ama kantinden hep masadaki insan sayısı kadar çay alırdık. p…

'Emanetin Baş Tacımız'... Kutlu Olsun Cumhuriyetimiz, Bayramımız...

Resim
'Emanetin Baş Tacımız'... Kutlu Olsun Cumhuriyetimiz, Bayramımız...












Solgun Bir Gül Dokununca... Behçet Necatigil

Çoklarından düşüyor da bunca
Görmüyor gelip geçenler
Eğilip alıyorum
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ya büyük şehirlerin birinde
Geziniyor kalabalık duraklarda
Ya yurdun uzak bir yerinde
Kahve, otel köşesinde
Nereye gitse bu akşam vakti
Ellerini ceplerine sokuyor
Sigaralar, kâğıtlar
Arasından kayıyor usulca
Eğilip alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ya da yalnız bir kızın
Sildiği dudak boyasında
Eşiğinde yine yorgun gecenin
Başını yastıklara koyunca.

Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
En çok güz ayları ve yağmur yağınca
Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
Uzanıp alıyorum kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
Akşamlara gerili ağlara takılıyor
Yaralı hayvanlar gibi soluyor
Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
Yollar, ya da anılar boyunca.

Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Kalmak Türküsü... Özdemir Asaf

Resim
"...Bir anlam fırını içinde piştik
Anlamlı güzeli sever gideriz..."
Daha gidilecek yerlerimiz var Şu sohbetini dinler gideriz. Coştukça şarkılar, türküler, sazlar Rakı mı, şarap mı, içer gideriz. Geçse de umudun baharı yazı Gözlerde kalıyor yaşanmış izi Kimseler kınamaz burada bizi Ne varsa hesabı öder gideriz. Söyleyecek sözü olan anlatsın İsterse içine yalan da katsın Yeter ki kendinden, bizden söz etsin Yalanı doğruyu sezer gideriz. Neler gördük neler bu güne kadar Daha gidilecek yerlerimiz var Bizi buralarda unutamazlar Kalacak bir türkü söyler gideriz. Sevgiye var olduk sevdik sevildik Kavgalara girdik öldük, dirildik Bir anlam fırını içinde piştik Anlamlı güzeli sever gideriz.

Sevmek, Sevinmek, İyi Şeyler Üstüne... Yaşar Kemal

Resim
Doğum günün kutlu olsun...





“siz ne derseniz deyin, ben bıktım. nah burama geldi. neredeyse öfkeden, çaresizlikten boğulacağım. kendimi kandırmaya çalışıyorum. iyi olacak, iyi olacak! başkalarını da kendimle birlikte kandırmaya yöneltiyorum belki, iyi olacak, iyi olacak. ne zaman? çok yakın mı? ya da bin yıl sonra mı? işte onun orası belli değil. ben sadece iyi olacak, diyorum. iyi olacak diyorum ya, siz ona bakın! on yıl, on iki yıl orman yazısı yaz… git şu koskoca anadolunun ormanlarını adım adım dolaş, yıkılmışlığını, yakılmışlığını gör, yurdun çöl olmaya doğru gittiğini gör, on iki yıl durmadan ha yaz, de yaz. hiçbir ses çıkmasın. sen yazdıkça onlar ormanı yok etsinler. sonra, daha iyi olacak, iyi olacak. halkın mağarada yaşıyor, aç, perişan, üstelik de sömürülüyor. yıllar yılı bunu da yaz. toprak reformu de, ağalar de, toprak ölüyor de… hiç mi hiç ses gelmesin. dünya sağır olsun… sonra sen gene durmadan bağırtını sürdür. buna can mı dayanır. bu memleketin canına okuyan yobaz yasa…

Anlar...Jorge Luis Borges

Sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer, oturup saymazdım eski yanlışlarımı. Kusursuz olmaya çalışmaz, rahat bırakırdım yüreğimi. Neşeli olurdum, geçmişte olmadığım kadar, ve elbette çok daha coşkulu olurdu sevdalarım, içine de yeterince ciddiyet katardım. Bu denli temiz, titiz olmazdım hiç, öyle bir şansım olsaydı eğer. Hiç çekinmezdim daha fazla riske girmekten de... Daha çok yolculuklara çıkar, gün doğumlarını kaçırmazdım asla; hele dağlara tırmanmanın, ırmaklarda yüzmenin keyfini... Hiç bilmediğim yerlere giderdim, gidebildiğimce. Doyasıya dondurma yer, boşverirdim kuru nimetlere.
Öyle bir şansım olsaydı eğer, dertlerim de yalnızca düşlerin değil, yaşamın gerçeğini taşırdı. İşte onlardan biriydim ben ömrü boyunca hani, her saniyesini verimli kılmaya çalışan insanlardan biri. Ama aynı an’lara yeniden geri dönebilseydim eğer, yalnızca iyi ve güzel olanları tatmak isterdim, mutlu an’ları…
Farkında değilseniz hâlâ, öğrenin artık: Yaşam an’lardan oluşur, sadece anlardan, ŞİMDİ’yi yakalayın. Yanında termomet…

Eski Bir Tapınak Yazıtı...

gürültü ve patırtının ortasında sükunetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.

başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış.

sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun,

bağışla ve unut. ama kimseye teslim olma.

içten ol; telaşsız,kısa ve açık seçik konuş. başkalarına da kulak ver.

aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü,dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.

işinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki dayanağın odur.

seveceğin bir iş seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. işini öyle seveceksin ki,

başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.
olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. sevmediğin zaman sever gibi yapma.

çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. insanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz.

unutma; insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzu…